Livata Yapanların Cezalandırılmasına Dair Rivayetler
Livâta fiilinin dinî ve hukukî açıdan hükmü nedir? Hz. Peygamber’den (sav) livâta fiilini işleyenlere uygulanacak ceza hakkında hangi rivayetler nakledilmiştir? Bu rivayetlerde öldürme ve recm cezaları nasıl ifade edilmektedir? Sahâbe ve tâbiîn âlimlerinin livâta cezası konusundaki görüşleri nelerdir? Rivayetlerin sıhhat durumu, uygulanacak cezanın türü ve hukukî dayanağı hakkında ne söylemektedir?
Hazırlayan: Dr. Mücahid KAYA
Livâta fiilini işleyenlere uygulanacak dünyevî ceza Kur’ân-ı Kerîm’de doğrudan belirtilmediğinden, konuya ilişkin fıkhî hükümlerin şekillenmesinde Hz. Peygamber’den (sav), sahâbeden ve tâbiînden nakledilen rivayetler belirleyici olmuştur. Hadis kaynaklarında bu hususta Hz. Peygamber’e isnat edilen merfû, sahâbeye nispet edilen mevkûf ve tâbiîn nesline ait maktû rivayetler bulunmaktadır. Bunlar arasında livâtayı “ümmet hakkında en çok korkulan fiillerden biri” olarak niteleyen (Ahmed b. Hanbel, 1421, XXIII, 317, nr. 15093; İbn Mâce, 1430, II, 856, nr. 2563; Tirmizî, 1395, IV, 58, nr. 1457) ve bu fiili işleyenleri lanetleyen nakillerin (Ahmed b. Hanbel, 1421, V, 26, nr. 2816; Nesâî, 1348, VI, 485, nr. 7297; San‘ânî, VII, 310, nr. 14417) yanı sıra faillerin öldürülmesini veya recmedilmesini emreden rivayetler de yer almaktadır. Maʿmer b. Râşid, Abdürrezzâk es-Sanʿânî, İbn Ebî Şeybe, İbn Mâce, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî gibi muhaddislerin söz konusu rivayetleri çoğunlukla hadler ve recmle ilgili bölümlerde nakletmeleri, meselenin hadis literatüründe ağırlıklı olarak ceza hukuku bağlamında ele alındığını göstermektedir. Bu çalışma, livâta meselesinin ahlâkî, toplumsal ve fıkhî bütün boyutlarını incelemeyi amaçlamamakta; incelemesini yalnızca failler hakkında öldürme veya recm cezası öngören rivayetlerin tespiti, sıhhat durumu ve hükme delâletiyle sınırlandırmaktadır.
1. Hz. Peygamber’in (sav) Livâta Fiilini İşleyenlerin Öldürülmesini Emrettiğini Bildiren Rivayetler
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Lût kavminin amelini işleyen kimsenin öldürülmesiyle alakalı olarak “Lût kavminin amelini işleyen kimseyi bulduğunuzda hem faili hem de kendisiyle bu fiil işleneni öldürün. Hayvanla cinsel ilişkide bulunan kimseyi ve hayvanı da öldürün. Mahremi olan bir kadınla cinsel ilişkide bulunan kimseyi de öldürün.”(Ahmed b. Hanbel, 1421, IV, 458, nr. 2727) buyurmaktadır. Bu hadisler Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde iki tarikle; İbn Mâce, Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin es-Sünen’lerinde ise aynı tarik üzerinden nakledilmektedir..
İbn Mâce, Ebû Dâvûd,Tirmizî’de ve Ahmed b. Hanbel’in naklettiği diğer rivayette ise Resûlullah (s.a.v.) “Lût kavminin amelini işleyen kimseyi gördüğünüzde hem faili hem de kendisiyle bu fiil işleneni öldürün.” (Ahmed b. Hanbel, 1421, IV, 464, nr. 2732; İbn Mâce, 1430, II, 856, nr. 2561; Ebû Dâvûd, 1430, IV, 269, nr. 4462; Tirmizî, 1395, 2/IV, 57, nr. 1456) buyurmaktadır.
Her iki rivayetin senedi Abdullah b. Abbâs → İkrime tariki üzerinden Hz. Peygamber’e (sav) ulaşmaktadır. İlk rivayet muhteva bakımından daha kapsamlı olmakla birlikte, livâta ile ilgili kısmının lafzı diğer rivayetteki ifadeyle büyük ölçüde örtüşmektedir. Her iki rivayetin ortak vurgusu ise livâta fiilindeki fâil ve mef‘ûlün öldürülmesi yönündeki emirdir. Bununla birlikte rivayetlerde öldürme emrinin nasıl gerçekleştirileceğine dair herhangi bir yöntem belirtilmemektedir.
2. Recm (Taşlayarak Öldürme) Cezasını Bildiren Rivayet
Öldürme emrini bildiren rivayetlerde, cezanın hangi yöntemle uygulanacağı açıkça belirtilmemektedir. Buna karşılık bazı rivayetlerde livâta fiiline ilişkin öldürme cezasının recm (taşlayarak öldürme) şeklinde uygulanacağı açıkça ifade edilmektedir. Bu bağlamda İbn Mâce’nin Ebû Hüreyre’den naklettiği rivayette Hz. Peygamber (s.a.v.), eşcinsellik yapan kimselerle alakalı “Üstte olanı da altta olanı da birlikte recmedin.”(İbn Mâce, 1430, II, 856, nr. 2562) buyurmaktadır.
Rivayette geçen “üstte olan” ve “altta olan” ifadeleriyle livâta fiilinin aktif ve pasif taraflarının kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle söz konusu rivayet, öldürme emrini bildiren rivayetlerden farklı olarak, öngörülen cezanın recm yoluyla infazına işaret etmesi bakımından önem taşımaktadır.
3. Hz. Ömer’in Tavrı
Hz. Ömer’e (r.a.) nispet edilen mevkûf (sahâbî sözü veya uygulaması olarak nakledilen) rivayet, livâta fiiline karşı sergilenen erken dönem tutum bakımından dikkat çekicidir. Maʿmer b. Râşid’in el-Câmiʿ’i ile Abdürrezzâk es-Sanʿânî’nin el-Musannef’inde aynı tarikle Hz. Âişe’den (r.anhâ) nakledilen rivayete göre: “Hz. Ömer döneminde ilk defa çirkin fiille, yani Lût kavminin amelini işlemekle itham edilen bir kişi ortaya çıktı. Bunun üzerine Hz. Ömer, Kureyş gençlerinden bazılarına onunla oturup kalkmamalarını emretti.”(Maʿmer b. Râşid, XI, 243, nr. 20436.; San‘ânî, X, 280, nr. 21510)
Bu rivayet, livâta fiilinin ilk defa Hz. Ömer döneminde işlendiğini kesin olarak göstermemekle birlikte, bu fiille itham edilen bir kişinin onun hilâfeti sırasında gündeme geldiğine işaret etmektedir. Ayrıca Hz. Ömer’in söz konusu kişi hakkında öldürme veya recm gibi bir ceza uygulanmasını emretmediği, bunun yerine onunla sosyal ilişki kurulmasını yasakladığı anlaşılmaktadır.
4. Hz. Osman’ın (r.a.) Livâtayı Müslüman Kanını Helâl Kılan Fiiller Arasında Zikretmesi
İbn Ebî Şeybe’nin el-Musannef’inde Hz. Osman’ın (r.a.) evinin kuşatıldığı gün yaptığı konuşmada kullandığı ifadeler bu konu açısından dikkat çekmektedir. Hz. Osman’ın r.a.) “Bilmez misiniz ki bir Müslümanın kanı ancak şu dört durumda helâl olur: Bir kimsenin adam öldürmesi sebebiyle kısas edilmesi, evli olduğu hâlde zina etmesi, Müslüman olduktan sonra dinden dönmesi veya Lût kavminin amelini işlemesi.”(İbn Ebî Şeybe, 1409, V, 453, nr. 27905) yönündeki ifadeleri livâta fiilini, failin öldürülmesini gerektiren suçlar arasında değerlendirdiğini göstermesi bakımından oldukça önemlidir.
5. İbn Abbâs’ın Livâta Fiiline İlişkin Ceza Görüşü
Nakledilen rivayetler arasında İbn Abbâs’a (r.a.) nispet edilen ve livâta fiiline uygulanacak cezaya ilişkin farklı infaz şekillerini bildiren nakiller de bulunmaktadır. İkrime ve Saîd b. Cübeyr kanalıyla nakledilen rivayette, İbn Abbâs’a (r.a.) livâta fiilini işleyen bekâr kimsenin hükmü sorulmuş, o da “Recm edilir” cevabını vermiştir.(Nesâî, 1348, VI, 485, nr. 7298) Ebû Nadra el-Abdî (v. 108/726) kanalıyla nakledilen diğer rivayette ise kendisine “Lût kavminin amelini işleyenin cezası nedir?” diye sorulmuş; İbn Abbâs, “Köydeki en yüksek binaya çıkarılır, baş aşağı atılır ve ardından taşlanır” şeklinde cevap vermiştir.(İbn Ebî Şeybe, 1409, XV, 389, nr. 30218)
Bu rivayetler, İbn Abbâs’ın (r.a.) bir taraftan Hz. Peygamber’den (s.a.v.) livâta fiilini işleyenlerin öldürülmesine dair rivayetleri nakleden, diğer taraftan bu fiile ilişkin ağır ceza ve infaz biçimlerini benimseyen bir sahâbî olması bakımından önem arz etmektedir. İlk rivayette bekâr kimse için recm cezası açıkça zikredilirken, ikinci rivayette failin muhsan (sahih bir evlilik içinde cinsel ilişkide bulunmuş hür ve mükellef kimse) olup olmadığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaksızın yüksek bir yerden atılması ve ardından taşlanması şeklinde bir ceza öngörülmektedir.
6. Tâbiîn Âlimlerinin İctihadları
Sıhhat ve geçerlilikleri yukarıda tahlil edilen ve sahabilerden gelen rivayetlere ilaveten tabiin alimlerinden nakledilen bazı rivayetler de bulunmaktadır.
İbrâhim en-Nehaî, livâta fiilini zina suçuna kıyas ederek muhsan/evli faile recm, gayr-i muhsan/bekar faile ise celde uygulanması gerektiğini belirtmektedir.(San‘ânî, VII, 363, nr. 13487; İbn Ebî Şeybe, 1409, XV, 390, nr. 30223) Ona nispet edilen bir başka rivayette ise “Bir kimsenin iki defa recmedilmesi mümkün olsaydı, bu kişi recmedilirdi.”(İbn Ebî Şeybe, 1409, XV, 391, nr. 30227) diyerek fiilin ağırlığına dikkat çekmektedir. Hasan el-Basrî de “Lût kavminin amelini işleyen kimse, zina eden kimse hükmündedir.”(İbn Ebî Şeybe, 1409, XV, 390, nr. 30224) diyerek aynı doğrultuda görüş bildirmektedir.
Atâ b. Ebî Rebâh (San‘ânî, VII, 308, nr. 14407) ve Mücâhid b. Cebr ise muhsan fail için recm, gayr-i muhsan fail için celde ve sürgün cezasını öngörmektedir.(San‘ânî, VII, 363, nr. 13484) Böylece onların görüşü, livâtayı zina ile kıyaslama bakımından Nehaî ve Hasan el-Basrî ile örtüşmekle birlikte, bekâr fail hakkında sürgün cezasını da öngörmesi bakımından farklılaşmaktadır.
Buna karşılık İbn Şihâb ez-Zührî, eşcinsellikle ilgili bir fiile karşılık muhsan ve gayr-i muhsan ayrımı yapmaksızın recm cezasını gerekli görmektedir.(İmam Mâlik, 2004, II, 825) Hakem b. Uteybe ise livâta fiili için had miktarının altında bir ceza öngörerek ta‘zîr niteliğinde bir yaptırımı benimsemektedir.(İbn Ebî Şeybe, 1409, XV, 391, nr. 30230)
Zikredilen rivayetlere ilaveten amel-i ehl-i Medîne uygulamasını yansıtan bir nakil de bulunmaktadır. Abdürrezzâk’ın İbn Cüreyc tarikiyle Medineli bazı âlimlerden aktardığı bu rivayette, Lût kavminin amelini işleyen kimsenin öncelikle tövbeye davet edilmesi gerektiği belirtilmektedir.(San‘ânî, VII, 389, nr. 13581) Böylece tâbiîn ve erken dönem âlimlerinden nakledilen rivayetler, livâta fiiline ilişkin ceza konusunda zina ile kıyas, doğrudan recm, ta‘zîr ve tövbeye davet şeklinde farklı yaklaşımların bulunduğunu ortaya koymaktadır.
DEĞERLENDİRME
Bazı rivayetlerde ise sahâbe ve tâbiîn döneminde konuya ilişkin farklı uygulama ve ictihadların bulunduğu görülmektedir.. Nitekim bazı tâbiîn âlimleri livâtayı zina suçuna kıyas ederek muhsan için recm, gayr-i muhsan için celde cezasını benimserken, Zührî her iki durumda da recmi, Hakem b. Uteybe ise had miktarının altında bir cezayı öngörmüştür. Bu farklılık, ihtilafın fiilin haramlığından ziyade uygulanacak cezanın hukukî dayanağı ve niteliği üzerinde yoğunlaştığını göstermektedir.
Diğer taraftan Buhârî ve Müslim’in el-Câmiʿu’s-sahîh’lerinde livâta cezasına ilişkin rivayetlere yer vermemeleri ve Tirmizî’nin İbn Abbâs ile Ebû Hüreyre tarikiyle nakledilen rivayetlerin senedlerine yönelik tenkitleri, bu rivayetlerin sıhhat bakımından ihtiyatla ele alınmasını gerektirmektedir. Bu sebeple livâta cezasına ilişkin hükümler değerlendirilirken rivayetlerin yalnızca lafız ve muhtevaları değil, senedlerinin sıhhati ve hadis ilmindeki delil değeri de dikkate alınmalıdır. Mevcut rivayetler livâtanın dinen yasaklanmış ve cezai müeyyideyi gerektiren bir fiil olduğunu açık biçimde ortaya koymakla birlikte, uygulanacak cezanın türü, miktarı ve infaz şekli konusunda kesin ve ittifak edilmiş bir hüküm sunmamaktadır.
KAYNAKÇA
- Ahmed b. Hanbel, Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî. el-Müsned. thk. Şuayb el-Arnaût – Âdil Mürşid vd. 50 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1. Basım, 1421.
- Ebû Dâvûd, Süleyman b. Eş‘as es-Sicistânî. es-Sünen. thk. Şuayb el-Arnaût. 7 Cilt. Dımaşk: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1. Basım, 1430.
- İbn Ebî Şeybe, Ebû Bekir Abdullah b. Muhammed. el-Musannef. thk. Kemâl Yûsuf el-Hût. 7 Cilt. Beyrut: Dârü’t-Tâc, 1409.
- İbn Mâce, Ebû Abdillâh Muhammed b. Yezîd el-Kazvînî. es-Sünen. thk. Şuayb el-Arnaût. 5 Cilt. Beyrut: Dârü’r-Resâleti’l-Âlemiyye, 1. Basım, 1430.
- İmam Mâlik, Ebû Abdillâh Mâlik b. Enes el-Asbahî. Muvattaʾ. thk. Muhammed Mustafa el-A‘zamî. 8 Cilt. Abu Dabi: Müessesetü Zâyid b. Sultân, 1. Basım, 2004.
- Maʿmer b. Râşid. el-Câmiʿ. thk. Habîburrahmân el-Aʿzamî. el-Meclisü’l-İlmî, 1983. Haydarâbâd, 2. Basım, ts.
- Nesâî, Ebû Abdurrahmân Ahmed b. Şuayb. es-Sünen. 8 Cilt. Kahire: el-Mektebetü’t-Ticâriyye el-Kübrâ, 1. Basım, 1348.
- San‘ânî, Abdürrezzâk b. Hemmâm. el-Musannef. et-Teʾsîl, ts.
- Tirmizî, Muhammed b. Îsâ et-. es-Sünen. ed. İbrâhim Atve Avad. 5 Cilt. Kahire: Matbaʿatü Mustafa el-Bâbî el-Halebî, 2. Basım, 1395.
- Yaşaroğlu, M. Kâmil. “Livâta”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 27/198-200. Ankara: TDV Yayınları, 2003. https://islamansiklopedisi.org.tr/livata