İslam’ın Kısaca Tarifi

İSLAM

İslam nedir? İman nedir? İhsan nedir? İşte İslam’ın bir bütün olarak kısaca tarifi…

İslâm, itâat ve teslimiyet demektir. İslâm’ın özü, denebilecek bu hadîs-i şerîf çok mühimdir. Önce îmân, sonra ibâdetler, daha sonra da tasavvufî bir terbiye ile elde edilebilecek olan ihsân kıvâmı… İşte İslâm’ın bir bütün olarak kısaca târifi…

Ömer ibnü’l-Hattâb (r.a) şöyle buyurmuştur:

Bir gün Resûlullah Efendimiz’in huzur-iâlîlerinde bulunduğumuz bir esnâda, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gelmiş bir hâli olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Peygamber Efendimiz’in yanına sokuldu, önüne oturdu, dizlerini Allah Resûlü’nün dizlerine dayadı, ellerini dizlerinin üstüne koydu ve:

“–Ey Muhammed, İslâm nedir?” dedi.

Rasûlullah Efendimiz:

“–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular. Adam:

“–Doğru söyledin.” dedi. Onun hem sorup hem de tasdik etmesi tuhafımıza gitti. Adam:

“–Peki, îman nedir?” dedi. Resûlullah Efendimiz:

“–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular. Adam tekrar:

“–Doğru söyledin.” diye tasdik etti ve:

“–Peki, ihsân nedir, onu da anlat” dedi. Rasûlullah Efendimiz:

“–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. Adam yine:

“–Doğru söyledin” dedi, sonra da:

“–Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye sordu. Peygamber Efendimiz:

“–Kendisine soru sorulan, bu hususta sorandan daha bilgili değildir!” cevabını verdi. Adam:

“–O hâlde alâmetlerini haber ver.” dedi. Resûlullah Efendimiz:

“–Annelerin, kendilerine câriye muâmelesi yapacak çocuklar doğurması, yalın ayak, başıkabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binâlar yapma husûsunda birbirleriyle yarışmalarıdır” buyurdular.

Adam, kalkıp gitti. Ben bir süre öylece kalakaldım. Daha sonra Peygamber Efendimiz:

“–Ey Ömer, soru soran kimdi, biliyor musun?” buyurdular. Ben:

“–Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dedim. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v):

“–O, Cebrâil (a.s.) idi, size dîninizi öğretmeye geldi” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Krş. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16; Nesâi, Mevâkît 6; İbn Mâce, Mukaddime, 9)

İslâm’ın özü, denebilecek bu hadîs-i şerîf çok mühimdir. Önce îmân, sonra ibâdetler, daha sonra da tasavvufî bir terbiye ile elde edilebilecek olan ihsân kıvâmı… İşte İslâm’ın bir bütün olarak kısaca târifi…

İnsanların, ana-babalarına hürmet etmeyip onlara kötü davranmaları, birbirleriyle dünyalık yarışına girerek her şeyi bu dünyadan ibaret zannetmeleri ise kıyâmet alâmetlerindendir. Hatta “Bu durum bir toplumun kıyâmetidir” demek bile mümkündür.

Kaynak: Dr. murat Kaya, Hz. Ömer'den 111 Hayat Ölçüsü, Erkam Yayınları