Fatih Sultan Mehmet Hazretleri'nin Babasına Sorduğu Sual

VİDEOLAR

Şehzade Mehmed, henüz genç yaşta olmasına rağmen babası Sultan II. Murad’ın savaş meydanındaki dirayeti, ilim meclisindeki derinliği ve kulluk hayatındaki gayretini hayretle karşılıyordu. Ona yönelttiği derin soruya Sultan II. Murad’ın verdiği cevap ise Allah’a adanmış bir hayatın, sabrın, kadere rızanın ve âhiret inancının insana kazandırdığı huzuru anlatıyordu.

Murad'ın oğlu II. Mehmet Fatih'i ısrarla tahta geçirmek isteme sebeplerinden biri de Fatih'e gördüğü büyük istidattır. Zira Şehzade Mehmet çok genç yaşta olmasına rağmen birçok olgun insanın bile akledemediği şeyi düşünür, babasına çok deruni sualler sorardı. Sultan, nitekim bir seferinde sarayın bahçesinde babasını gördü ve hemen babasının yanına koştu. Hal hatırını sorduktan sonra şöyle dedi: "Ey benim devletli babam! Ne hikmettir ki, sırtınızdaki onca ağır yük ve eziyete rağmen sizde diğer ihtiyarlardaki gibi yaşlılık alametlerinden hiçbirine rastlanmıyor. Siz diğer insanlar gibi yaşlanmadınız, eğilip bükülmediniz, kamburlaşmadınız. Müheykel vücudunuz aynı zindeliğe devam ediyor. Her türlü zahmet ve sıkıntıya rağmen, genç yaştaki zindelik, kahramanlık ve yiğitlikle beraber akıl ve iradenizi yerli yerinde kullanmaktasınız.

Bir bakıyorum baba, cenk meydanlarında muzaffer bir kumandansınız. Bir bakıyorum baba, ilim meclisinde deruni bir üstadsınız. Bir bakıyorum baba, halka hizmet eden samimi, işli bir dervişsiniz. Geceniz gündüzünüz yok. Bütün bunlar, fidan gibi boynunuzu eğmeden, o ince ruhunuzu yıpratmadan nasıl takat getirebiliyorsunuz? Bu nasıl iştir baba? Zihnin sürekli meşguliyeti, iç insanı eritip bitirirken size bir değişiklik meydana getirmemiş, huzurlu hali hiç bozmamıştır. Sahip olduğun müstesna karakter için ne türlü bir ilaç, ne gibi bir üstün akıl, ne türlü bir derman kullanıyorsunuz? Lütfedin baba, bana öğretir misin?" dedi.

O zamanlar 41 yaşındayken Sultan II. Murat, genç yaştaki oğlundan hiç beklemediği bu sualler karşısında hayrete düşmekle beraber gayet memnun kalarak şu tarihi nasihatte bulundu: "Ey benim kıymetli oğlum, beni mesrur eyledin. Kainatın bütün varlıkları kulluk eyledi. Yüce Rabbim sana vermiş olduğu üstün meziyetleri, feraseti, ince düşünüşü ziyadeleştirsin. Böyle büyük ve geniş meseleleri araştırma merakını devam ettirsin. Ey oğlum, kim ne derse desin, kendini Hakka adayan, bu dünyadan ayrıldıktan sonra ahiret aleminin o hayale sığmayan sonsuz nimetlerine kavuşacağına inanan, bu inancından en ufak bir şüphe duymayan, o bu hali yaşar. Bunun için, gece gündüz Rabbim'e yaptığım ibadetleri en son bir şekilde, canlı gönülden yapmaya gayret ederim. Ben, bu çileli, ızdıraplar dünyasında çektiklerimin karşılıklarını Allah tarafından ahirette bana vereceğine inanıyorum. O her hususta Rabbime iltica ediyorum. Ayrıca O'nun takdirinin, yani kaderimin benim için büyük bir safa olduğunu düşünüyorum."