Ebu Dücane (r.a.) Uhud’da Kılıcın Hakkını Nasıl Verdi?

PEYGAMBERİMİZ

Uhud Savaşı’nda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) verdiği kılıcı alan Ebû Dücâne’nin (r.a.) cesareti, vakarı ve savaşta sergilediği tavır anlatılıyor.

Uhud’da çarpışma kızıştığı esnâda Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- eline bir kılıç alarak:

“–Bunu benden kim alır?” diye sordu. Sahâbîler:

“–Ben, ben!” diyerek onu almak üzere ellerini uzattılar. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Bu kılıcı, hakkını vermek üzere kim alır?” diye sorunca, onu almaktan çekindiler.

UHUD’DA KILICIN HAKKINI VEREN SAHABİ

Ensâr’dan Ebû Dücâne -radıyallâhu anh- ayağa kalkıp:

“–Ben onu hakkını vermek üzere alırım yâ Rasûlâllah!” dedi. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 128)

Ebû Dücâne kılıcı alınca:

“–Bunun hakkı nedir yâ Rasûlâllah!” diye sordu.

Peygamber Efendimiz:

“–Onun hakkı, eğilip bükülünceye kadar düşmanla vuruşmandır...” buyurdu.

Ebû Dücâne kılıcı aldı, kırmızı sarığını çıkarıp başına sardı ve İslâm saflarıyla müşriklerin safları arasında, kurula kurula, çalımlı çalımlı yürümeye başladı.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- onun mağrur ve kibirli bir şekilde yürüdüğünü görünce:

“–Bu öyle bir yürüyüştür ki Allah Teâlâ ona bu gibi durumların hâricinde (yâni nefsâniyeti nâmına yürüyene) buğzeder!” buyurdu. (İbn-i Hişâm, III, 11-12)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları