Engellilik ve Yaşlılıkta Teyemmüm Caiz midir?

VİDEOLAR

Tekerlekli sandalyede yaşayan biri gusül alamıyor, eşi de yaşlı teyemmüm yapabilir mi? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Yapabilir. Niye yapabilir? Çünkü teyemmümü caiz kılan mesele, suyu bulamamak yahut kullanamamaktır.

Yani suyu bulamamak... Çölün ortasında kaldın, sular kesildi, insanlar içmeye su bulamıyorlar. Sen abdest alacaksın, gusül alacaksın. Olmaz. Su yoksa teyemmüm yaparsın.

Bazen de su var ama suyu kullanamıyorsun. Kullanamamanın farklı sebepleri olabilir. İşte bugün Gazze’de yaşanıyor, dün Bosna’da yaşanıyordu. Dünyanın farklı yerlerinde her zaman zalimler varlıklarını sürdürüyorlar. Dünya hayatı böyle bir şey.

Suyu almaya gidersen keskin nişancılar seni hedef alıyorlar. Su var, 50 metre ötede ama alamıyorsun. Yani can tehlikesi var.

Su Kullanmaya Müsade Etmeyen Durumlar

Veya bu sualde olduğu gibi suyu kullanmaya fiziki gücün yetmiyor. Bazen de suyu kullanmaya içinde bulunduğun hastalıklı durum müsaade etmiyor. Yani su zararlı. “Su dokundurmayacaksın.” demiş doktor. O zaman teyemmüm yaparsın.

Veya bu misalde olduğu gibi tekerlekli sandalyede, zor hareket ediyor, yıkanma imkânı yok. Binaenaleyh böyle bir durumda kendisi teyemmüm yapar.

Hanımı ona gücü yetse de teyemmüm değil de gusül yaptırma mecburiyetinde midir? Bu da mesela karşılaştığımız bir mesele.

Kadının kocasına fiziki hizmeti veya kocanın karısına fiziki hizmeti, dini hizmeti mecburi midir?

Kadının kocasına fiziki hizmeti veya kocanın karısına fiziki hizmeti, dini hizmeti mecburi midir? Değildir. Gönüllü bir meseledir. Ahirete taalluk eden bir meseledir. Yani Allah katında hesabı verilecek bir meseledir.

Yoksa evlilik müessesesi, yani kadın kocasına kölenin efendisine hizmet ettiği gibi hizmet edecek türünden bir müessese değildir.

Ama evlilik müessesesi de “Senin hakkın şu, benim hakkım bu.” ile yürüyen bir müessese değildir.

Bazen şimdi genç evlatlarımız okullarda, medreselerde okuyorlar. İşte “Kadın kocasının elbisesini yıkamaya mecbur değil, çocuğu bile emzirmeye mecbur değil, böyle bir yükümlülüğü yok.” diyorlar. Tamam, doğru.

Ama şimdi kendine gelince “Benim böyle bir yükümlülüğüm yok.” diye sıyrılırken, diğer taraftan da kocaya verilen hakları kocanın kullanması söz konusu olduğunda, “Yok, hayır, kullanamazsın.” diye de bir dayatması olmamalı.

Yani burada meseleyi iyi anlamak lazım. İşin hukuki boyutuyla dini boyutunu iyi kavramak lazım.

Hukuki boyut ne demek? Yani koca mahkemeye gidip de “Bu kadın bana sabah kahvaltısı hazırlamıyor, bundan dolayı boşuyorum.” deme hakkına sahip değildir. Niye? Çünkü bir gerekçe göstermeden boşayabilir karısını. Bir gerekçe gösterip de karısına ödemesi gereken mehirden kaçması mümkün değildir.

Fakat kadının kocasını memnun etmesi, kocasına itaat etmesi Allah’ın ondan beklediği bir şey mi? Evet.

Nitekim Hazreti Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki:

“Bir kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, iffetini korur ve kocasına itaat ederse, dilerse cennetin kapılarından herhangi birinden girsin.” (İbn Hanbel, Müsned, 1661; İbn Hİbban Sahih, 4163; Taberani, Evsat, 4715) diyor.

Kadının cennete girmesinin üç tane şartını sayıyor Hazreti Peygamber: Namazını kılacak, orucunu tutacak, kocasına itaat edecek.

O kocaya itaat etmek, erkeğin Allah için cihat etmesi kadar derin bir mevzu.

Yani nasıl bir adam kılıcı eline alıyor, küffara karşı silahla canını ortaya koyarak mücadele ediyor; nasıl ağır bir sorumluluksa, kadının kocasına itaati de öyle kolay bir şey değil.

Yani kadın fıtratı özellikle itaat etmeye kurgulanmış bir fıtrat değil, itiraz etmeye kurgulanmış. Ama onunla mücadele eder de kocasına itaat ederse ucunda cennet var diyor Hazreti Peygamber.

Kocaya da, yani illa karıyı kendine itaat ettireceksin diye yıpranırsan boşuna kürek çekersin diyor. O zaman boşayacaksın onu.

Dolayısıyla Allah bize ne imkân vermişse onu Allah’a kulluk için kullanmalıyız.

Allah’ın kullarına yüklediği vazifelerden bir tanesi de evlenmek ve evlilik hayatını maruf, örfen bilinen, kabul edilen, toplumca öngörülen şekilde yürütmektir.

Cenab-ı Allah hepimizi muvaffak eylesin.