Hadid Suresi 3. Ayet Ne Anlatıyor?
Hadîd Suresi 3. ayetin Arapçası, meali ve tefsiri eşliğinde Allah’ın evvel, âhir, zâhir ve bâtın isimleri ile her şeyi kuşatan ilahi ilmi.
Cenâb-ı Hakk’ın her şeyi kuşatan ilmi Hadid suresi 3. ayette şöyle bildirilir:
HADÎD SÛRESİ 3. ÂYETTE ZİKREDİLEN İLÂHÎ İSİMLER
Hadid Suresi 3. Ayet Arapça:
هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
Hadid Suresi 3. Ayet Meali:
O, evvel ve âhir, zâhir ve bâtındır. O her şeyi bilir. (Hadîd, 57/3)
Bilgi:
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Sen evvelsin, senden önce olan yoktur. Sen âhirsin, senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen zâhirsin, senden daha açık ve üstün olan yoktur. Sen bâtınsın, senden daha gizli ve senden öte hiçbir şey yoktur.” (Müslim, “Zikr”, 61)
Mesaj:
- Allah Teâla, insanlar O’nu tanısınlar diye zatını bazı isim ve sıfatlarla nitelendirmiştir.
- En güzel ve mükemmel sıfatlara sahip olan Rabbimizi yüceltmek ve tesbih etmek gerekir.
Kelime Dağarcığı:
Evvel: İlk; Allah kadimdir, ezelîdir, varlığının başlangıcı yoktur.
Âhir: Son; Allah bâkidir, ebedîdir; varlığının sonu yoktur.
Zâhir: Açık, belirgin; Allah’ın varlığı ve varlığının kanıtları açıktır.
Bâtın: Gizli; Allah’ın zâtının mahiyeti gizlidir, bilinemez. Ancak kendini tanıttığı kadar bilinebilir.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Hadid Suresi 3. Ayet Tefsiri:
- Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’ı tesbih eder. O, kudreti dâimâ üstün gelen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.
- Göklerin ve yerin mutlak mülkiyeti ve hâkimiyeti yalnızca O’nundur. O, diriltir ve öldürür. O’nun her şeye gücü yeter.
- O Evvel’dir, Âhir’dir, Zâhir’dir, Bâtın’dır. O her şeyi hakkıyla bilir.
Tesbih; Allah Teâlâ’nın zâtını ve sıfatlarını her türlü noksan sıfatlardan pak ve uzak tutmaktır. Göklerde ve yerde canlı cansız, akıllı akılsız ne kadar varlık varsa kendilerine has dilleriyle ve halleriyle Yüce Allah’ı tesbih ederler. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“Yedi gök, yer ve bunlar içinde bulunan herkes Allah’ı tesbih eder. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz ki O, ceza vermekte hiç acele etmeyen ve çok bağışlayandır.” (İsrâ 17/44)
Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın zâtı, sıfatları ve fiilleri mükemmeldir. Yaratılış ve yarattıklarının idaresiyle alakalı emirlerinin tümü, her türlü kusur, zaaf ve noksandan beridir. Tüm kâinatın mülkiyeti, hâkimiyeti ve hükümranlığı O’nun elindedir. Gerçek tek ilâh O’dur. Canlılara hayat verip yaşatması, vakti gelince öldürmesi ve istediği her şeyi yapmaya güç yetirmesi, bu gerçeğin açık tezâhürleridir. Bunlarla birlikte O’nun ulûhiyet ve rubûbiyetini kanıtlayan dört mühim vasfı daha vardır: Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın.
اَلْاَوَّلُ (Evvel): Allah Teâlâ kadîmdir, ezelîdir; varlığının başlangıcı yoktur; O, her şeyin başlangıcı ve başlatıcısıdır. Kendi kudretiyle kâinatı yoktan var etmiştir
اَلْاٰخِرُ (Âhir): Allah Teâlâ bakîdir, ebedîdir, varlığının sonu yoktur, O her zaman var olacaktır. O’nun dışındaki her şey sonludur ve sonunda O’na ulaşmak üzere vardır. Âyet-i kerîmede: “O’nun zâtından başka her şey yok olacaktır” (Kasas 28/88) buyrulur.
اَلظَّاهِرُ (Zâhir): Allah Teâlâ’nın varlığı ve varlığının delilleri, kudretinin eserleri açıktır. Kâinattaki her şey O’nun varlığını göstermektedir. O üstündür, yücedir, hikmet sahibidir.
اَلْبَاطِنُ (Bâtın): O’nun zâtının mâhiyeti gizlidir, yaratılmışlar tarafından bilinemez; gözler O’nu göremez, akıllar O’nu idrak edemez, hayaller O’nu kuşatamaz. O ise bütün gizlilikleri bilir, her şeye nüfuz eder.
Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), istirahattan önce yaptığı duasında Rabbimizin bu isimlerini zikreder ve şöyle buyururdu:
“Allahım! Ey göklerin, yerin, büyük arşın Rabbi, bizim de Rabbimiz, her şeyin Rabbi! Ey Tevrat’ı, İncil’i, Furkan’ı indiren, dâneyi ve çekirdeği yarıp filizi çıkaran! Senden başka ilâh yoktur. Her şerlinin ve perçeminden yakalamış olduğun her canlının şerrinden sana sığınırım. Sen Evvelsin; senden önce bir şey yoktur. Sen Âhirsin; senden sonra bir şey yoktur. Sen Zâhirsin; senin üstünde bir şey yoktur. Sen Bâtınsın; senden öte bir şey yoktur. Borcumuzu öde, bizi fakirlikten kurtarıp zengin eyle!” (Müslim, Zikir 17)
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com