Dünya Nimetleri Ne Zaman Değer Kazanır?

İnfak

Saâdetin ilk şartı, Allâhʼa kul olmaktır. Hakʼtan uzak kalanların; keyfince yaşayıp dünyanın tadını çıkarmak diye anladıkları saâdet, îmanlı gönüller için acı bir aldanış ve sefâlettir. Dünya nîmetleri, sahibine âhiret ışığı olmalıdır. Dünyadaki fânî imkânları, âhiretin sonsuz saâdet sermâyesi yapabilmekten daha büyük bir hüner olamaz.

DÜNYA NİMETLERİ NE ZAMAN DEĞER KAZANIR?

Dünyanın yegâne kıymeti, âhiret âlemini ihyâ ve îmâr etmek bakımındandır. İnsanın canı ve malı, Allah yolunda fedâ edildiği takdirde bir değer kazanır. Dünya nîmetleri, nazargâh-ı ilâhî olan muzdarip bir gönlün huzur ve tesellî bulmasına vesîle kılınabildiği zaman bir kıymet ifâde eder.

DÜNYA NİMETLERİ AHİRET SAADETİNE DÖNÜŞTÜRÜLMELİ

Aksi hâlde faydasız bir yorgunluk ve ağır bir âhiret hesâbı olmaktan öteye geçemez. Âhiretten gâfil olarak yaşanan bir dünya hayatı, seraplarla dolu bir fâcia sahrasından ibârettir. Bu sebeple müʼmin, dünya nîmetlerini ukbâ saâdetine dönüştürmeye gayret etmeli, bunun en güzel yollarından biri olan “gönül alma”yı, kendisine hayat düstûru edinmelidir.

BÜTÜN VARLIK BİRER EMANETTİR

Yûnus Emre Hazretleri ne güzel söyler:

Ben gelmedim dâvî için,

Benim işim sevi için,

Dostʼun evi gönüllerdir,

Gönüller yapmaya geldim...

Refîk-ı Âlâʼnın/En Yüce Dostʼun rızâsını arayan kâmil bir müʼmin de, gerçek dostluğun mâlikiyetle imtizâc etmeyeceğini bilir. Bu itibarla bütün varlığının ilâhî bir emânet olduğu şuur ve idrâki içinde, Allah yolundaki hiçbir fedakârlıktan kaçınmaz.

"İNFÂKTAN KAÇINAN CİMRİLER İÇİN AZÂBI MÜJDELE"

Bunun aksine, Allâhʼın lûtfettiği nîmetleri Oʼnun yolunda infâk etmekten kaçınan hasis ve cimri kimseler ise, şu îkâz-ı ilâhînin muhâtabı olmaktan kurtulamazlar:

“…Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azâbı müjdele!” (et-Tevbe, 34)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarından Hikmetler, Erkam Yayınları