Fetih Suresi 10. Ayet Ne Anlatıyor?
Fetih Sûresi 10. âyetin mesajı: Allah’a verilen sözün önemi, ahde vefâ ve Rıdvan Biatı’nın hikmeti anlatılıyor.
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:
ALLAH’A VERİLEN SÖZ: RIDVAN BİATI
Fetih Suresi 10. Ayet Arapça:
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَۜ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْد۪يهِمْۚ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟
Fetih Suresi 10. Ayet Meali:
Sana yeminle bağlılık sözü verenler gerçekte bu sözü Allah’a vermiş oluyorlar, Allah’ın eli onların elleri üzerindedir. Bu sebeple kim Allah’a verdiği ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur, Allah’a verdiği sözün gereğini yerine getirene ise Allah yakında büyük ödül verecektir. (Fetih, 48/10)
Bilgi:
Hicretin altıncı yılında Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, 1400 Müslümanla birlikte umre yapmak için Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. Ancak Kureyş müşrikleri, Müslümanları Mekke’ye sokmamak için bir birlik göndermişti. Bu esnada Peygamberimiz ve Müslümanlar da Hudeybiye’ye ulaşmıştı. Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- savaşmak niyetinde değildi. Bu yüzden Hz. Osman (r.a.)’ı Kureyş’e elçi olarak gönderdi. Hz. Osman’ın (r.a.) dönüşü gecikince, Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir ağacın altına oturarak ashâbından, Hz. Osman (r.a.) öldürülmüşse ölünceye kadar savaşacaklarına dair söz aldı. Buna “Rıdvan Biatı” denir. Sonunda Hz. Osman (r.a.) geri döndü. Müzakereler sonunda müşriklerle Hudeybiye Antlaşması yapıldı.
Mesaj:
- Allah’a verdiği sözü tutan kişiye ahirette büyük bir mükâfat verilecektir.
- Sahabe-i Kiram, Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i canlarından daha çok seviyordu.
Kelime Dağarcığı:
Biat: Bağlılığını bildirmek; emrinde olduğuna dair söz vermek.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Fetih Suresi 10. Ayet Tefsiri:
- Rasûlüm! Sana bey‘at edenler, gerçekte Allah’a bey‘at etmektedirler. Allah’ın eli, onların bey‘at için uzanan elleri üzerindedir. Artık kim bey‘atini bozarsa ancak kendi zararına bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği sözde durur, onun gereğini getirirse, hiç şüphesiz Allah ona yakın bir gelecekte büyük bir mükâfat verecektir.
Bahsedilen bey‘at, Hudeybiye’de bir ağaç altında mü’minlerin Resûlullah (s.a.s.) ile yaptıkları bey‘ata işaret eder. Hâdise kısaca şöyle gerçekleşmiştir: Hicretin altıncı senesinde Allah Resûlü (s.a.s.), gördüğü bir rüya üzerine 1400 müslümanla beraber umre yapmak için Mekke’den Medine’ye doğru yola çıkmıştı. Fakat müşrikler, müslümanları Mekke’ye sokmak istemedikleri için önlerine bir birlik çıkarmışlardı. Bu yüzden Efendimiz (s.a.s.) Hudeybiye’ye gelip orada konaklamak mecburiyetinde kaldı.
Savaşmak diye bir niyeti yoktu. Bu sebeple anlaşma yapmak üzere Hz. Osman’ı Kureyş’e elçi olarak gönderdi. Ancak Hz. Osman’ın dönüşü gecikince öldürülmüş olma ihtimali gündeme geldi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.s.), bir ağacın altına oturarak ashâbından, Osman öldürülmüş ise ölünceye kadar savaşacaklarına dair söz aldı. Onlar da büyük bir teslimiyet ve hoşnutluk ile Efendimiz (s.a.s.)’e bey‘at edip söz verdiler. Henüz Hz. Osman’ın şehîd olup olmadığı kesin olarak bilenmediği için de, Resûlullah (s.a.s.) bir elini Osman (r.a.) adına, diğer elini de kendi adına kullanarak birbiri üzerine koyup bey‘at yaptı. Böylece Hz. Osman’ı bu bey‘ata ortak kılmak suretiyle ona büyük bir şeref payesi vermişti.
Hz. Osman sağ salim dönünce ve Kureyşlilerle anlaşma yapılınca savaşa gerek kalmadı. Fakat sahâbe-i kirâm böylece Allah’ın râzı olduğu mühim bir iş yapmış oldular. Nitekim 18. âyette tekrar bu hususa yer verilecektir.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com