Fâtır Suresinin 15. Ayeti Ne Anlatıyor?
Fâtır Suresi 15. ayette Rabbimize muhtaç olduğumuz hatırlatılır. Ayetin Arapçası, meali ve tefsiri, insanın her hâl ve durumda yalnızca Allah’a güvenmesi gerektiğini açıkça ortaya koyar.
Fâtır Suresi 15. âyette şöyle buyrulur:
Fâtır Suresi 15. Ayet Arapça:
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَرَٓاءُ اِلَى اللّٰهِۚ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ
Fâtır Suresi 15. Ayet Meali:
Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir ve mutlak kemaliyle hep övgüye layık olan O’dur. (Fâtır, 35/15)
MUHTACIZ RABBİMİZE
Bilgi:
Her şeyi hikmetle yaratan Allah’ın fiillerinin arkasındaki hikmeti tam anlamıyla kavramak neredeyse imkânsızdır. Öyle ki tatlı ve tuzlu suyun içinden bize türlü türlü balıklar yediren O’dur. Aynı suyun üstünde devasa gemileri yüzdüren, geceyi ve gündüzü yaratan, ikisinin süresini kıştan yaza uzatıp kısaltan yine O’dur. Eşsiz bir ahenk içerisinde kâinatı yöneten yalnızca O’dur. O her şeyin gerçek sahibidir. Dünya hayatında insan olarak sahip olduğumuz her şey O’nun bir emanetidir. Bizim mülkümüz de gücümüz de sağlımız da fanidir.
Mesaj:
- Allah -celle celâlühû-, bizim kulluğumuza muhtaç değildir.
- Rabbimize ve O’nun rahmetine muhtaç olduğumuzu unutmamalıyız.
Kelime Dağarcığı:
el-Ganî: Zenginlik sahibi, hiçbir şeye muhtaç olmayıp her şeyin kendisine muhtaç olduğu varlık, Allah.
el-Hamîd: Övgüye layık olan, Allah.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Fâtır Suresi 15. Ayet Tefsiri:
- Ey insanlar! Hepiniz gerçekten Allah’a muhtaçsınız. Allah ise, sınırsız servet sahibi olup hiçbir şeye muhtaç değildir; her türlü övgüye lâyık olan da O’dur.
- O, dilerse sizi yok eder, yerinize yepyeni bir nesil getirir.
- Bunu yapmak Allah için hiç de zor değildir.
İnsan zayıf yaratılışlı ve nazik bir varlıktır. (bk. Nisâ 4/28) Toprak ve nutfe safhasından başlayıp insan sûretine bürünene, oradan dünyaya gelip bebeklik ve çocukluk safhalarını geçirerek aklı başında olgun bir insan haline gelene kadar Allah’a karşı sonsuz bir ihtiyaç içindedir. Aynı şekilde dünyada yaşadığı süre içerisinde de maddeten ve mânen Allah’a muhtaçlığı hiçbir zaman bitmez tükenmez. Cenâb-ı Hak havasını ve suyunu kesse yaşayamaz ölür. Yiyeceğini kesse yine ölür. İnsanın ruhî yönden Allah’a muhtaçlığı belki maddi yönünden daha fazladır. Dünyadaki maddî nimetler onun topraktan gelen bedeninin ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, dini tâlimatlar da onun ruhî ihtiyaçlarını karşılamak üzere verilmiştir. Dolayısıyla yalnızca Allah’a kulluk etmenin emredilmiş olması da sadece insanın menfaatinedir. İnsanın dünya âhiret mutluluğu buna bağlıdır.
Allah ise ganîdir, zengindir; kimseye muhtaç değildir. Kendisi zengin olup kimseye muhtaç olmadığı halde, yarattığı nimetlerden hep başkalarının faydalanması sebebiyle de Hamîd’dir; övülmeye ve hamd edilmeye layıktır. Hem Allah’ın kudret, kahretme ve intikam alma gibi sıfatları da vardır. Nimetler lütfedip ihtiyaçlarımızı karşıladığı gibi, bu nimetlerin kıymetini bilemediğimiz veya bile bile bunlara nankörlük yaptığımız takdirde ilâhî bir cezaya çarptırılma ihtimali de bulunmaktadır. Yüce Allah öyle bir kudret ve kuvvet sahibidir ki, istese her an bizleri hatta tüm insanlığı yok edebilir, yerimize ya insan cinsinden veya başka türlerden varlıklar yaratabilir. Bu O’nun için hiç de zor değildir. O halde doğru olan, insanlığımızın ve Allah’a sonsuz muhtaçlığımızın farkında olarak ve bu düşüncenin sağladığı nihâyetsiz bir tevazu duygusu içerisinde Allah’a boyun eğmektir.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com