Gıda Fiyatları Neden Yükseliyor?

GÜNDEM

Gıda fiyatları neden yükseliyor? Bilal Akyol’un Altınoluk Dergisi'nin 438. sayısında kaleme aldığı makaleyi istifadenize sunuyoruz…

Bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de gıda fiyatlarının yükselişte olduğu bir dönem geçirdik. Türkiye’de yaz aylarının gelmesiyle durmuş gibi gözüken bu artışların sebebi sadece TL’nin değer kaybetmesi/dövizin yükselmesinden kaynaklanmıyor. Türkiye bir yandan geçtiği yeni ekonomi modelini rayına oturtmaya çalışırken diğer yandan bütün dünyada yaşanan enflasyon ve fiyat artışlarından da etkileniyor. Dünya enflasyon ve fiyat artışlarının sebeplerinin başında pandemi süreci, enerji fiyatlarının artışı ve Rusya-Ukrayna krizi geliyor.

Covid-19

Gıda fiyatlarının artmasına yol açan sebeplerin başında Covid-19 süreci geliyor. Salgının başlamasıyla dünya ekonomisi, büyük bir krize girdi ve arz-talep dengesi temelinden sarsıldı. Dünya Ticaret Örgütü verilerine bakıldığında bu süre zarfında temel gıda üreticisi bazı ülkeler, iç pazarlarında tedarik probleminin ortaya çıkmaması için bu ürünlerde ihracat kısıtlamalarına gitti. Ayrıca salgın sebebiyle üretimde yaşanan düşüş, dış ticaretteki aksaklıklar, gıda ürünlerini temin etmeyi zorlaştırdı. Bu da fiyatlara artış olarak yansıdı.

Rusya-Ukrayna Krizi

Pandeminin meydana getirdiği problemler bitmeden, dünya ekonomisi, artan talebi karşılamak için üretimi ve ticareti arttırmaya çalışırken Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle yepyeni problemler doğdu. Zira Rusya ve Ukrayna, Dünya’nın en büyük tahıl ihracatçıları konumundalar. Rusya’nın dünya genelinde tahıl ihracatındaki payı yüzde 30 civarında. Resmi verilere göre Ukrayna, Dünya ayçiçeği yağı üretiminin yüzde 49,6’sını karşılıyor. Rusya ise Dünya ayçiçeği yağının yüzde 23,1’ini üretiyor. Bu iki ülkenin payları toplam yüzde 72,7’ye tekabül ediyor. Rusya’ya uygulanan ambargo diğer dünya ülkelerinin bu ürünlere ulaşmasının önünde engel teşkil ediyor.

Enerji Fiyatlarındaki Artış

Gıda fiyatlarının yükselmesinde artan petrol ve dolayısıyla enerji fiyatlarının tesiri de çok büyük. Tarım sektöründe kullanılan her türlü âlet ve faaliyet yoğun enerjiye ihtiyaç duyuyor. Pandemi sebebiyle artan küresel enflasyondan en çok etkilenen alanlardan biri enerji sektörü. Bunun hemen arkasından başlayan Rusya-Ukrayna krizi de enerji fiyatlarının tarihî seviyelere çıkmasına sebep oldu. Bu da üretim ve nakliye maliyetlerinin artarak fiyatların katlanmasına yol açtı.

Hâfız Sayısı Artıyor

Türkiye’de bu yıl Kur’an kurslarında eğitim alan veya kendi imkânlarıyla Kur’an-ı Kerim’i ezberleyen 8 bin 695 öğrenci hâfız oldu. 2021-2022 eğitim öğretim yılında Türkiye genelindeki 1704 Kur’an kursunda 73 binden fazla öğrenci hâfızlık eğitimi aldı. Öğrenciler “hazırlık” ve “ezberleme” dönemi olmak üzere ortalama 3 yıl eğitim gördü. 1975’ten bu yana hafızlık icazet belgesi alanların sayısı yaklaşık 200 bin oldu.

Suriye’ye Yeni Operasyonun Şifreleri

Türkiye’nin yaklaşık altı yıl önce hayata geçirdiği “terörü kaynağında yok etme” stratejisi ile sınırların önemli bir bölümü güvence altına alınmıştı. Geriye kalan sınır bölgelerinin güvenliği için başlatılan Barış Pınarı Harekâtı sonrası Amerika ve Rusya ile imzalanan mutabakatlara göre PKK/SDG Türkiye-Suriye sınırında 30 kilometre derinlikte geriye çekilecek, ağır silahlar toplanacak ve muharip mevziler kullanılamaz hale getirilecek, Menbiç ve Tel Rıfat terör örgütünden tamamen arındırılacaktı. Bugün gelinen noktada ne ABD ne de Rusya mutabakatların gereği üzerine verdikleri taahhütleri yerine getirmedi.

Ayn el Arab (Kobani), Tel Rıfat bölgelerinden atılan roketler, havan topları Karkamış, Kilis başta olmak üzere sınır hattındaki yerleşim birimlerine düştü. Gerek sınır şehirlerine gerekse Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı bölgelerine yönelik saldırılarda belirgin bir artışın yaşanması yeni bir sınır ötesi harekâtını elzem hale getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran’da gerçekleşen zirvede “Milli güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız.” sözü ve daha önce yaptığı açıklamalarda güney sınırlarımız boyunca, 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturma vurgusu yeni bir sınır ötesi operasyonun çok yakında başlayacağının işareti olarak yorumlanıyor.

Yapılması planlanan bu operasyonla Bahar Kalkanı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı bölgelerinin tam ortasında kalan ve adeta bir terör yuvasına dönüşen Tel Rıfat’ın temizlenmesine öncelik verilebilir. Zira İdlib’e, Mare’ye, Azez’e, Cerablus’a ve Afrin’e yönelik saldırıların merkezi Tel Rıfat oldu. Bu saldırılarda Türk güvenlik güçlerimizden, Suriye Milli Ordusu ve yerel halktan şehidler verildi.

İkinci olarak ön plana çıkan yer Menbiç. Soçi Anlaşması’na göre terörden arındırılması gereken Menbiç’le ilgili gerekenler yapılmadı. M4 karayolunun merkezinde yer alan Ayn İsa kasabasının kontrolü de oldukça mühim. Bu yerleşim birimlerinin terör örgütünden temizlenip gerçek sahiplerine teslim edilmesinden sonra sıra sınırdan itibaren 30 km derinliğindeki güvenli bölgenin tamamlanmasına geliyor. Önce Ayn el Arab sonrasında da Kamışlı.

Muhtemel operasyonun en mühim gayelerinden biri Suriyeli göçmenlerin ülkelerine gönül rahatlığı ile güvenli bir şekilde geri dönmelerini sağlayacak alt yapıyı oluşturmak. Bu yeni operasyon Avrupa’nın da rahat nefes almasını sağlayacak lakin Avrupa hâlâ terör unsurlarına destek vermekten geri durmuyor.

Ulu Hakan’ın İzinde

“Abdülhamid Han” ismi verilen Türkiye’nin 4. sondaj gemisi, II. Abdülhamid’in hayalini gerçekleştirmek için yola çıkıyor. Gemi, Türkiye’nin hidrokarbon kaynaklarını araştıracak. Petrol keşfine büyük önem veren II. Abdülhamid, Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Ortadoğu’daki enerji kaynaklarını gösteren bir harita hazırlatmıştı. 1889’da Akdeniz’de petrol gazı madeni bulunduğunu haberinin alınmasıyla bu bölgede de çalışma başlatmıştı. Şimdi ise “Abdülhamid Han” sondaj gemisi Ulu Hakan’ın izinde Akdeniz’de Türkiye'nin hidrokarbon kaynaklarını araştıracak.

Nadir Toprak Elementleri

Geçtiğimiz Temmuz ayı başında Eskişehir Beylikova’da 694 milyon tonluk Nadir Toprak Elementleri rezervi bulunduğunu açıklanmıştı. Bu rezerv Çin’in 800 milyon tonluk rezervinin ardından dünyanın en büyük rezervi durumunda. Çin ürettiği bu elementleri Dünya’nın yüzde 95’ine satıyor.

Uzmanlar daha önce yapılan çalışmalarda Türkiye’de çok değerli maden rezervinin olduğunun bilindiğini ama çıkartacak ve üretecek siyasi irade bulunmaması sebebiyle âtıl durumda kalındığını söylüyor.

Türkiye için önemi büyük olan bu 15 element, özellikle ileri sanayide, teknolojide, haberleşmede, elektronikte akla gelen birçok teknolojide kullanılıyor. Çeşitli uyduların gönderilmesinde, robotların yapılmasında, muhtelif haberleşme cihazlarının üretiminde, çok ileri elektro mikroskoplarında, bunların lamba ve lazer ışıklarının üretimi gibi geniş bir kullanım alanı olan bu elementler, Türkiye ekonomisine ve ileri teknolojide gelişmesine ciddi katkılar sunacak.

Kaynak: Bilal Akyol, Altınoluk Dergisi, Ağustos-2022, Sayı:438