İslam’da Güzel Ahlâk mı Daha Önemli, Çok İbadet mi?

SORULARLA İSLAM

Güzel ahlâk mı, çok ibadet mi? Abdullah Sert Hocaefendi, bir hadis ışığında açıklıyor.

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’den nakledildiğine göre bir adam Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e:

“– Ey Allah’ın Resûlü! Falan kadının nâfile olarak çok namaz kıldığından, çok sadaka verdiğinden, çok oruç tuttuğundan, ancak diliyle komşusuna eziyet ettiğinden söz ediliyor, (ne buyurursunuz)” dedi.

Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

“– O cehennemde olacaktır” buyurdu.

Adam tekrar dedi ki:

“– Ey Allah’ın Resûlü! Bir kadının da nâfile olarak az oruç tuttuğundan, az namaz kıldığından, az sadaka verdiğinden, sadece yağsız peynir (keş) gibi şeylerden tasadduk ettiğinden, ancak diliyle komşusunu rahatsız etmediğinden söz ediliyor (bunun hakkında ne dersiniz?)”

Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

“– O da cennette olacaktır” buyurdu. (İbn-i Hanbel, II, 440)

Komşularla iyi münasebetler içinde bulunmak, söz ve davranışlarla onlara zarar vermemek îmânın bir gereğidir. Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

Allah’a ve âhiret gününe îmân eden kimse komşusuna ikramda bulunsun...” (Müslim, Îmân 74)

“Allah’a ve âhiret gününe îmân eden kimse komşusunu rahatsız etmesin...” buyuruyor. (Buhârî, Rikâk 23; Müslim, Îmân, 75)

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’ın naklettiği bir hadis-i şerife göre bir gün Fahr-i Kâinât -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

“– Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz” buyurmuştu.

Sahâbîler:

“– Kim îmân etmiş olmaz, yâ Resûlallah?” diye sordular.

“– Yapacağı fenalıklardan komşusu emniyette olmayan kimse!” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 29)

Bir başka rivayette ise Efendimiz:

“Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez” buyurmuştur. (Müslim, Îmân, 73)

Görüldüğü gibi Müslüman, îmânı gereği maddî veya manevî açıdan daima komşusuyla yardımlaşma ve dayanışma içinde bulunarak ona emniyet telkin etmelidir. Fakat günümüzde aynı apartmanda yaşadıkları hâlde, yardımlaşma ve dayanışma bir tarafa, birbirleriyle tanışmayan, selâmlaşmayan insanlar mevcuttur. Hâlbuki Müslümanların elden geldiğince komşularıyla tanışmaya gayret etmeleri lâzımdır. En azından komşuluk ilişkilerinde olumsuz tutumlardan kaçınmak mümkündür. Meselâ evde bağırarak konuşmak, televizyon, teyp vb. gibi cihazların sesini yükselterek komşuları rahatsız edecek her türlü davranıştan uzak durmak gerekir.

Gerçek Müslüman, komşusunun evine, bahçesine, malına mülküne zarar vermediği gibi onunla ilgili sırları, ayıp ve kusurları da örtmesini bilmelidir. Komşunun ırz ve namusuna göz dikmek, zaten hakiki mü’min için düşünülemeyecek bir durumdur.

Hâsılı çevresindeki insanlarla iyi komşuluk münasebetleri gerçekleştirmek her Müslümanın vazifesidir. Ancak komşularına karşı sorumsuz davranan, onları rahatsız eden kimseler de bulunabilir. Bu tür insanlara sabır ve tahammül göstermek, duruma göre münasip bir dille uyarmak, hatta onlara da iyilik yapmak ve ıslahları için dua etmek gerekir. Bu sayede umulmadık dostluklar elde edilebilir. Kendisine faziletli amellerden bahsetmesini isteyen Ukbe bin Âmir’e Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

“Seninle ilgisini kesenle sen ilgini kesme! Sana vermeyene sen ver, sana kötülük edeni sen bağışla!” tavsiyesinde bulunmuştur. (İbn-i Hanbel, IV, 148)

Kaynak: Prof. Dr. Ömer Çelik, Üsve-i Hasene 2, Erkam Yayınları