Hucurat Suresi 6. Ayet Ne Anlatıyor?
Hucûrât Sûresi 6. âyet, doğruluğu araştırılmadan haberlere inanmanın tehlikesini ve yanlış haber karşısında nasıl davranılması gerektiğini anlatıyor.
Ayet-i kerimede buyrulur:
HABERLERİ ARAŞTIRMADAN İNANMANIN TEHLİKESİ
Hucurat Suresi 6. Ayet Arapça:
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ
Hucurat Suresi 6. Ayet Meali:
Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın. (Hucûrât, 49/6)
Bilgi:
Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Velid İbn Ukbe’yi, zekât memuru olarak Mustalikoğulları’na göndermişti. Onlar da Velid’i karşılamaya çıkmışlardı. Velîd henüz yoldayken birisi, bu kabileden silahlı bir grubun ona doğru yola çıktığı haberini getirmişti.
Velid de kendisini öldürecekleri korkusuna kapılarak gerisin geriye Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yanına dönmüş ve durumu anlatmıştı. Bunun üzerine Peygamberimiz öfkelenmiş ve Mustalikoğulları ile savaşmayı tasarlamıştı. Ancak yapılan araştırmada, gelen haberin doğru olmadığı anlaşılmıştır.
Mesaj:
- Güvenilmez kişilerin getirdiği haberi araştırmak gerekir. Çünkü onlardan bazıları Müslümanların arasına fitne sokmak ister.
- Düşünerek hareket etmek Allah’tan, düşünmeden acele ile hareket etmek şeytandandır.
Kelime Dağarcığı:
Fâsık: İtaatten ayrılıp asi olan, büyük günah işleyen kişi.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Hucurat Suresi 6. Ayet Tefsiri:
- Ey iman edenler! Size, ‘hiçbir endişe, iç burkulması duymadan dinin emir ve yasaklarını açıktan açığa çiğneyebilen ve yalana aldırmayan’ bir kimse önemli bir haber getirecek olursa bunun doğru olup olmadığını iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa karşı haksız bir saldırıda bulunur, sonra da yaptığınıza pişman olursunuz!
Verilen bir haber, o haberi verenin ahlâkî durumuna göre önem kazanır. Haberi getiren şahıs, olayı bizzat gören, duyan, sözüne güvenilir dürüst bir kişi ise ona itimat edilir. Aksine o, sözüne güvenilmez, yalancı ve ahlâksız biri ise getirdiği haber iyice araştırılmadan itimada layık görülmez. Çünkü getirilen haberlere binaen verilecek kararlar doğru olursa, bunların uygulanmasından fert ve cemiyet fayda görür. Aksi halde yanlış kararlar verip fert ve toplumu sıkıntıya sokacak, hatta felakete sürükleyecek kötü bir durum da ortaya çıkabilir.
İşte âyet-i kerîme mü’minleri bu hususta uyarmakta ve dikkatli olmaya çağırmaktadır. Nitekim âyet-i kerîmenin nüzûl sebebi olarak rivayet edilen şu hadise gerçeği anlama açısından bize ışık tutmaktadır:
Resûlullah (s.a.s.), İslâm’ı yeni kabul etmiş bulunan Beni Mustalik kabilesine, zekâtlarını tahsil etmesi için Velid b. Ukbe’yi göndermişti. Velid oraya gitti. Fakat aralarında önceden var olan bir düşmanlıktan dolayı onlardan korktuğu için geri döndü. Üstelik Peygamberimiz (s.a.s.)’e onların zekât vermeyi reddettiklerini ve kendisini öldürmeye kalkıştıklarını söyledi. Bu haberi duyan Allah Resûlü (s.a.s.) öfkelendi ve onları cezalandırmak maksadıyla bir ordu göndermeye niyetlendi.
Bazı rivayetler bu ordunun, onlara saldırmak için harekete geçtiğini, bazı rivayetler ise sadece harekete hazır olduğunu bildirmektedir. Fakat tam bu esnada, Beni Mustalik kabilesinin reisi, Hz. Cüveyriye vâlidemizin babası Haris b. Dırâr yanında bir heyetle Resûlullah (s.a.s.)’e geldi ve: “Allah’a yemin ederiz ki, değil zekât vermeyi reddedip onu öldürmeye kalkışmak, biz Velid’i görmedik bile. Biz iman üzerindeyiz ve zekât vermeye de hazırız” dedi. Bu hâdise üzerine söz konusu ayet nâzil oldu. (bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 279; Taberî, Câmi‘u’l-beyân, XXVI, 160)
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com