Hz. Yusuf’un (a.s.) Kardeşleri Affedildi mi?
Abdullah Sert Hocaefendi, ayet-i kerimeler ışığında Hz. Yusuf’un (a.s.) kardeşlerinin affediliş sürecini anlatıyor.
HZ. YUSUF’UN (A.S.) KARDEŞLERİ NASIL BAĞIŞLANDI?
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.
Yûsuf sûresi 97. âyet-i kerîme:
“(Yûsuf’un kardeşleri:) «Ey babamız! Bizim günahlarımızın bağışlanmasını dile. Çünkü biz gerçekten günahkâr kimseler idik» dediler.”
Burada Yakup Aleyhisselâm’ın oğulları, işledikleri günahı itiraf ederek şöyle dediler:
“Ey babamız! Gerek sana, gerek Yûsuf’a, gerekse dünyada yaptığımız işlerden dolayı günaha girip kasten hata ve suç işledik. Senin bize karşı duyduğun şefkat, günahlarımızın bağışlanmasını istemeni gerektiriyor. Eğer bizim için istiğfarda bulunmazsan, gerçekten helâk oluruz.”
Yakup Aleyhisselâm da şu cevabı verdi:
“(Yakup) dedi ki: «Sizin için Rabbimden mutlaka bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.»” (Yûsuf, 12/98)
Yani Yakup Aleyhisselâm, “Hiç şüpheniz olmasın ki biraz gecikse de mutlaka sizin için af dileyeceğim” demek istemiştir. Bu söz, aynı zamanda şu manaya da gelir: “Evlatlarım, şayet Yûsuf sizi affederse, ben de Rabbimden sizi bağışlamasını dileyeceğim.” Çünkü Yûsuf mazlumdu; mazlumun affetmesi, zâlimin bağışlanması için şarttır. Mazlum affetmedikçe zâlimin bağışlanması mümkün değildir.
Yakup Aleyhisselâm, mağfiret talebini, Yûsuf Aleyhisselâm ile buluşacağı zamana ertelemiştir. Hemen “Sizin için af diledim” dememiştir. Nitekim Mısır’a varıp Yûsuf ile bir araya geldiklerinde, bu olay aşure gününe tesadüf eden bir cuma gecesi, seher vakti gerçekleşmiştir. Yakup Aleyhisselâm kalkıp önce namaz kılmış, ardından ellerini açarak Yüce Rabbine şöyle dua etmiştir:
“Allah’ım! Yûsuf için ağlayıp sızlandığım, onun yokluğuna sabredemediğim için önce beni bağışla. Sonra da çocuklarımı, kardeşleri Yûsuf’a yaptıklarından dolayı affet.”
Bu sırada Yûsuf Aleyhisselâm da babasının arkasından “Âmin” diyordu. Kardeşler ise boyunlarını bükmüş, hem mahcubiyet hem de huşû içerisinde bu duaya katılıyorlardı.
Cenâb-ı Hak, Yakup Aleyhisselâm’a şöyle vahyetti:
“Allah seni de çocuklarını da bağışladı, ey Yakup!”
Bunun üzerine Yakup Aleyhisselâm, ölüm gelinceye kadar her cuma gecesi seher vakti çocukları için dua etmeye devam etmiştir. (Rûhu’l-Beyân tefsiri)
Buradan şu incelik ortaya çıkmaktadır: Kur’ân-ı Kerîm’de hem babaların evlatları için, hem de evlatların anne-babaları için dualar zikredilmiştir.
Baba ve evlat için dua: İbrahim Aleyhisselâm’ın duası:
“Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle.” (İbrahim, 14/40)
Evlat için dua:
“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı bahşet.” (Furkân, 25/74)
Anne-baba için dua:
“Rabbim! Küçükken onlar beni nasıl şefkatle yetiştirdilerse, Sen de onlara merhamet eyle.” (İsrâ, 17/24)
Böylece Kur’ân, hem anne babaların çocukları için, hem de çocukların anne babaları için dua ederek, aile fertlerinin birbirine merhametle bağlı kalmasını öğütlemektedir. Herkes, muhtaç olduğu rahmeti ancak Allah’a yönelmekle bulabilir.