Gece ve Gündüzün İnsana Haykırışı

TEFEKKÜR

Güneşin ışığında oynaşan çiçeklerin mavisi, pembesi, onların gönül açan tebessümleri ve rûhu okşayan güzel kokuları… Ve saymakla bitmeyecek diğer güzellikler… Duygu derinliğine sahip bir kalp için, her yer harikalar sergisi…

Bir çiçeğin tebessümüne, arı ve kelebeğin raksına, pervanenin yanışına, bülbülün feryâdına, bir de dönüp kendimize bakalım! Bunun gibi kâinâtı dolduran sayısız güzellikler, güzeller güzeli Rabbimizin cemâlinin hüsnünden sızan bir akis pırıltısından ibaret değil midir?

Öyle ki bazen bir ağacın, bazen bir ceylânın, bazen bir kuşun ve bazen şu kara toprağın bize hâl lisânıyla söylediklerini sayfalar dolusu kitaplar anlatamaz. Kâinâtın hâl lisânına âşinâ olan gönüller ise, bambaşka bir güzelliğe nâil olurlar.

YENİ GÜNÜN SELÂMI

Meselâ şafak sökerken, ışıklarıyla eşyayı aydınlatan güneş, başlayan yeni günün selâmını getirerek, bizlere âdeta; “–Uyan!” demekte ve şöyle bir muhâsebe ve tefekkür iklimine sokmaktadır:

“–Bak, sana bu sabah da hayat defterinden yepyeni ve tertemiz bir sayfa hediye edildi. Kıyâmette önüne konacak bu sayfayı nasıl dolduracaksın? «Oku kitabını, bugün sana hesap sorucu olarak nefsin kâfîdir!» (el-İsrâ, 14) denileceği o dehşetli gün için, bugün ne hazırlamayı düşünüyorsun?”

Akşam olup, gökyüzü önce kızıla, sonra dalga dalga siyaha boyandığında ise, gece hâl lisânıyla insana:

“–Bir günün daha geçti. Ölüme bir adım daha yaklaştın. Artık âh u figân etmek boşuna. Ne kadar gayret edersen et, geçen bir saniyeyi bile geri getiremezsin. Şimdi sen de ölümün kardeşi olan uykunun kollarına kendini teslim edeceksin. Ne yapmalıydın, ne yaptın? Yaptıklarını ve yapmadıklarını önüne koy ve düşün!.. Belki bir daha sabahın ışıklarını göremeyeceksin!..” demektedir.

TEFEKKÜR'DE DERİNLEŞMEK

İşte insanın, kâinat kitabında sergilenen ilâhî sır ve hikmetleri kâmil mânâda okuyabilmesi için, kalbine seviye kazandırması bu vesîleyle tefekkür ummânında derinleşmesi lâzımdır. Nitekim tefekkürde derinleşildiği ölçüde, Ziyâ Paşa’nın dediği gibi, bu âlem kişiye bir ibret ve hikmetler meşheri olur:

Bin ders-i maârif okunur her varakında,

Yâ Rab ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem.

“Bu kâinât kitabının her bir yaprağında mârifet ilminin binlerce dersi okunur. Yâ Rabbî! Şu kâinât mektebi, tefekkür deryasına dalarak ibretler almak için ne güzel bir mekteptir.”

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, 40 Soru 40 Cevap, Erkam Yayınları, 2011