İnsan, Gerçek Huzuru Nerede ve Nasıl Bulur?

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi, gerçek mutluluğun dünya nimetlerinde değil; Cenâb-ı Hakk’la beraberliğin gönle verdiği huzur ve marifetullah lezzetinde olduğunu hatırlatıyor.

Rivayete göre, İsa Aleyhisselam, teninde alıcılar bulunan, iki şakağı da çökmüş bir şahsa rastladı. O şahıs, üzerindeki hastalıkları dikkate almayıp şöyle diyordu:

“Ya Rabbi! Sana sonsuz hamdü senalar olsun ki, insanların pek çoğunu müptela kıldığın dertten beni halas eyledin.”

İsa Aleyhisselam, muhatabının kalbi derinliğini yoklamak maksadıyla ona şöyle sordu:

“Ey kişi! Allah’ın senden giderdiği hangi dert var ki?”

Hasta ise şöyle cevap verdi:

“Ey Ruhullah! En feci hastalık ve bela, kalbin Hakk’tan gafil olmasıdır. Onun dışında, at gibi koştursan da faydası yok, gökte uçsan da faydası yok. Gerçekten kalp Hakk’tan gafilse, denizin dibinde de olsan nefes almadan, havada da uçsan, yeryüzünde de koşsan çok fazla faydası yok. Bütün mesele, kalbin Hakk’tan gafil olmamasıdır. Şükürler olsun ki Allah Teâlâ beni bundan muhafaza buyurmuştur. Zira ben Cenâb-ı Hakk’ın kalbime verdiği marifetullah lezzeti ve huzuru içindeyim; onun dışındaki dünya nimetlerini ve musibetlerini görmüyor ve hissetmiyorum bile.”

Bir de Züleyha Hanım vardı, Allah rahmet eylesin. Bir gün onu ziyarete gittim. Meret’de sadece şu başı sağlamdı; diğer hayatı yatakta geçiyordu. Kadıncağız gençken bir felç geçirmiş, hayatının tamamı yatakta geçmişti. Ama şurası çok sağlamdı ve buradan da devamlı hikmet akıyordu.

Ziyaretimize gittiğimizde dedi ki:

“Hocam, insan Allah’la beraber olduktan sonra sabır nedir ki? Öyle bir kelime mi var?”

Hayatı yatakta geçmiş olmasına, telefonu bile eline alamamasına rağmen, demek istediği şuydu:

“Sabır, Cenâb-ı Hakk’ın kalbime verdiği marifetullah lezzeti ve huzuru içindeyim; onun dışındaki dünya nimetlerini ve musibetlerini görmüyor ve hissetmiyorum bile.”

Kul, Cenâb-ı Hak’a yaklaştıkça dünyevi çile ve ızdırapların gönüldeki tesiri azalır. Zira Cenâb-ı Hak’la beraberliğin manevi hazzı, bütün ızdırapları unutturur; hatta cefalar bile safaya, zahmetler rahmete dönüşür.

Bu bakımdan, dünyanın en mesut insanları, her istediğini dilediği anda bulabilenler değil, Rabbini her an kalbinde bulabilen arif müminlerdir.

Ataullah Elskenderî Hazretleri’nin şu niyazı, gerçek bir imanın gönle bahşettiği huzur haline ne güzel bir misaldir:

“Ya Rabbi! Seni bulan neyi kaybetti ki, seni kaybeden de neyi buldu?”