İbn-i Ömer’den Hz. Hüseyin’e Kerbela Yolculuğu Öncesi Uyarı
İbn-i Ömer’in Hazret-i Hüseyin’i Kerbelâ yolculuğu öncesinde neden uyardığını ve aralarında geçen ibretlik konuşmayı anlatan tarihî hadise.
Abdullâh ibn-i Ömer -radıyallâhu anh-’a Hazret-i Hüseyin’in Irak’a doğru yola çıktığı haberi geldiğinde, peşine düşüp üç günlük bir yolculuktan sonra Hüseyin -radıyallâhu anh-’a yetişti ve:
“–Ey Hüseyin, nereye gidiyorsun?” dedi. Hazret-i Hüseyin:
“–Irak’a gidiyorum.” dedi.
İBN-İ ÖMER’İN HAZRET-İ HÜSEYİN’E KERBELA UYARISI
İbn-i Ömer -radıyallâhu anh- baktı ki Hazret-i Hüseyin’in yanında kâğıt tomarları var. Hazret-i Hüseyin:
“–İşte bunlar Iraklıların mektuplarıdır.” dedi. İbn-i Ömer:
“–Sen onların mektuplarına aldanma, onlara gitme!” dedi.
Fakat bütün ısrarlarına rağmen Hazret-i Hüseyin gitmekte direndi:
“–Ben gitmeyeyim de kim gitsin?” dedi. Bunun üzerine İbn-i Ömer, Hazret-i Hüseyin’e şöyle hitâb etti:
“–O hâlde ben size Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bir hadîsini hatırlatayım:
Cebrâîl -aleyhisselâm-, Allah Rasûlü’ne geldi. Rasûlullâh’ı dünyâ ile âhiret arasında muhayyer bıraktı. Allah Rasûlü, âhireti dünyâya tercih etti. Sen de Rasûlullâh’ın bir parçasısın. Allâh’a yemin ederim, siz Ehl-i Beyt’ten hiç kimse kıyâmete kadar dünyâya hâkim olamayacaktır, (yâni mal, mülk, makam, mevkî gibi dünyevî şeylere uzun süre ve tam olarak sâhip olamayacaklardır). Sizi dünyâya hâkim olmaktan alıkoyan şey, sizin için dünyâdan daha hayırlı olan bir şeyi, yâni âhireti tercih etmiş olmanızdır.”
Hazret-i Hüseyin dönmeyi kabûl etmedi. Bunun üzerine Abdullâh bin Ömer, onun boynuna sarıldı ve ağladı. Sonra da:
“–Allâh’a emânet ol, sen ölüme gidiyorsun!” dedi. (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, VIII, 152; Zehebî, Siyer, III, 296)
Hazret-i Hüseyin’in kardeşi Hasan -radıyallâhu anh- da, müslümanlar arasından fitnenin kalkması ve kan dökülmesine mânî olmak için Muâviye’ye mektup yazarak hilâfetten ferâgat etmiştir.
İşte ashâbın firâsetini aksettiren bu hâdiseler, Ehl-i Beyt’in fedâkârlık, mes’ûliyet ve hizmet aşkına mukâbil, katlandıkları çileleri de sergilemektedir.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları