Gözyaşı İsyan Değil, Kalpteki Merhamettir

Kaza ve Kadere İman

Evladını kaybeden bir annenin sabrı ve Allah Rasûlü’nün rahmet gözyaşları... Merhamet isyan mıdır? Kadere rızâ ile şefkatin ulvi buluşması.

Üsâme bin Zeyd -radıyallâhu anhümâ- şöyle anlatır:

RAHMETİN TEZAHÜRÜ: MÜBAREK GÖZYAŞLARI

Kızı (Zeynep), Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e:

“–Oğlum ölmek üzeredir, lütfen bize kadar geliniz.” diye haber gönderdi. Peygamber -aleyhissalâtü vesselâm-:

“–Alan da veren de Allah’tır. O’nun katında her şeyin belli bir vakti vardır. Sabretsin ve ecrini Allah’tan beklesin!” buyurarak kızına selâm gönderdi.

Bunun üzerine kızı, Allah Rasûlü’ne:

“–Ne olur, mutlakâ gelsin!” diye tekrar haber yolladı.

Bu defa Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında Sa’d bin Ubâde, Muâz bin Cebel, Übey bin Kâ’b, Zeyd bin Sâbit ve başka bâzı sahâbîler olduğu hâlde, kalkıp kızının evine gitti. Çocuğu Hazret-i Peygamber’e verdiler, kucağına aldı. Yavrucak nefes almakta güçlük çekiyordu. Rasûlullâh’ın mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Durumu gören Sa’d bin Ubâde:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü, bu ne hâldir?” dedi. Allah Rasûlü de:

“–Bu, Allâh’ın, kullarından dilediğinin kalbine koyduğu merhamet duygusudur. Zâten Allâh, ancak merhametli kullarına rahmet eder.” buyurdu. (Buhârî, Cenâiz 33, Eymân 9, Merdâ 9; Müslim, Cenâiz 9, 11)

Fahr-i Kâinât Efendimiz’in kızına gönderdiği ilk selâm ve yaptığı tavsiyeler, tam mânâsıyla başa gelene rızâ göstermektir. Asıl mârifet, o acılı anda kadere rızâ göstererek teslîm olmaktır. İkinci hâli de, bâzı sahâbîlerin ilk anda zannettikleri gibi, Efendimiz’in yasakladığı şekilde kadere isyân ile bağıra çağıra ve üst-baş yırtarak ağlamak değil, Allâh’ın kullarına lûtfettiği merhamet hissinin bir tezâhürüdür.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları