Hayatta Olgunlaşmak İçin Dost Seçimi Ne Kadar Önemli?
Kalbinizi yumuşatacak, aklınızı berraklaştıracak ve ruhunuzu olgunlaştıracak doğru arkadaşlar sizi nasıl şekillendirir? İşte hayat yolunda olgunluğun anahtarı…
Babam bir gün eve gelirken Trabzon hurması almıştı. Ben de heyecanla tadına bakmak için ısırdım. Tadı öyle acı, öyle buruk geldi ki bana hemen bıraktım. Ağzımda bıraktığı o buruk tadı hiç unutamam. Babam tebessüm ederek dedi ki: “Şimdi bunu yeme zamanı değil, ama sabret, bu hurma olgunlaşınca tadına doyum olmaz.” Sonra o hurmaları alıp mutfakta elmaların arasına koydu. O gün neden elmaların arasına koyduğuna anlam verememiştim. Birkaç gün sonra babam beni tekrar çağırdı. “Gel oğlum, bir daha tat bakalım.” dedi. O buruk hurma gitmiş yerine lezzetli mi lezzetli yeni bir meyve gelmişti sanki. Önceki tadından eser yoktu. Karşımda yumuşacık tatlı bir meyve vardı.
OLGUNLAŞMANIN SIRRI DOSTLUKLARDA MI SAKLI?
Babam, hayretimi görünce bana döndü ve dedi ki: “Gördün mü evladım? Birkaç gün önce yediğin hurmaya hiç benziyor mu? Trabzon hurması durduğu yerde çok geç olgunlaşır. Ama onu elmaların arasına koyarsan daha erken olur. İnsan da böyledir oğlum. Kiminle beraber oturup kalktığın çok önemli. Sepettekilere dikkat et. Salih, sadık ve güzel ahlaklı insanlarla beraber olursan daha erken olgunlaşırsın. Kalbin yumuşar, aklın berraklaşır. Yanlış insanlarla olursan, sen de sert kalırsın, acı olursun, olgunlaşman gecikir.”
O zamanlar tam anlayamamıştım meseleyi ama büyüdükçe babamın bu örneği kalbime nakış gibi işledi. Çünkü gördüm ki gerçekten insan, yanındaki insanlarla şekilleniyor. Yazar Jim Rohn’un da dediği gibi: “İnsan en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” Gözün gördüğü, kulağın duyduğu, kalbin meşgul olduğu her şey insanın ruhunu ya olgunlaştırıyor ya da sertleştiriyor.
Bu yüzden Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: “Kişi dostunun dîni üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Tirmizî, Zühd, 45; Ebû Dâvûd, Edeb, 16). Rabbimiz de bize şöyle buyuruyor: “Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun!” (et-Tevbe, 119). Bu ayet ve hadis, babamın bir hurma ile bana verdiği o anlamlı dersin asıl kaynağıydı aslında. Biz kiminle yürür, kiminle oturur kalkarsak, karakterimiz de kalbimiz de onunla şekilleniyor.
Hepimiz bir elma sepetinin sıcaklığını arıyoruz aslında. Bizi sarıp sarmalayan, temas eden, geliştiren, olgunlaştıran bir elma sepetinin mutluluğunu arıyoruz. Cinsleri, renkleri, ebatları farklı olsa da aynı şeye hizmet edenlerin bir arada olması herkese iyi geliyor. Sırf bu yüzden her insan bir sepette olmak istiyor. Ama burada sepette olmaktan ziyade hangi sepette olacağına çok dikkat etmek lazım. Sepetteki bir çürük elma bütün hikayeyi değiştirebilir. İşte bu sebepten ötürü sadece sepet bulmak da yetmiyor, sağlam elmalarla sırt sırta vermek lazım.
Allah’ım! Kalbimizi yumuşatacak, aklımızı berraklaştıracak, bizi Sana daha fazla yaklaştıracak salih ve sadık kullarınla beraber eyle. Yanlış arkadaşlıklardan, kalbimizi sertleştirecek çürük ortamlardan bizi muhafaza eyle. Bizi de sağlam elmalar arasında olgunlaşan hurmalar gibi güzel kıl. Amin.
Kaynak: Kadir Bekar, Altınoluk Dergisi, Sayı: 474