Bir Dağarcık Hurmayla Yola Çıkanlar
Ashâb-ı kirâm, yokluk içinde bile şikâyet etmedi; bir avuç hurmayla yola çıktı, imanla dağları aştı. Onlar için asıl rızık, Allah rızasıydı.
Câbir bin Abdullâh -radıyallâhu anhümâ- şöyle anlatır:
BİR DAĞARCIK HURMAYLA YOLA ÇIKANLAR
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Ebû Ubeyde -radıyallâhu anh-’ı başımıza kumandan tâyin ederek, Kureyş kervanının karşısına çıkmak üzere bizi gönderdi. Bize azık olarak bir dağarcık hurma verdi. Verecek başka bir şey bulamamıştı. Ebû Ubeyde, hurmayı bize tâne tâne veriyordu. Dinleyenlerden biri:
“–O hurmalarla nasıl geçinebiliyordunuz?” diye sordu. Câbir:
“–Onları, çocuğun meme emmesi gibi emer, sonra üzerine su içerdik, o gün geceye kadar bu bize yeterdi. Sopalarımızla ağaç yapraklarını silker, sonra onları su ile ıslatıp yerdik.” dedi… (Müslim, Sayd, 17)
Ashâb-ı kirâm, zarûret miktârı kadar bile dünyâlığa sâhip olmadığı hâlde bundan aslâ şikâyet etmez, Allâh yolunda gayret ve hizmetten geri kalmazdı.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları