Kur’ân ve Bilim Işığında Evrenin ve Dünyanın Oluşumu
Kur’ân ayetleri ve bilimsel veriler ışığında evrenin ve dünyanın oluşumu, gaz kütlesinden bugüne yaşanan evreler ve yaratılış gerçeği.
Yer küre üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar, incelemeler sonucunda Dünyanın yaşının 4,5 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir. İnsanoğlunun Dünya üzerinde yaşadığı ilk izler ise, zamanımızdan 200 ile 300 bin yıl öncesine dayanıyor.[1] 4-5 milyar yıl önce Dünya, çevresinde kalın bir atmosfer tabakası ile sarılı, sıcak, yarı erimiş, plastik bir küre olarak düşünülebilir. Acaba bu kızgın ve yumuşak kütle nasıl doğdu? Ne çeşit gelişmeler ve değişiklikler geçirdi. Hangi devrelerden geçerek bugünkü en ideal bir hayat ortamına ulaştı? Bütün bunlar cevap arayan sorulardır. İlim adamları çok eski devirlerden beri bu tür sorulara cevap bulmaya çalışmışlardır.
ENBİYÂ SÛRESİ IŞIĞINDA GÖKLERİN VE YERİN AYRILIŞI
Yüce Allah göklerin ve yerin önce bitişik olduğunu, sonra bunları ayırdığını bildiriyor. Enbiyâ sûresinde şöyle buyuruyor:
“İnkâr edenler, gökler ve yer yapışıkken, onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi? İnanmıyorlar mı? Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sâbit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar var ettik. Gökyüzünü (bozulup dengesizliğe düşmekten) korunmuş bir tavan (gibi) yaptık. Oysa onlar bundaki delillerden (belgelerden) yüz çeviriyorlar. Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yürür.” (Enbiyâ, 21/30-33).
Bazı ilim adamlarına göre uzaydaki cisimler, vaktiyle bir gaz kütlesi halinde idi. Zamanla, bu gaz kütlesinden küreler halinde parçalar kopmuştur. Dünyamız da bir gaz kütlesi olan güneşten kopmuş ve zamanla soğuyarak kabuk bağlamıştır. Bu âyetlerde Yüce Allah, yerin ve göklerin önce yok olduğunu, sonra bunları yarattığını haber veriyor. Yer ve göklerin önce bitişik olduğu, sonradan birbirlerinden ayrıldıkları da yine bu âyetlerden anladığımız hususlardandır.
UZAYDA DAİMİ BİR SEYİR: DÜNYA, GÜNEŞ VE GALAKTİK DEVİRLER
Bugün her ne kadar evrenin ve dünyanın oluşumuyla ilgili çeşitli teoriler ileri sürülüyorsa da bunlar içinden evrenin önce bir gaz kütlesi olduğu, sonradan yoğunlaşarak galaksilerin ve yıldızların oluştuğu tezi ağırlık kazanıyor. Biz de dünyanın önce bir gaz kütlesi iken yoğunlaşarak katılaştığını ve böylece oluştuğunu söyleyebiliriz.[2]
İlim adamlarından yapılan açıklamaların en doğrusunun sonuçta Kur’ân’ın bildirdiğine uygun düşeceği kesindir.
Güneş sistemi ve bu sistemin bir üyesi olan Dünya, uzayda Hercules (Herkül) takım yıldızına doğru belirli bir yörünge boyunca daimî bir hareket halindedir. Dünya, yaratıldığı günden beri, geçtiği bir noktadan ikinci bir defa daha geçmemiştir. Dünya ve Güneşin de bağlı olduğu Samanyolu galaksisi uzay içinde saniyede 250 km’lik bir hızla dönmektedir. Bu galaktik devir 200 milyon yılda bir tamamlanır.[3]
Dipnotlar:
- Taşkın Tuna, Uzay ve Dünya, s. 44.
- Bk. Fussılet, 41/11.
- Taşkın Tuna, a.g.e., s. 53-54.
Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları