Evde Ne Üretebilirim?
Ekonomik zorlukların arttığı bu günlerde, evde üretimin bereketi nasıl yakalanır? İşte bayat ekmekleri bile lezzetli yemeklere dönüştüren Osmanlı terbiyesiyle yetişmiş teyzelerin sırları ve her ev hanımının kolaylıkla evde üretilebileceği şeyler...
Osmanlı terbiyesiyle büyümüş yaşlı bir teyze ile röportaj yapıyordum. Bana şöyle demişti:
“-Kızım maddî durumumuzun var olduğu günleri de, yok olduğu günleri de yaşadım. Ancak ailemden aldığım terbiye ile evimdeki malzemelerden hazır yiyecekler ürettim. Bunlar erişte, yufka, tarhana, reçel gibi şeylerdi. Aniden kapım çalınıp misafirim gelse, onları iki dakika oyalayıp, misafire «aç mısın?» diye sormadan, hızlıca bir tarhana çorbası ve erişte pişirip sofrayı kurar, yanına turşu, reçel koyup ağırlardım. En dar günümde bile misafir başımızın tâcı idi!”
Günümüzde ise evlerimizde çeşitli malzememiz olsa bile bu şekilde misafir ağırlayanların sayısı çok azaldı. Ekonomik sıkıntılar yaşadığımız şu günlerde, kadınlar ev içi üretime geçerlerse, hem çok daha az para ile geçinmek mümkün olabilir, hem de evlerine huzur ve bereket gelir. Aynı zamanda misafir ağırlamak da kimseye zor gelmez.
EVDE NE ÜRETEBİLİRİM?
Evde Yapabileceğimiz Şeyler
Şimdi ev içinde kolaylıkla neler yapabileceğimize bir bakalım:
-Büyükşehirlerde oturan kişiler, köylerde oturan aile ve akrabaların gönderdiği kışlık yiyecekleri değerlendirebilirler. Veya yazın gidip orada kışlıklarını yapabilirler.
-Kızılcık, kayısı, şeftali, vişne gibi meyveleri mevsiminde alıp meyve suyu (özü) yapsak; hazır meyve suyu ve kolalı içecek masrafımız sona ermez mi? Büyüklerimiz sofralarında ayran, hoşaf ve kompostoyu eksik etmezlerdi. Sofralarımıza hoşaf ve komposto kültürünü tekrar kazandırsak, aynı zamanda sağlıklı beslenmiş oluruz.
-Reçel yapmak. Yapılması zor geliyor olmalı ki, artık kahvaltılarda glikozlu reçeller tüketiyoruz. Meyvenin üzerine şeker döküp, kaynatarak kavanozlara boşaltmak aslında hiç zor değil! Sağlığa zararlı olan şeyleri çocuklarımıza gıda olsun diye yediriyoruz. Her meyveyi ucuz zamanında alsak, reçel ve marmeladımızı hazırlasak, hem daha ekonomik, hem de hepimiz için daha sağlıklı olur.
-Konserve yapmak. Çeşitli sebzelerden konserve yapılıp bir köşeye konulursa kış mevsiminde veya ânî bir misafir geldiğinde hazır yemeğimiz olur. Bezelye ve diğer sebzeleri de zamanında alıp ayıklayarak dondurucuya atabiliriz.
-Erişte, mantı, böreklik yufka çeşitlerini yapıp, evimizde bir köşeye koyduğumuz zaman, alışverişlerimiz ciddî şekilde azalacaktır.
-Kurban etlerini de hemen tüketmek yerine kavurma ve sucuk yapsak, hem nasıl yapılacağını öğrenmiş oluruz hem de bu tür gıdaları, nasıl hazırlandığı belli olmayan yerlerden (dışarıdan) almamış oluruz. Osmanlı hanımları tavuk budundan ve hindi etinden pastırma yaparlarmış.
-Zeytini de zamanında ağaçtan toplandığı şekilde alıp, salamura ve sele zeytin yapabiliriz.
-Salça yapmak. Salçalık domates ve kırmızıbiber zamanında çok uyguna satılıyor. Fakat genelde hanımlar, zahmetli diye salça yapmaya yanaşmayıp, katkı maddeli salçaları almayı tercih ediyorlar. Aslında mutfak robotları ile salça daha pratik olarak yapılabilir. Bu şekilde kavanozlara yemeklik, kahvaltılık, sosluk salça çeşitleri yapılsa, evin geçimine katkı olacak ve salçalara konulan katkı maddelerini de yememiş/yedirmemiş olacağız.
-Tarhana yapmak. Sonbaharda domates, kırmızıbiber ve diğer malzemeleri alıp tarhana yapsak, bir senelik çorbamız hazır olur. Tarhanayı pişirmek, hazır çorbayı pişirmek kadar kolaydır.
-Asma yaprağını alıp kavanozlara doldurup bir senelik yaprağımızı hazırlayabiliriz.
-Evde ekmek yapmak. Her zaman olmasa da mayalı bir hamur yoğurup ekmeğimizi evde yapabiliriz. Hazır ekmeklere benzoil oksit vb. kanserojen maddelerin konulduğunu unutmayalım.
-Turşu yapmak da oldukça kolay bir iş. Turşuluk malzemeler, zamanında alınıp kışlık hazırlanabilir. Turşu, probiyotik bir yiyecek olduğundan, uzmanlar bolca tüketilmesini tavsiye ediyor.
-Mayonez, kek veya pizza hamurunu evde yapmak. Hazır mayonezlerde dondurucu yağ kullanıldığı için vücuda zararlıdır.
-Saç üzerinde kışlık yufka açıp pişirmek. Bunu birçok hanım bilir. Bu şekilde yapılıp bekletsek, böreklik yufkamız hazır olur.
-Hazır almak yerine hamur işlerini (kurabiye, kek, börek, pasta) evde yapmak.
-“En pahalı pirinç ile yapılan pilav çok lezzetli olur!” anlayışı da pek doğru değil. Belki bizim durumumuz sadece misafir geldiği zaman iyi bir pirinç almaya müsait. Ucuz pirinçle de gayet lezzetli pilav yapabiliriz. “Çorbalık” adıyla satılan tavuk kemiklerini haşlayıp pilavımıza, çorbamıza katabiliriz.
-Bayat ekmeklerimizden robottan geçirmek sûretiyle galeta unu yapabiliriz.
-Yazın kırmızıbiber, patlıcanın bol olduğu zamanda alıp ateşte parpullayıp poşetleyerek dondurucuya atabiliriz. Kahvaltılarda veya salata çeşidi olarak kullanabiliriz.
Bayat Ekmek Kavurması
Üniversitede okuyan bir arkadaş, bir gün bana şu hâtırasını nakletmişti:
Sınava yakın günlerdi. Hepimiz yoğun bir şekilde derslere çalışıyorduk. O günlerde aynı evde kalan bir arkadaşımızın annesi birkaç gün yanımızda kalmak için gelmişti. Bir sabah hepimizi mutfağa çağırdı. Bize dün akşam aldığımız ekmekleri göstererek:
“-Bakın kızlar, bu poşetlerin ağzını bağlamadığınız için ekmekler kurumuş. Diğer günlerden kalmış kaç torba ekmek var, bunları ne yapacaksınız?” diye sorunca biraz kızararak:
“-Ne yapalım, unutmuşuz. Atarız herhalde!” dedik. Teyze:
“-Bu ekmeklerin hepsi bir şekilde kullanılabilir. Siz her gün atmak için mi ekmek alıyorsunuz? Ben burada olduğum müddetçe ekmek almanıza gerek yok, bunları yiyeceğiz.” dedi.
Teyze, ilk önce küflenmiş ekmeklerin üst yüzeylerini bıçakla sıyırıp attı. Ekmekleri yıkayıp sularını iyice sıktı. Buzdolabımızı karıştırınca da küçük peynir tenekesinde yemediğimiz peynir kırıntılarını da yıkayıp süzdü. Tavada yağla ekmeği, peyniri kavurarak üzerine de birkaç yumurta kırdı. Kahvaltımız bu idi! Doğrusu herkes isteksiz bir şekilde sofraya oturdu. Şimdi bunu nasıl yiyeceğiz diye düşünürken açlığımız gâlip geldi, yemeye başladık. O kadar lezzetli bir şey olmuştu ki, iştahla hepsini yedik. Arkadaşımızın annesi, her sabah bayat ekmekle farklı ve lezzetli bir tirit yaparak, bize hayat boyu unutamayacağımız güzel bir ders vermişti.
Kaynak: Fatma Mebrure Şenler, Altınoluk Dergisi, Sayı: 475