Bedir’den, 15 Temmuz’a İman Heyecanının Tezâhürleri
İman ve fedakârlık ruhu, Bedir’den Çanakkale’ye, oradan 15 Temmuz’a uzanan bir zincir gibi milletimizin tarihine damgasını vurdu. Peki, bu ruhun farklı dönemlerdeki tezâhürleri nelerdir ve bugün bize nasıl ilham veriyor?
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, asr-ı saâdetten Çanakkale’ye akseden ve bugün Afrin’de de devam eden aynı ruhu anlatıyor.
BEDİR’DEN, 15 TEMMUZ’A UZANAN İMAN HEYECANI NASIL TEZÂHÜR ETTİ?
– …Bu ruh, Bedir’den Çanakkale’ye devam eden îman heyecanının günümüzdeki bir tezâhürüdür.
Çanakkale’de Binbaşı Lütfi Bey; “Yetiş yâ Muhammed! Kitabın elden gidiyor.” diye haykırıyordu.
Mehmetçiğin îmânı, ihlâsı, fedâkârlığı; o en beter zulümleri irtikâb eden haçlı ordularına karşı verilen o büyük harbin seyrini değiştirdi, olmaz denilen şeyler mümkün oldu. Hemen çember yarıldı.
Aynı ruh ve şuur neticesinde 15 Temmuz’daki çember de milletin îmanlı sînesinde parçalandı.
Mehmetçiklerimizin şimdi ateş hattında yine sergilediği bu mâneviyat ve dirâyet, Irak cephesinde şehid olan Zâbit Muzaffer isimli kahraman askerimizin şu hâlini de hatırlatıyor:
Ateş hattında çarpışan ve şehâdet şerbetini içen Zâbit Muzaffer Bey, son nefesinde artık sesinin çıkmadığı ve gözlerinin bir şey anlatamadığı dakikada cebinden bir zarf çıkardı; sonra yerden bir çöp parçası alarak yarasından akan kanlara batırıp yazmaya başladı:
“–Asker! Kıble ne tarafta?”
Etrafındakiler, rûhunu, Beytullâh’a dönerek Allâh’a teslim etmek isteyen Muzaffer Bey’i kıbleye çevirerek onun bu arzusunu yerine getirdiler. Yüzü vuslat neşesiyle dolan zâbit, muazzez rûhunu şehîden Rabbine teslim eyledi. Kıbrıs’ta da benzeri manzaralar yaşanmıştı.
Aradan geçen bir asırlık zaman hamdolsun ki askerimizin o müstesnâ ruh kıvâmında tahribat meydana getirmedi; hamdolsun ki semâmızda ezan sesleri hiç dinmesin diye, İslâm’ın hilâlini taşıyan sancağımız inmesin diye, mâbedimizin göğsüne nâmahrem eli değmesin diye, dînimizi/îmânımızı yaşayıp yaşatacağımız vatanımıza düşman ayağı basmasın diye, İslâm’ın tek ve en büyük karakolu olan Türkiyemiz’in bekāsı için, canlarıyla bedel ödeyen îmanlı Mehmetçiklerimiz var, yiğit evlâtlarımız var. Onlara yeni yeni yiğitler yetiştiren ve gece-gündüz duâlar eden bir milletimiz var.
Mâlûm; harpler, bir yandan gazâ ordusunun ihlâslı mücadelesi, bir yandan da duâ ordusunun samimî ilticâları ve destekleri ile kazanılır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık