Gönülleri Fetheden İslam Şahsiyeti

İHSAN

İslam şahsiyeti ve güzel ahlak gönülleri nasıl fetheder? Ecdadımızın vakıf medeniyetinden Açe ve Bosna'nın fethine uzanan şahsiyet tevzii ve şefkat ufku.

Cenâb-ı Hak biz ümmet-i Muhammed’e şöyle hitâb ediyor:

HAK ŞAHİTLERİ

“Ve işte böyle sizi doğru bir caddeye çıkarıp, vasat, ortada yürüyen, mûtedil bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adâlet nümûnesi, Hak şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun.” (el-Bakara, 143)

Bizim bu vasıfta olmamızı Cenâb-ı Hak istiyor. Neticede de; “Peygamber de size kıyâmet günü şahit olsun.” buyuruyor.

Yeryüzünde Allah’ın Halifesi Olmak

Demek ki, bir müslüman dâimâ bir karakter ve bir şahsiyet tevzî edecek. Yeryüzünde Cenâb-ı Hakk’ın arzu ettiği insanlığın özelliklerini sergileyecek. İnsanlığın yaratılmasındaki murâd-ı ilâhî olan, yeryüzünde Allâh’ın halîfesi olacak.

Bu üstün mertebeye, İslâm şahsiyetiyle; ona da Mefhar-i Mevcûdat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in sünneti ve ahlâkı ile erişilebilir.

VAKIF MEDENİYETİ VE ECDADIN ŞEFKAT UFKU

İşte bu mertebeye erişen ve İslâm şahsiyetini hayata yayarak dünya ve âhiret felâhına kavuşan ecdâdımızın tesis ettiği topluma bir bakalım.

Böyle bir toplumda sokak çocukları bulabilir misiniz? Garipler, yalnızlar, kimsesizler bulabilir misiniz?

İşte ecdâdımız bildiğimiz kadarıyla 26.300 vakıf kurmuş. Şefkat eli, yaralı kuşların tedavisine kadar uzanmış. Devlet ricâlinin geçmediği yollar tamir edilmiş. Bugünkü insanın hayâlinin uzanamayacağı yerlere kadar gidilmiş. Bezm-i Âlem Vâlide Sultan, Şam’da kurduğu vakfın vakfiyesinde;

“Şam’ın tatlı suyu, Haremeyn’e taşınacak. Hacca gelen huccâca Şam’ın tatlı suyu içirilecek.” diyor. Uçakla, trenle değil develerle taşınacak.

Ne kadar büyük bir hizmet ufku!

İşte insanlığa İslâm’ın lutfettiği bir insan tarifi...

Kılıçla Değil Ahlakla Gelen Fetih: Bosna ve Açe Örnekleri

Günümüzde de Müslümanların yapması gereken en mühim faaliyet, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bu müstesnâ sünnetinden elde edilen yüksek şahsiyetin tevzîidir. Ecdâdımız geçmişte de bunu yaparak gönülleri fethetmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’un fethinden on sene sonra Bosna’yı fethetti. Oraya temiz Anadolu halkını götürdü. Hiçbir Boşnak’ın boğazına kılıç dayamadı. Kılıç, sadece bir demir parçasıdır. İhtiyaç ânında zulmü ortadan kaldırmak içindir. Yanlış kullanılırsa terörü tetikler. İslâm’daki cihad ise kalplerin fethidir, gönüllerin fethidir. Anadolu’dan giden bu temiz fazîlet aşısı ile bütün Boşnaklar Müslüman oldu. Bu, hayran bırakan bir şahsiyet, karakter tevzîi ve; «Bunlar ne güzel insanlar!» dediren bir ahlâk sergilenmesi ile mümkün oldu.

Habeşistan da bu şekilde Müslüman oldu. Açe de öyle Müslüman oldu. Açe’ye giden Müslüman tüccarlar mal azaldığı hâlde fiyatı yükseltmediler. Tezgâhtarlar mal sahiplerinden habersiz fiyatları yükseltti. Mal sahipleri haberdar olunca hemen meseleye el koyarak, yüksek fiyattan mal alanların fazladan ödediği paraları iade ettiler. Mesele, Açe kralına ulaşınca, bu ulvî şahsiyet karşısında hayranlıkla şöyle dedi: Sizin ne güzel dîniniz varmış!

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık