Mümin Suresi 4. Ayet Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Mümin Suresi 4. ayetin Arapça metni, meali ve tefsiri üzerinden inkârın tehlikesi, Kur’an’a karşı tartışmanın mahiyeti ve ahiret karşılığı anlatılıyor.

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

KUR’AN AYETLERİ HAKKINDA TARTIŞMANIN TEHLİKESİ

Mümin Suresi 4. Ayet Arapça:

مَا يُجَادِلُ ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ

Mümin Suresi 4. Ayet Meali:

İnkâra sapanlardan başkası Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaya girişmez. Onların şehirden şehre rahat rahat dolaşabilmesi seni yanıltmasın. (Mümin, 40/4)

Bilgi:

Kur’an hakkında bilgisizce tartışmaya girmek onu hükümsüz ya da etkisiz kılmak için mücadele etmek, inkârcı bir tavırdır. Bu tür davranışlar içinde olanları Allah’ın dünyada cezalandırmaması, onlara doğru yolu bulmaları için mühlet vermesindendir. Verilen mühlet içinde yanlıştan dönmeyenlerin cezası ahirette verilecektir. Zira Allah mühlet verir, ancak asla ihmal etmez.

Mesaj:

  1. Dünya hayatının nimeti de külfeti de geçicidir. Ebedî olan ahiret hayatıdır.
  2. Müslümanların görevi Kur’an’ı anlamaya çalışmak ve bunun için gayret göstermektir. Kur’an’ı inkâr edip onun hakikatini ortadan kaldırmak için mücadele etmekse kâfirlerin özelliğidir.

Kelime Dağarcığı:

İnkâr: Din adına tebliğ ettiği hususlarda peygamberi tasdik etmemek, ona inanmamak.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Mümin Suresi 4. Ayet Tefsiri:

  1. Kâfirlerden başkası Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaya girişmez. Öyleyse onların sırf nefsânî arzularla diyar diyar dolaşması seni aldatmasın!

Allah’ın âyetleri hakkında mücâdele etmek, yersiz ve mânasız itirazlarla onlar hakkında tartışmak ve onları başkalarını şüpheye düşürecek şekilde tevile kalkışmak küfürdür. Böyle yapanlar, ancak inkâr edenlerdir. Çünkü bu, kalbe sinen küfrün ve Allah’a olan düşmanca tavrın açık bir göstergesidir. Zira dürüst bir insan muhalif olsa bile, karşısındaki kişinin doğru olan sözünü kabul eder.

Fakat kötü niyetli bir insan, muhalif olduğu kimseyi sırf yenilgiye uğratabilmek için doğruluğu kesin ve açık bir sözü bile yanlış görmeye çalışır. Bunun içindir ki, kâfirlerin bu inatkarâne mücâdeleleri karşısında, Kur’ân-ı Kerîm’in hakîkatlerini açıklamak, müşkillerini gidermek, müteşâbihlerini aydınlatmak, inkârcıların aleyhteki itirazlarını cevaplandırmak ve böylece mü’minin ilim, irfan, ahlâk ve adabına yaraşır bir şekilde mücâdele etmek en büyük bir cihattır. Mü’minler bu cihattan geri durmamalıdırlar.

Allah bu hususta onlara yardımcı olacaktır. Nitekim Hz. Nûh’un kavmi ve ondan sonra gelen toplumların durumu bu hususta ilâhî adâletin nasıl tecelli ettiğinin açık belgeleridir. Onlar da peygamberlerini yalanladılar, hatta onları öldürüp yok etmeye azmettiler. Bir kısım bâtıl iddialar ileri sürerek, onlar vasıtasıyla hakkın ayağını kaydırma, yıkıp ortadan kaldırma yolunda ciddi mücadeleler verdiler.

Fakat netice şu oldu: Allah onların hepsini kıskıvrak yakalayıp helak etti. Peygamberleri o zalimlerin elinden selâmete eriştirdi. İşte bu gerçek, bundan böyle de Allah’ın ayetleriyle mücâdele edeceklere mühim bir uyarı ve açık bir tehdittir.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com