Kul, Allah Telâyı Unuttuğu Zaman Günah İşler

VİDEOLAR

Günahlar ne zaman çoğalmaya başlar? Allah'ın (c.c) unuttuğu kimsenin akıbeti nedir? Yahya Razi Hazretleri, akıllı olan ve isabetli hareket eden kişinin 3 özelliğini nasıl sıralıyor? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.

Haşr Suresi 19. ayette "Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da kendini unutturduğu kişiler gibi olmayın. O, sizi yoldan çıkarır." Kul, Allah'ı unuttuğu zaman günah işler. Besmele çekerek günah işlemez, besmele çekerek bir çelme takmaz. Demek ki Allah'ı unuttuğu zaman günah işlemeye başlar. Onun için kul zikirde bulunuyor. Kul, daima Cenab-ı Hakk'ı unutmayacak. Sübhanallah, elhamdülillah ya Rabbi diyerek; ibadet, taat, Kur'an-ı Kerim kendi mücessem hale gelecek.

Yine Cenab-ı Hak bu son nefesi bildiriyor. Münafikun Suresi 10. ayette, herhangi birimize ölüm gelip de -ki hepimize gelecek bu- "Beni yakın bir süreye kadar geciktirseydin de sadaka versem, salihlerden olsam" demeden evvel, verdiğim rızıklardan infak edin. Demek ki Resulullah Efendimiz buyuruyor; bütün herkes, Allah'ın salih kulları bile, Allah'ın cennetlik kulları bile bir pişmanlıkla ölecek: "Keşke daha ileri gitseydim." Mezarda kazanmak yok, kıyamette kazanmak yok. Son nefeste hepsi bitiyor.

Yahya Razi Hazretleri vardır. O, şöyle akıllı olan ve isabetli hareket eden kişinin üç şey yapan kimse olduğunu söyler:

  1. Dünya onu terk etmeden önce o dünyayı terk eder. Yani nefsani arzular, zaten ölümle terk edeceksin. En mühim olan ölüm gelmeden evvel ihtiraslar, vesaire, kavgalar, şunlar bunlar; bunları ölmeden evvel terk edeceksin.
  2. Dünya onu terk etmeden önce o nefsani arzuyu terk eder.
  3. Kabre koymadan önce kabrini hazırlar. Neyle kabir alınacak? Geometriyle mi? Hayır. Bol bol salih amellerle, ibadetlerle, taatlerle, muamelatla, muaşeretle, merhametle, şefkatle.

Bazen gafil insan kendine kabir hazırlar da kendini kabre hazırlanmaktan gaflete düşer. Bugün bir berberdeydim. Orada sosyetik kimseler vardı. Dedi ki birisi: "Çok güzel bir şey, baktım" dedi. Bir de çalışan kadın da gitmiş de güzel manzaralı yerden bir kabir almış dedi. Ben dedim ya, aldığına benim almak hakkım değil mi? Ben de gittim, bir baktım dolaştım. En manzaralı yerden kendime kabir aldım. Gafletin ta kendisi! Onun için kabre hazırlanarak girmek, ameli salihle hazırlanmak. Sen o manzarayı görecek değilsin; sen amellerinin manzarasını orada göreceksin. Hazreti Ömer veya Ebubekir Efendimize izafe edilir: "Sen kendini kabre değil, kendini kabre hazırla."

Her an Cenab-ı Hak ölüm anını bildirmiyor. Her an gelebilir. Cenab-ı Hak ölüm yaşını bilemiyoruz. O da bir kader-i ilahi, Cenab-ı Hak nasıl takdir etti bilemiyoruz. Ölüm, marifetullah'tan nasip almayan birine daha ürkütücüdür; ölümden korkar ve kaçar. Depremden kaçar, tsunamiden kaçar, haşirden kaçar. Ölümden nereye kaçacaksın? Bir kaçacak yer var ölümden, bir tek yer var. Onu Cenab-ı Hak "fe firru ilallah" (Allah'a kaçın) buyuruyor (Zariyat Suresi, 50. ayet).