Kasas Suresinin 35. Ayeti Ne Anlatıyor?
Kasas suresi 35. âyet ne diyor? Cenab-ı Hakk’ın Hz. Hârûn’u (r.a.) Hz. Mûsâ’ya (a.s.) yardımcı olarak gönderdiğini anlatan Kasas suresi 35. ayetin Arapçası, meali ve tefsirini yazımızda bulabilirsiniz.
Kasas sûresi 35. âyette Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
Kasas Suresi 35. Ayet Arapça:
قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِاَخ۪يكَ وَنَجْعَلُ لَكُمَا سُلْطَانًا فَلَا يَصِلُونَ اِلَيْكُمَا بِاٰيَاتِنَاۚ اَنْتُمَا وَمَنِ اتَّبَعَكُمَا الْغَالِبُونَ
Kasas Suresi 35. Ayet Meali:
Allah şöyle buyurdu: “Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erişemeyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.” (Kasas, 28/35)
İKİ KARDEŞ PEYGAMBER: HZ. MÛSÂ VE HZ. HÂRÛN (A.S.)
Bilgi:
Mısır kralı Firavun yeryüzünde büyüklük taslamış ve halkına zulmeder hâle gelmişti. Yüce Allah, Firavun’un doğru yolu bulması ve sadece kendisine iman etmesi için Hz. Mûsâ -aleyhisselâm-’ı peygamber olarak görevlendirdi. Hz. Mûsâ -aleyhisselâm-, Firavun’un kendisini öldüreceğinden endişe etti ve kendisinden daha düzgün konuşan kardeşi Hârûn’u da beraberinde yardımcı olarak göndermesini Yüce Allah’tan talep etti. Allah -celle celâlühû-, onun bu isteğini kabul etti ve mucizeleriyle kendilerini destekleyeceğini de bildirdi.
Mesaj:
- Allah, inananların yardımcısıdır.
- Allah’a iman edenler O’nun yardımı sayesinde üstün gelirler.
Kelime Dağarcığı:
Sultân: Güçlü delil; yetki; hükümdar, yönetici.
Âyet: Mucize, alamet, delil; Kur’an’ın sûrelerini oluşturan cümleler.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Kasas Suresi 35. Ayet Tefsiri:
- Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Vaktiyle onlardan bir adamı yanlışlıkla öldürmüştüm, bu sebeple beni öldürmelerinden korkuyorum.”
- “Kardeşim Hârûn; onun dili benimkinden daha açık, daha düzgündür. Onu da yanımda bir yardımcı olarak gönder ki beni tasdik etsin. Çünkü onların beni yalanlamalarından endişe ediyorum.”
- Allah şöyle buyurdu: “Seni kardeşinle destekleyip kuvvetlendireceğiz. Size öyle bir kudret ve nüfûz vereceğiz ki, mûcizelerimiz sayesinde onlar size el uzatamayacak, herhangi bir kötülük ulaştıramayacaklar. Siz ve size tâbi olanlar neticede kesinlikle gâlip geleceksiniz.”
Hz. Mûsâ’nın (a.s.), “beni öldürmelerinden korkuyorum” sözü, onun vazifeden kaçtığı veya bu hususta tereddüt gösterdiği anlamına gelmez. Onun maksadı; “Ya Rabbi, hâlimi benden daha iyi biliyorsun. Hâdiseleri öyle tanzim et, şartları öyle ayarla ki, onlara senin davetini tebliğ etmeden önce tutuklanmayayım. Zira böyle bir durum, gönderiliş gayemi boşa çıkaracak, hedefime ulaşmayı engelleyecektir” demekti. Nitekim kardeşi Hârûn’u bu hususta kendine yardımcı istemesi onun bu maksadını açıkça ortaya koymaktadır.
Diğer taraftan Hz. Mûsâ (a.s.), kardeşlikte örnek bir davranış sergileyerek, kendisine yardımcı olmak üzere kardeşi Hârûn’un da peygamber olmasını istemişti. Bu davranış, kardeşlerin birbirlerini kıskanma yerine, birbirlerine hayırda yardımcı olma ve gıyâbında dua etmenin faziletine işarettir.
Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’un (a.s.), gönül gönüle, omuz omuza verip Allah’a ilticâ ederek hak yolunda hizmete girişmeleri ilâhî rahmeti celbetti. Cenâb-ı Hak onun duasına icâbet buyurdu. Kardeşi ile kendisini destekleyeceğini ve onlara Firavun ve avânesinin asla erişemeyecekleri, alt edemeyecekleri, zarar veremeyecekleri bir iktidâr ve nüfûz vereceğini va‘detti. Onlar, ne manen ve maddeten, ne de ilim ve delil yönünden onların derecelerine ulaşabileceklerdi. Bu iktidar, Allah’ın verdiği mûcizeler sayesinde gerçekleşecek ve onlar mutlaka galip geleceklerdi. Yalnız kendileri değil, kendilerine uyanlar da galip geleceklerdi.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com