Kasas Suresinin 24. Ayeti Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Kasas suresi 24. âyet ne diyor? İyiliği karşılıksız bırakılmayan Peygamber: Hz. Mûsâ’nın (a.s.) Allah’a niyazını anlatan Kasas suresi 24. ayetin Arapçası, meali ve tefsirini yazımızda bulabilirsiniz.

Kasas sûresi 24. âyette Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

Kasas Suresi 24. Ayet Arapça:

فَسَقٰى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلّٰٓى اِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لِمَٓا اَنْزَلْتَ اِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَق۪يرٌ

Kasas Suresi 24. Ayet Meali:

Bunun üzerine Mûsâ, onların hayvanlarını sulayıverdi. Sonra gölgeye çekilip, “Ey Rabbim! Bana lütfedeceğin her türlü hayra muhtacım!” diye niyazda bulundu. (Kasas, 28/24)

İYİLİĞİ KARŞILIKSIZ BIRAKILMAYAN PEYGAMBER

Bilgi:

Hz. Mûsâ -aleyhisselâm-, Firavun’un kendisine zarar vermesinden endişe ediyordu. Bu yüzden, yaşadığı beldeyi terk ederek Medyen’e doğru yola çıktı. Yolda hayvanlarını sulamak için sıra bekleyen iki kadınla karşılaştı ve yaşlı bir babaları olan bu kadınlara yardım ederek hayvanlarını suladı. Daha sonra da bir kenara çekilerek Yüce Allah’ın lütuf ve ihsanını istedi. Sonrasında ise bu kadınların babası, Hz. Mûsâ -aleyhisselâm-’ın iyiliğini karşılıksız bırakmadı. Ayetin sonunda yer alan dua, her türlü hayırlı işi Allah’tan istemek için okunabilecek bir duadır.

Mesaj:

  1. Müslüman, muhtaç olanlara yardım eder.
  2. Bize yapılan iyilik ve yardımları karşılıksız bırakmamak bir erdemdir.
  3. İnsan olarak Rabbimizin yardım ve inayetine her zaman muhtaç olduğumuzu unutmamalıyız.

Kelime Dağarcığı:

Zıll: Gölge.

Hayır: İyi, güzel, faydalı; mal, mülk.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Kasas Suresi 24. Ayet Tefsiri:

  1. Mûsâ Medyen tarafına yönelince: “Umarım, Rabbim beni doğru yola eriştirir” dedi.
  2. Medyen’in su kuyularına varınca orada dâvarlarını suvarmakta olan bir toplulukla karşılaştı. Onların az uzağında kendi hayvanlarını sudan uzak tutmaya çalışan iki kız gördü. Onlara: “Siz neden hayvanlarınızı suvarmıyorsunuz?” diye sordu. Onlar da: “Çobanlar suvarıp çekilmeden biz onların arasına karışıp suvaramayız; babamız da pek yaşlı bir ihtiyar olduğu için iş bize kalıyor” dediler.
  3. Bunun üzerine Mûsâ o iki kızın dâvarlarını suvarıverdi. Sonra gölgeye çekilip: “Rabbim! Şüphesiz, bana lutfedeceğin her iyiliğe öylesine muhtacım ki!” dedi.

Hakkında idam fermanı verilen Hz. Mûsâ, hiç vakit kaybetmeden Medyen’e doğru hareket etti. Aslında o, şehir dışına hiç çıkmamıştı ve nereye gideceğini de bilmiyordu. Hattâ yanına yiyecek bile almamıştı. Medyen, o zaman Mısır’dan sekiz günlük bir mesâfede idi. Ancak Medyen halkı ile Mûsâ (a.s.) arasında akrabâlık bulunduğu rivayet edilir. Zira Medyenliler de Hz. Mûsâ da İbrâhim (a.s.)’ın evlatlarındandı. Hattâ Medyen, Hz. İbrâhim’in oğullarından birinin adı idi ve bu şehir Firavun’un idâresi altında değildi.

Nihâyet Mûsâ Medyen’e ulaştı. Halk, Medyen kalesinden sürülerini çıkarıyordu. Hz. Mûsâ’nın durduğu yerde bir su kuyusu vardı ve kaleden çıkan sürüler, oraya doğru geliyorlardı. Biraz sonra, herkes koyunlarını sulamak için kuyunun etrafına üşüşmüştü. Ancak iki kızcağızın koyunlarını alıp kenarda durmaları ve kalabalığa karışmamaları, Hz. Mûsâ’nın dikkatini çekti. Onlara sordu:

“–Siz niye bekliyorsunuz? Hayvanlarınızı niçin sulamıyorsunuz?” Kızlar:

“–Çobanlar işlerini bitirip gitmedikçe hayvanlarımızı sulayamıyoruz” dediler. Mûsâ:

“–Kimseniz yok mu?” dedi. Bunun üzerine:

“–Babamız çok yaşlı ve hâlsiz. Bu sebeple koyunları biz sulayıp otlatmak zorunda kalıyoruz. Erkeklerin içine girmek istemediğimiz için onlar çekilip gidince sürülerimize su veriyoruz. Fakat bazan de önce onlar suladığı için kuyuda su bitmiş oluyor; hayvanlarımızı sulayamıyoruz!” dediler.

Bir rivayete göre bunlar, Şuayb (a.s.)’ın kızları Safûra ile Süfeyrâ idi.

Mûsâ, sekiz gündür aç olmasına rağmen çok güç de olsa kuyudan su çekti, Safûra ile Süfeyrâ’nın hayvanlarını suladı. Açlığını, yorgunluğunu, yabancı sahipsiz bir kimse olduğunu, peşinden düşmanların kovaladığını bahane ederek, yapması gereken iyiliği yapmaktan vazgeçmedi. Çünkü aldığı terbiye, sahip olduğu ahlâkî anlayış ve bozulmamış tertemiz fıtratı bunu gerektiriyordu. Kızlar teşekkür edip oradan ayrıldılar. Mûsâ ise günlerdir bir şey yememişti; çok açtı. “Rabbim! Şüphesiz, bana lütfedeceğin her iyiliğe öylesine muhtacım ki!” sözleriyle de Rabbinden kendisine maddi-manevî lutufta bulunmasını, hususiyle azık ihsân etmesini niyâz etmekteydi. Mûsâ’nın bu duasını: “Doğrusu bana indirdiğin hayırdan dolayı muhtaç duruma düştüm!” şeklinde mânalandırmak da mümkündür. Buna göre Mûsâ, kendisine tevdî edilen yüce vazîfeye ve bu sebeple dünyada fakir düşüşüne işaret ediyordu. Çünkü o, Firavun’un yanında bolluk içinde idi. Fakat bu sözler, şikâyet için değil, Cenâb-ı Hakk’ın kendisini selâmete eriştirmesine bir teşekkür ve açlığını gidermesi için de bir nâz ve niyâz kabîlindendi.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com