İmanın Lezzeti Nasıl Alınır?

Allah`a İman

Hâli vakti yerinde olanlar, bu “takdîr-i ilâhî”yi iyi idrâk ederek ihtiyaç sâhiplerine karşı hissiz kalmamalı, büyük bir ibâdet vecdiyle yardımlarına koşmalıdır.

Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de en fazla “Rahmân” (Çok merhamet eden) ism-i şerîfini telkin etmektedir. Merhamet, sende olanı, olmayana ikrâm etmendir. Diğer bir ifâdeyle merhamet, başkalarının mahrûmiyetini telâfi maksadıyla, onların yardımına koşmaktır. Bu sebeple îmanın lezzeti, merhametle hissedilir. Merhametin meyvesi de muhtaçlarla dert ortağı olabilmektir.

KİMLERE YARDIM ETMELİ?

Muhtâca, borçluya ve yolda kalmışa yardım etmek, İslâm’ın mühim insânî kâidelerinden biridir. Zarûrî ihtiyaçlarını karşılayamadığı için borçlu duruma düşen her insana yardım etmek, dînimizin emrettiği âlemşümûl bir prensiptir. Bu yardım, alacaklının borçluya mühlet vermesi, borcunun bir kısmını veya tamamını bağışlaması ya da bir başkasının imkân nisbetinde yardımda bulunması şeklinde olabilir.

MÜSLÜMANLARIN ŞİARI

Diğer ihtiyaç sâhiplerine de elden gelen her türlü desteği sağlamak Müslümanların şiârıdır. Nebiyy-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir keresinde:

“–Sadaka vermek her Müslümanın vazifesidir.” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm:

“–Sadaka verecek bir şey bulamazsa?” dediler.

“–Amelelik yapar, hem kendisine faydalı olur, hem de tasadduk eder.” buyurdu.

“–Buna gücü yetmez (veya iş bulamaz) ise?” dediler.

“–Darda kalana, ihtiyaç sâhibine yardım eder.” buyurdu.

“–Buna da gücü yetmezse?” dediler.

“–İyilik yapmayı tavsiye eder.” buyurdu.

“–Bunu da yapamazsa?” dediler.

“–Kötülük yapmaktan uzak durur. Bu da onun için sadakadır.” buyurdu. (Buhârî, Zekât 30, Edeb 33; Müslim, Zekât 55)

Yâni Müslüman, her hâlükârda din kardeşine yardımcı olur. Herkes kendine göre bir infak imkânı bulabilir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 2, Erkam Yayınları

GERÇEK İMANIN TADINA KİMLER VARABİLİR?

https://www.islamveihsan.com/gercek-imanin-tadina-kimler-varabilir.html