Kalp ve Dolaşım Sistemi Nasıl Çalışır?

TEFEKKÜR

Kalp ve dolaşım sisteminin vücutta nasıl çalıştığını, kanın oksijen ve besinleri hücrelere nasıl taşıdığını ve bu kusursuz düzenin önemini öğrenin.

İnsan her şeyiyle Yüce Yaratıcı’nın varlığına delildir. Değersiz bir sudan yaratılıp; gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, düşünen aklı vb. olması, kendisinin Allah Teâlâ’nın varlığına en büyük delil olmasıdır. İnsan, gerek iç organları, gerekse dış organları itibariyle hârika bir yaratıktır. İnsanın hârika bir yaratık olmasını daha iyi anlayabilmek için onu daha yakından incelemek gerekir.

KALP KANI DAMARLARA NASIL POMPALAR?

Dolaşım sistemi, vücûdun her tarafına ulaşan dağıtım şebekesidir. Sistemin merkezi, aynı zamanda vücûdun da merkezi hükmünde olan kalptir. Göğüs boşluğunun sol tarafında yer alan kalp, otomatik bir cihazı andırır. Kalp, basit yapılı, fakat çok mühim bir vazife ifa eden bir organdır.

Kalbin pompaladığı kan, damarlar vasıtasıyla bütün vücûda dağılır. Yumuşak ve esnek bir yapıya sahip olan damarların enine kesitini incelediğimiz zaman, üç tabakadan meydana geldiklerini görürüz:

  1. En içte bir sıra epitel tabakası,
  2. onun üstünde damarın asıl kalınlığını meydana getiren kas tabakası ve
  3. en üstte de dış tabaka bulunur. Kas tabakası, kasılıp gevşeme ile kanın akış şiddetini ayarlar.

Kalbin pompalama faaliyetinin sonucu olarak belkemiği boyunca aşağı inen aorttan akan kan, atar damarlar vasıtasıyla vücûda dağılır ve kılcal damarlar yoluyla bütün dokulara ulaşır. Kılcal damarlarda dokularla temas eden kan, doku ve organlardaki hücrelerle oksijen ve besin alış verişi yapar. Bu alış veriş, kılcal damar çeperlerinden süzülme suretiyle olur.

DOLAŞIM SİSTEMİ ÇALIŞMAZSA VÜCUTTA NE OLUR?

Kandaki besin ve oksijen, ihtiyaç miktarınca dokulara aktarılır. Buna karşılık hücrelerde biriken artık maddeler ve karbondioksit alınarak akciğerlere ve böbreklere götürülmek üzere yola devam edilir. Kılcal damarlar dokuların arasına dağılarak meydana getirdikleri ağın devamında tekrar birleşirler ve toplar damarlar halinde kalbe dönerler. Atar damarların besin ve oksijen taşımasına karşılık, toplar damarlar, artık maddeler ve karbondioksit taşırlar. Bir başka deyişle atar damarlarda oksijeni bol, toplar damarlarda ise karbondioksidi bol kan dolaşır.

Bu dolaşım siteminin çalışmamasının ne denli büyük fâcialara sebep olacağı açıktır. Zira bu durumda sindirilen besinler vücûda dağılmayacaktır. Hücreler gıdasız ve oksijensiz kalacaktır. Hücrelerde cereyan eden hayâtî faaliyetlerin sonucu olarak biriken artıklar dışarı atılamayacak, gittikçe büyüyen artık ve karbondioksit yığınları, hücreyi çöplük haline sokup hayatın devamına imkân vermeyecektir. Bu esnada kalp de çalışamayacaktır. Demek ki diğer bütün sistemler çalışsa bile dolaşım sisteminin kısa bir süre çalışmaması, hayatın sona ermesine sebep olacaktır. Bu vücut şehrini yapan, yaratan ve düzenli işleten bir Yüce İrâde’nin varlığı zorunlu olmaktadır.1

Dipnot:

  1. Mustafa Nutku ve ark., İnsan Vücudu, s. 16-21.

Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları