Hz. Peygamber’i Kalben Tanımak Mümkün mü?

TEFEKKÜR

Beşer idraki Allah dostlarını bile kavrayamazken, Hakîkat-i Muhammediyye’nin azametini nasıl anlayabiliriz?

Bir derviş, ârif bir zâta sorar:

“–Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri mi, Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri mi daha büyüktür?”

O zât şu cevabı verir:

“–Bu iki velî arasındaki fazîlet büyüklüğünü tâyin edebilmek için onlardan daha büyük bir velî olmak lâzımdır...”[1]

HZ. PEYGAMBER’İ KALBEN TANIMAK MÜMKÜN MÜ?

Yani Allah dostlarının fazîlet ufkunu tam olarak kavrayabilmek, değme idraklerin kârı değildir. Beşerî idrak, Allâh’ın velî kulları hakkındaki fazîlet takdîrinden bile âciz iken, Allâh’ın Habîbi’nin kadr u kıymetini ne kadar takdîr edebilir ki?..

Acabâ kelimelerin mahdut imkânları ile yazılan bütün sîret kitapları, Hakîkat-i Muhammediyye’nin kaçta kaçını ifâde edebilir? Üstelik O’nu anlatmaya kalkan her kalem, sahibinin gönlündeki muhabbet nisbetinde bir ifâde kudretine sahip iken...

Dipnot:

[1] Ahmed Eflâkî, Menâkıbu’l-Ârifîn, II, 225.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 1, Erkam Yayınları