Fetva Hakkında Merak Edilenler

SORULARLA İSLAM

Fetva nedir, kimlere ve hangi şartlarda verilir? Fetva verirken ya da sorarken hangi ahlâkî ve ilmî ölçülere dikkat etmek gerekir? Fetvâ ile âdâbın ilişkisi nedir ve müftî ile müsteftî bu sürecin hangi ilke ve kurallarına riayet etmelidir? Dr. Mehmet Büyükmutu açıklıyor.

FETVA HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Fetva Nedir?

Fetva kelimesi, hem Kur’ân-ı Kerîm literatüründe hem de Hazret-i Peygamber’in kullandığı terminolojide, ayrıca lügat kaynaklarımızda “bir şeyi açıklamak, beyan etmek, tabir etmek, anlatmak, nakletmek” anlamlarında kullanılmaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ, kendisine sorulan ve cevabı istenilen bazı konularla alakalı olarak bu ifadeyi kullanmakta;

“Allah size bu konuyla ilgili fetvayı, yani şer‘î bilgiyi bildiriyor.” buyurmaktadır.

Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- da hem dünyevî hem de mânevî sorumluluklarla ilgili bazı konularda “fetva” kelimesini özellikle zikredip kullanmıştır.

Bizim kaynaklarımıza baktığımızda, gerek Kur’ân-ı Kerîm’den hareketle gerekse Efendimiz’in uygulamalarıyla birlikte, fetva kavramı şöyle tanımlanır:

“Şer‘î manada, yani fıkıh literatürü içerisinde fetva; dinî bir konuda bilgi talep eden kimselere, Allah Teâlâ’nın o konudaki muradını beyan eden şer‘î bilgiyi nakletmektir.”

Yani fetva; bir içtihat neticesinde, Allah Teâlâ’nın muradını öğrenmek isteyen bir Müslümana, müctehid tarafından verilen şer‘î cevaptır. Başka bir ifadeyle, müctehidin içtihadı neticesinde ortaya çıkan ilmî bir açıklamadır.

Âdâb Kavramı ve Fetvayla İlişkisi

Şimdi “âdap” kelimesiyle “fıkıh” kelimesinin buluştuğu noktaya bakalım.

Günümüzde âdap kelimesi daha çok ahlâkî kurallar, mânevî sorumluluklar ve bir kimsenin hayatını usûlüne uygun şekilde sürdürmesi anlamında kullanılmaktadır. Halk dilinde “edep” kelimesine azamî vurgu yapıldığını görürüz.

Fakat literatürde, “fetvâ âdâbı” denildiğinde kastedilen şey, sadece ahlâkî değil; aynı zamanda teknik ve teorik bir boyutu da olan bir kavramdır.

İlk dönemlerden, yani hicrî 4. asırdan (miladî 10. yüzyıl) itibaren, fetvâ âdâbı konusu hem ahlâkî hem de ilmî çerçevede ele alınmıştır. Lügatlerimizde ve kavram kaynaklarında “âdap”, herhangi bir ilim, fen veya meslekle alakalı genel teknik, teorik usuller, ilkeler ve esaslar bütünü olarak tarif edilir.

Bu sebeple “fetvâ âdâbı” denildiğinde;

hem halk arasında bilinen ahlâkî ve mânevî sorumlulukları,

hem de teknik anlamda fetvâya dair ilkesel kaideleri, prensipleri ve temel parametreleri anlamalıyız.

Fetvâ Âdâbının Önemi

Fıkıh literatüründe “fetvâ âdâbı”, hem müftî (fetva veren) hem de müsteftî (fetva soran) için riayet edilmesi gereken ilkeler, kaideler ve ahlâkî ölçüler bütünüdür.

Yani sadece fetva verenin değil, fetva talebinde bulunanın da dikkatli olması, edepli davranması gerekir.

Fetvayla ilgili konularda dikkatli olmak, hem dinî bir zaruret hem de bir edep meselesidir. Nitekim bir söz vardır:

“Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.”

Adap söz konusu olduğunda ise, “adaba mugayir işler” ayıp olarak nitelendirilir.

Sonuç olarak; biz burada, “fetva nedir” ve “âdap nedir” sorularını ele alarak, bu iki kavram arasındaki ilişkiyi kurduk. Günlük hayatta da bazen “Beyler, ayıp oluyor!” deriz ya, işte bu ifade, adaba mugayir davranışların farkında olmamız gerektiğini gösterir.

Fetva ve âdâb kavramlarını birleştirdiğimizde, bu iki alanı bilmemekten kaynaklanan hataların, hayatımızda nelere yol açtığını da daha iyi anlıyoruz.