Gökyüzünün İki İncisi

TEFEKKÜR

Gökyüzünü aydınlatan ve tefekküre sevkeden iki büyük inci...

Semâya bakmaya devam ettiğimizde tefekkürümüzü en çok meşgul edecek iki büyük lâmbamız vardır:

GÜNEŞ ve AY

Âyet-i kerîmelerde her ikisinin ışığı için ayrı ifadeler kullanılmıştır:

“Gökte burçları var eden, onların içinde bir çerağ (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir.” (el-Furkān, 61)

Güneş için ışığının kaynağını içinde bulunduran «Sirâc: Kandil, çerağ» teşbihi kullanılırken, ay için «Nur: Akseden ışık» ifadesi kullanılmıştır.

Bu hakikat başka âyetlerde de ifade buyurulur:

“Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbirleriyle âhenkli olarak nasıl yaratmış? Bunların içinde Ay’ı bir NUR, Güneş’i de bir KANDİL yapmış!” (Nûh, 15-16)

Güneş hakkında Batlamyus nazariyesi, dünyanın merkezde durduğu ve güneşin onun etrafında döndüğü şeklindeydi. Çünkü dünyadan görünen manzara böyleydi.

Zamanla insanlık güneşin dünya etrafında değil, dünyanın güneş etrafında döndüğünü öğrendi. Fakat bu sefer güneşin durduğunu zannetti. Hâlbuki güneş de Samanyolu içinde kendi yörüngesinde gitmekteydi. Kur’ân-ı Kerim, bu hakikati de beyan etmişti:

“Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir...” (Yâsîn, 38)

“O; geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.” (el-Enbiyâ, 33)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mekteb-i Âlem, Kâinat, İnsan ve Kur’ân, Yüzakı Yayınları