Hanım Sultanların Günümüzde Yaşayan Tarihî Mirasları

Vakıf

Tespit edilebilen 26 bin küsur vakfa sahip olan Osmanlı Devleti'nde, hanımların vakıflara yönelik katkısı da azımsanamayacak kadar fazla idi. Bir vakıf medeniyeti olan Osmanlı'da, hanım sultanların vakıflar aracılığıyla yaptırdığı yüzlerce cami, medrese, dâru'ş-şifa, hamam gibi eserlerin önemli bir kısmı da günümüze intikal etmeyi başardı. İşte o tarihî eserlerden bazıları... Nur Banu Valide Sultan

Valide Atik Camii

Nûr Bânû Vâlide Sultan'ın İstanbul’un Anadolu ve Rumeli yakasında birçok eser yaptırdığını biliyoruz. Üsküdar Toptaşı’ndaki Atik Vâlide Câmii, imâreti, medresesi, dâru’ş-şifâsı ve çifte hamamı ile zikre şâyân olanlarıdır. Düşününüz ki bu kadın menşei itibâriyle yahudidir. Babası Yasef Nassi, İspanya’nın müslümanların elinden çıkması üzerine katliâma mâruz kalmaktan kurtulmak için, Osmanlı’ya sığınmış olan yahudi cemaatinin ileri gelenlerinden biridir.

Kanûnî Sultan Süleyman’ın istihbârat için kullandığı anlaşılan Yasef Nassi, onun oğlu Sarı Selim zamanında menfî roller oynamış ve padişâhın kayınpederi olmak imtiyaz ve selâhiyetiyle pek büyük bir servet sâhibi olmuştur. Sistem o kadar iyi işlemekte, İslâmî ahlâk ve hassâsiyet öyle derinlere nüfûz etmekteydi ki, onun kızı Nur Bânu Sultan, hayır ve hasenât sâhibi Müslüman hanımlar arasında mütemâyiz bir duruma yükselebilmiştir.

Mâhpeyker Kösem Vâlide Sultan

Yeni Camii

Böyle hanımların biri de Mâhpeyker Kösem Vâlide Sultan’dır. O da Yeni Câmi’nin temelini attırmış, Üsküdar Çinili Câmii ve yanına da mekteb, çeşme, dâru’l-hadîs, çifte hamam ve sebil yaptırmıştır. Ayrıca Anadolu Kavağı’ndaki câmiyi inşâ ettirmiştir. Onun, yetim ve fakir kızları evlendirmek için kurmuş olduğu vakıf da meşhurdur.

Bunlardan başka daha birçok hayrâtı vardır. Şâyân-ı dikkattir ki, vâlide sultanlar arasında celâlli tabiatiyle tanınmış olduğu hâlde Kösem Sultan bile, vakıf tesis etmekteki gayretiyle zayıflara şefkat ve merhamet husûsunda zirve bir şahsiyettir. Kösem Sultan’ın temelini attırdığı hâlde, bitirmeye ömrü vefâ etmediğinden yarım kalmış olan Yeni Câmi’yi tamamlatarak ibâdete açmak şerefi, Hatice Turhan Sultan’a nasîb olmuştur. Bunun yanında mekteb, medrese, imâret, kütüphâne ve çeşme hayrâtları da vardır.

Ayrıca Yeni Câmi vakfiyesinde dikkati çeken bir husus da, kandil ve Ramazan gecelerinde bazı çeşmelerden bal şerbeti akıtılması ve namazdan çıkan cemaate ikrâm edilmesidir. Balın kalitesi dahî vakfiyeye tescîl edilmiştir. O zamanın en vasıflı balı, bugün adı “Pazar” olarak değiştirilmiş olan Rize’nin kazası Atina’dan getirilirdi. Vakfiyede ne kadar pahalı olursa olsun dâimâ bu balın kullanılması, başka balın kullanılmaması şart koşulmuştu ki, bu da hayırdaki keyfiyet ve hassâsiyetin derecesini gösteren tipik bir misâldir.

Pertevniyâl Vâlide Sultan

İstanbul Aksaray’daki “Vâlide Câmii” ile “Yâ Vedûd Mescidi”ni inşâ ettirmiş, ayrıca kütüphâne, çeşme ve mektep yaptırarak onları vakfetmiştir.

Mihrimâh Sultan

Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii

Edirnekapı’da ve Üsküdar’da birer “selâtîn câmi” inşâ ettirmiş olan Mihrimâh Sultan ise, tesis ettiği büyük vakıf eserlerine rağmen son derecede mütevâzî ve mahviyet sâhibi bir kimse idi.

Bunu, şu misâl çok güzel bir sûrette ifâde etmektedir; Mekke ve Arafat’ın suyu vaktiyle Hârun Reşid’in hanımı Zübeyde Hanım tarafından Bağdat civârından oraya kadar getirtilmişti. Fakat Kanûnî devrinde bu su yollarının zamanla bozulduğu ve çeşmelerin kâfî miktarda akmadığı söyleniyordu. Bunu öğrenen Mihrimâh Sultan, babası Kanûnî’nin huzûruna çıkarak bu kadîm su bendinin Başmîmar Sinan tarafından tamir edilmesini ve bu hizmetin de gizli kalmasına âzamî gayret gösterilmesini ondan ricâ etmiş ve bu maksatla sâhip olduğu bütün zînet ve mücevherâtı tahsis etmiştir.

Mimar Sinan, Süleymâniye Câmii’nin temelleri atıldıktan sonra bir müddet ortadan kaybolmuştur ki, bunun sebebi pek bilinmez ve güyâ câminin temellerinin oturması için kasten kaybolmuş bulunduğu söylenir. Hâlbuki bunun sebebi, “Ayn-ı Zübeyde” denilen mezkur su kanallarının tâmiri ve bu hayrın sâhibi olan Mihrimâh Sultan’ın hizmet ve himmetinin gizli kalmasını istemiş olmasıdır.

Bezmiâlem Vâlide Sultan

Bezm-i Alem Valide Sultan Camii

Vâlide sultanlar içinde hayrât bakımından en meşhurlardan biri de, Bezmiâlem Vâlide Sultan’dır ki, asırlarca hizmet veren ve târihe mâl olan pek çok hayır hizmetleri yapmıştır. Yaptırdığı câmilerin en büyüğü Dolmabahçe Sarayı yanındaki Vâlide Câmii’dir. Meşhur Galata Köprüsü de onun vakfıdır.

Vâlide Sultan’ın Şam’a kurduğu bir vakıf da çok mühimdir. Vakıf şartı: -Şam’ın tatlı suyunu hacılara ulaştırmak, hizmetkârların kırdığı veya ziyan verdiği eşyaları, onların haysiyet ve şahsiyetleri rencide olmasın diye tazmin etmektir. Hayır eli çok uzaklara kadar uzanan Bezmiâlem Vâlide Sultan’ın hizmetlerinin en büyüklerinden biri de şahsî servetinden büyük bir meblağ vakfederek yaptırdığı Gurabâ-i Müslimîn Hastahânesi’dir. Bu büyük eser, câmî ve çeşmesiyle 1843 yılında hizmete açılmış olup, o günden beri ümmet-i Muhammed’in fakirlerine şifâ dağıtmaktadır.

Bu sultan efendiler, hayrât ve hasenâtta su temini husûsuna birinci derecede ehemmiyet vermişler, Mekke ve Arafat gibi İstanbul’u da vakıf suyu ve çeşmeleriyle donatmışlardır. Bunun için hâlâ ayakta duran bentleri tesis etmişler ve su yollarını tâmir ederek İstanbul’u dâimâ ihtiyacı karşılayacak derecede bol suya kavuşturmuşlardır.

Mübârek ecdâdın ihlâsla kurduğu vakıflar, faâliyetlerinin kıyâmete kadar devam etmesi duâ ve temennîsi ile tesis edilmiştir. Bu vakıflar, bugünkü ve yarınki insanımızın câmî, mektep, hastahâne, kışla, sebil gibi ihtiyaçlarını gidermekte ve pek çoğu hâlâ hizmetlerini devam ettirmektedir. Bunlar, mübârek ecdâdımızın muazzez rûhlarını şâd edecek birer sadaka-i câriye, îmân ve asâlet nişânesidir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Vakıf İnfak Hizmet, Erkam Yayınları, 2013, İstanbul