Mümin Suresi 19. Ayet Ne Anlatıyor?
Mümin Suresi 19. ayetin Arapça metni, meali ve tefsiri kapsamında; Allah’ın gözlerin hain bakışlarını ve kalplerin gizlediklerini bildiği mesajı ele alınıyor.
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:
GÖZLERİN VE KALPLERİN SIRRINI ALLAH BİLİR
Mümin Suresi 19. Ayet Arapça:
يَعْلَمُ خَٓائِنَةَ الْاَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ
Mümin Suresi 19. Ayet Meali:
Allah, gözlerin kötü niyetli bakışını ve kalplerin sakladıklarını bilir. (Mümin, 40/19)
Bilgi:
Hiçbir şey Allah’ın bilgisi dışında değildir. Allah, insanın gözünün haramda olmasından da, bakılması caiz olmayan şeylere bakmasından da, aklından geçirdiği duygu ve düşüncelerinden de haberdardır. Ancak davranışa dönüşmeyen düşüncelerden dolayı sorumluluk yoktur. Günah olan şeyleri terk etmekten dolayı ise sevap vardır. Çünkü sevap yalnızca yapılan şeylerden değil, Allah’ın rızasına uygun olmadığı için terk edilen şeylerden dolayı da kazanılır.
Mesaj:
- Allah her anımızda bizimledir, her hâlimizi bilir, her yaptığımızı görür ve her düşündüğümüzden haberdardır.
- Kalbimizden geçirdiğimiz ancak Allah korkusu ile vazgeçtiğimiz niyetlerimizden dolayı ceza yoktur.
- Kalpler, ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.
Kelime Dağarcığı:
A’yün: Gözler
Hâinete’l-a’yün: Gözlerin hainliği, kötü niyetli bakış.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Mümin Suresi 19. Ayet Tefsiri:
- Allah gözlerin hâince bakışlarını da, göğüslerin gizlediklerini de bilir.
- Allah, hak ve adâletle hüküm verir. Onların Allah’tan başka yalvardıkları ise hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah, evet O, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
“Gözlerin hâince bakışı”ndan maksat, Allah’ın bakılmasını haram kıldığı şeylere bakmaktır. Âşıkların hâince bakışları, sevgilileri dışındaki bir varlığı güzel görmeleri ve sevgili dışındakilere bakmalarından ibarettir.
Bu mânada şâir der ki:
“Şayet gözüm senden başkasını güzel bulursa,
Onu cezalandırmasını emrederim gözyaşlarıma.”
“Kalplerin gizledikleri” ise insanın içinden geçirdiği, düşündüğü ve belki niyetlendiği, fakat çeşitli sebeplerle fiiliyata dökmediği veya dökemediği niyet ve düşünceleridir. Gözün hâince bakışı en gizli amel, kalplerin gizlediği de en gizli his ve düşüncedir. Bunları bilen Allah, şüphesiz diğer niyet ve amelleri elbette bilir, hiçbir şey O’nun ilmi dışında kalmaz.
Ebû Muhammed Tüsterî (k.s.)’in şu tespiti pek güzeldir:
“Allah Teâlâ, niyetin kıblesidir. Niyet, kalbin kıblesidir. Kalb, bedenin kıblesidir. Beden, azaların kıblesidir. Azalar, dünyanın kıblesidir.” (Velîler Ansiklopedisi, I, 254)
Unutmamak gerekir ki, kalplerde gizli tutulan düşünce ve niyetlerin, amellerin makbûliyeti ve keyfiyeti bakımından büyük ehemmiyeti vardır. Bunlar binanın temelleri mesâbesindedir. Bu sebeple Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’in bu hususta çok önemli açıklamaları vardır. Bu beyânlara göre;
› Ameller niyetlere göre değerlendirilir. (bk. Buhâri, İman 41)
› Bir kimse hayırlı bir işe niyet etmekle birlikte herhangi bir mâni sebebiyle bunu yapamasa bile yine de Allah ona sevap yazacaktır. (bk. Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 63)
› Buna karşılık insan, içinden bir kötülük yapmayı düşünmek, hatta kesin karar vermekle birlikte, düşünce ve niyetini fiiliyata dökemese bundan dolayı günahkâr sayılmayacaktır. (bk. Müslim, İman 201, 203, 204) Hatta bu kötü fiilden vazgeçmenin arkasında Allah korkusu, insan sevgisi, pişmanlık duyup günah işlemekten sakınma gibi müspet sâikler varsa, iyi bir sebeple ondan vazgeçtiği için sevap bile kazanır.
Bu bakımdan, kalplerin sakladığı en gizli şeyleri bile bilmesi, bir yandan hiçbir kötülüğün karşılıksız bırakılmayacağı yönünde bir uyarı içerirken, bir yandan da mü’minlere, en gizli bir iyiliğin, hatta kalplerdeki bir niyetin dahi Allah katında büyük bir karşılık göreceği yönünde bir müjde vermektedir.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com