Fetih Suresi 4. Ayet Ne Anlatıyor?
Fetih Sûresi 4. âyette, müminlerin kalplerine verilen huzur ve güven ile imanın artmasına vesile olan ilâhî müjde anlatılıyor.
Fetih Sûresi’nin 4. âyeti, Allah’ın müminlere şu müjdesini veriyor:
MÜMİNLERİN KALPLERİNE HUZUR VEREN İLÂHÎ MÜJDE
Fetih Suresi 4. Ayet Arapça:
هُوَ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ ف۪ي قُلُوبِ الْمُؤْمِن۪ينَ لِيَزْدَادُٓوا ا۪يمَانًا مَعَ ا۪يمَانِهِمْۜ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۙ
Fetih Suresi 4. Ayet Meali:
İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine huzur ve güven aşılayan da O’dur. Göklerin ve yerin askerleri yalnız Allah’a aittir ve Allah her şeyi bilmekte, yerinde yapmaktadır. (Fetih, 48/4)
Bilgi:
Mekkeli müşriklerle yapılan Hudeybiye Antlaşmasından sonra Müslümanlar umre yapamadan geri döndüler. Bundan dolayı büyük üzüntü ve sıkıntı duydular. Dönüş yolunda Allah Teâla Fetih sûresini indirerek Müslümanları fetihle müjdeledi ve gönüllerindeki sıkıntıları giderdi. Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de Fetih sûresi ile ilgili olarak, “Bana, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha değerli ve güzel bir sûre gönderildi.” (Buhari, Tefsir, 48) buyurmuştur.
Mesaj:
- Allah’ın yardımı her zaman sabreden müminlerle beraberdir.
- Allah -celle celâlühû-, müminlerin gönlüne iman ve Allah’a bağlılıklarının güçlenmesi için sıkıntıdan sonra huzur verir.
Kelime Dağarcığı:
Sekînet: Sakinlik, gönül huzuru, itmi’nan, güven.
Cünd [çoğul: cünûd]: Asker, ordu.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Fetih Suresi 4. Ayet Tefsiri:
- O Allah, imanlarına iman katmaları için mü’minlerin kalplerine sekînet, huzur ve itminân indirdi. Göklerin ve yerin orduları yalnızca Allah’ındır. Allah, her şeyi hakkıyla bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.
اَلسَّك۪ينَةُ (sekînet), sükûn ve huzur demektir. Kalbin, görüp idrak ettiği açık deliller sebebiyle huzura ermesi böylece tüm varlığıyla düşünce ve endişe sınırından kurtulup yakîn ve itminân hâline erişmesidir. Bu makamda kalpteki ilimler kesinlik ifade eder. Sahibini korku ve endişelerden salim kılıp huzura eriştirir. İşte Cenâb-ı Hak, umre niyetiyle yanlarına hiçbir silah almaksızın Medine’den çıkıp Mekke’ye doğru yol alan ve Hudeybiye’de başlangıçta hiç de istemedikleri durumlarla karşılaşan mü’minlerin kalbine bir ikram olarak sekînet indirmiş, onları mânen takviye etmiştir. Bu ilâhî yardım olmasaydı, belki Hudeybiye büyük bir fetih haline gelemeyebilirdi. Mesela Allah Resûlü (s.a.s.), umre için Mekke-i Mükerreme’ye gitme arzusunu açıkladığında, müslümanlar korku ve endişeye kapılarak münafıklar gibi bunun apaçık ölüme gitmek demek olduğunu düşünüp sefere katılmak istemeyebilirlerdi.
Hudeybiye’de kâfirler müslümanları umre yapmaktan alıkoyduğunda, Hz. Osman’ın şehîd edildiği haberi geldiğinde veya Ebu Cendel o perişan haliyle müslümanların gözleri önünde cânî müşriklere geri çevrildiğinde müslümanlar tahrike kapılıp taşkınlık yapabilirlerdi. Hele maddelerini bir türlü hazmedemedikleri anlaşmanın imzalanma sırasında bir itaatsizlik olabilirdi. Fakat Cenâb-ı Hakk’ın, gönüllerine indirdiği o sekînet, huzur ve itminân sayesinde mü’minler her bakımdan Allah Resûlü (s.a.s.)’in emrine teslimiyet gösterdiler. İmtihanı kazandılar. Böylece o son derece tehlikeli sefer, en büyük bir zaferle neticelenmiş oldu.
İşte göklerin ve yerin bütün orduları emrinde bulunan Cenâb-ı Hak, istediği zaman onları mü’minlere yardım için seferber eder, onları destekler, kalplerine huzur verir ve onları her türlü hayra muvaffak kılar. Ki bu hayırların kemâli, günahlardan arınıp cennete girebilmektir. Allah Teâlâ da, imanlarında sebat edip buyruklarını tutan erkek kadın tüm mü’minleri cennete koyacağını müjdelemektedir.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com