Kıyâmet Gününde Bir Kişinin Yakasına, Hiç Tanımadığı Biri Gelip Yapışır

Ahirete İman

Bir Müslümanın, diğer bir Müslümanı hatası veya günah işlemesinden dolayı uyarması gerekir mi?

Bir Müslüman, kendi gayretsizliği yahut yanlış temsili sebebiyle, muhâtaplarının dinden uzaklaşmasından endişe duyar, bunun vebâline girmekten sakınır.

MÜSLÜMAN, MÜSLÜMANDAN SORUMLUDUR

Nitekim Ebû Hüreyre radıyallâhu anh şöyle buyurmuştur:

“(Ashâb-ı kirâm arasında şu hakîkati) duyardık:

Kıyâmet gününde bir kişinin yakasına, hiç tanımadığı biri gelip yapışır. Adam şaşırarak:

«–Benden ne istiyorsun? Ben seni hiç tanımıyorum ki!» der.

Yakasına yapışan kişi ise:

«–Dünyada iken beni hatâ ve çirkin işler üzerinde görürdün de îkaz etmez, beni o kötülüklerden alıkoymazdın.» diyerek ondan dâvâcı olur.”[1]

İşte bu tür hakîkatler her bir Müslümanı, âdeta dünyanın akışından kendini mes’ûl hissetmeye ve İslâm’ın gayretli bir hizmetkârı olmaya davet eder.

Nitekim âyet-i kerîmede mü’minlerin bu vasfı şöyle beyân edilmektedir:

“Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allâh’a inanırsınız...” (Âl-i İmrân, 110)

Dipnot:

[1] Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, Beyrut 1417, III, 164/3506; Rudânî, Cem’u’l-Fevâid, trc. Naim Erdoğan, İstanbul ts., V, 384.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, İslam Tefekkür Ufku, Erkam Yayınları