Mus’ab b. Umeyr (r.a.) İmanı İçin Nelerden Vazgeçti?

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi'nin anlatımıyla: Mus’ab b. Umeyr’in (r.a.) hayatı, modern dünyada kalbini korumak isteyenler için manevi bir rehber sunuyor.

İslam’ın ilk öğretmeni Mus'ab bin Umeyr’in varlıktan şehadete uzanan hayatı, dünya nimetlerine aldanan modern insan için fedakarlık ve samimiyet ekseninde manevi bir kurtuluş reçetesi sunuyor.

ZENGİNLİKTEN ŞEHADETE MUS’AB BİN UMEYR (R.A.)

Fedakârlık denince akla gelen aziz sahabelerden biri de Mus’ab bin Umeyr’dir (r.a.). Kendisi, Mekke’nin en zengin ve şerefli ailelerinden birine mensuptu; en güzel elbiseleri giyer, en pahalı kokuları kullanırdı. Güzelliğiyle dillere destan olduğu için Mekke halkının ilgisi hep üzerindeydi. Ancak o, tüm bu lüksü elinin tersiyle iterek Allah yoluna baş koydu ve Medine’ye giden ilk Kur’an muallimi oldu.

Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: "Biz Peygamber Efendimiz ile birlikte mescitte otururken, Mus’ab bin Umeyr çıkageldi. Üzerinde kürk parçalarıyla yamanmış eski bir hırkasından başka hiçbir şeyi yoktu. Allah Resulü (s.a.v.), Mus’ab’ın Mekke’deki nimetler içindeki eski halini hatırlayıp şimdiki mahzun halini görünce, gözyaşlarına hakim olamayarak ağladı."

Sırf Resulullah’ın (s.a.v.) yanında olabilmek adına her şeyden vazgeçen Mus’ab, nihayetinde Uhud’da şehit düştü. Peygamber Efendimiz, Uhud şehitleri için şöyle buyurmuştur: "Ey ümmetim! Gelin bunları ziyaret edin ve onlara selam verin. Kıyamete kadar kim gelip onlara selam verirse, onlar da selama karşılık verirler." Bizler zahiren duymasak da gönül kulağımızla o selamı iade ettiklerine inanıyoruz.

Manevi Bir Terapi: Sahabe Hayatları Resulullah (s.a.v.), bir gün ashabına şu soruyu sordu: "Birinizin sabah ayrı, öğleden sonra ayrı güzel elbiseler giydiği; sofrasından bir tabağın kaldırılıp diğerinin konduğu; evlerinizin Kâbe gibi örtülere büründüğü lüks günlere ulaştığınızda haliniz nice olur?"

Sahabeler, "Tabii ki o gün halimiz bugünden daha iyi olur; geçim derdimiz kalmaz, kendimizi tamamen ibadete veririz," dediler. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şu uyarıyı yaptı: "Bilakis, bugün siz o günden daha hayırlı durumdasınız." Çünkü bazen imkanlar çoğaldıkça insan kalbini kaybeder. Asıl mesele, dünya nimetleri önümüze serildiğinde o kalbi muhafaza edebilmektir.

Sonuç olarak; İbadetlerde gevşediğimizde, uyku tatlı geldiğinde veya mal sevgisi ağır bastığında başvuracağımız en büyük tedavi "Asr-ı Saadet" iklimiyle buluşmaktır. Sahabe-i Kiram'ın hayatları bizler için manevi birer terapidir. Onlar İslam'ı teorik bir bilgi olarak değil; mallarıyla, canlarıyla ve takvalarıyla bizzat yaşayarak gösterdiler. Bizler ve evlatlarımız, meclislerimizi onların hayatlarıyla süslemeli, bu yaşanan İslam modelini kendimize rehber edinmeliyiz.

Rabbimiz bizleri sahabe-i kiramı yakından tanımaya ve dinini onların ahlakıyla yaşamaya muvaffak eylesin.