Kulluk Mesuliyetinde Şart ve Vakit Tanımamak

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi, deprem sonrası yaşanan bir olay üzerinden zor şartlarda dahi kulluk sorumluluğunun devam ettiğini ve ibadetin zaman ve mekânla sınırlanamayacağını anlatıyor.

Deprem gibi zorlu şartlarda bile ibadetin ve kulluk bilincinin kesintiye uğramadığını vurgulayan bu anlatı, Müslümanın her durumda sorumluluğunu hatırlatıyor.

ZOR ŞARTLARDA İBADETİN VE SORUMLULUĞUN DEVAMI

Deprem deyince bir hatıramı anlatayım: Birkaç sene evvel o Maraş depreminden birkaç gün sonra Malatya'ya uğramıştık. Orada çok salih, güzel bir insanla konuşuyoruz. Dedim ki: 'Hocam ne oldu? Depremden sonra ne yaptınız?'

'Vallahi Abdullah hocam,' dedi, 'deprem oldu, attık kendimizi dışarıya ama gecenin yarısı, sokakta da kar var. Sonra baktım namaz vakti geldi. Su yok ama sokak kar dolu. Güzelce gittim, karları erittim, abdestimi aldım; karlar üzerinde de namazımı kıldım. Allah bana bir hayat verdi. İçeride kalabilirdim; dışarı çıktığıma göre kulluk mesuliyetim devam ediyor dedim. İçeride kalmadım ben, içeride kalabilirdim de... Ama Allah bana bir hayat verdi. Şimdi nefes alıyorsam Allah'ın benim üzerimdeki hakkı devam ediyor.'

Onun için kıymetli kardeşlerim; hayat çok farklı şekillerde tecelli eder. Bizim İslam'ın bütün emirleriyle ilgili sorumluluklarımız da önemlidir. Böyle 'Efendim burası o kadar önemli, şu daha önemli' yok. Merhum Musa Topbaş Efendi üstadımız bir gün seyahatte dedi ki: 'Emrin büyüğü küçüğü olmaz; emir verenin büyüğü küçüğü vardır.' Allah'ın emrettiği her şey büyüktür, Resulullah'ın emrettiği her şey büyüktür.

Allah Resulü giderken 'Uyu kardeşim' diyorsa o anda uyuyacaksın; 'Kalk' diyorsa da kalkacaksın, 'Yürü' diyorsa yürüyeceksin. 'Yok, şimdi uyku zamanı değil' deme hakkımız yok. O bize ne zaman neyi emrediyorsa, O'nun emrettiği zamanda, emrettiği şekilde emrini yerine getirmekle mükellefiz.

İslam'ın hiçbir güzelliğinin modası geçmez, İslam'ın hiçbir güzelliği gündemden düşmez. Niye? Allah Teala emretmiş, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem önümüze koymuş. 'Artık hocam biz oraları geçtik, şimdi zaman böyle' diyerek birtakım İslami hassasiyetlerimizi konuşurken bazıları diyorlar ki: 'Hocam daha siz oralarda mısınız?'

'Elbette oralardayız' diyoruz. İslam neredeyse biz oradayız diyoruz. Siz farklı yerlere savrulabilirsiniz ama İslam neredeyse biz orada duracağız. Kendi gittiğimiz yere İslam'ı böyle bir tarafımıza alarak götürecek halimiz yok. Yani niye? Allah bir vahiy indirmiş, Resulullah önümüze bir örnek olarak birtakım ölçüler koymuş.