Beden Yemekle Ruh İse Yedirmekle Doyar
"Beden yemekle, ruh ise yedirmekle doyar." sözünü nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.
(Aşağıdaki metin videonun kısa bir özetidir. Vaazın tamamı ve tüm detayları için videoyu izleyebilirsiniz.)
Cabir radıyallahu anh, Hendek kazılırken Efendimiz’i açlıktan midesine taş bağlamış bir vaziyette gördü. Eve gidip ailesine bir miktar yemek pişirtti, sonra Efendimiz’i hanesine davet etti. Resûlullah bu davete tek başına icabet etmedi; ashabını da topladı ve öyle gitti. Ashabına ikram etti, kendisi de onlara ikramda bulundu, onları güzelce doyurdu. Sonra gönül huzuruyla kendi açlığını giderdi. Ardından kalan yemeği etrafa dağıttı.
“Bak Cabir!” dedi. “Ortalığı açlık kavurdu.” buyurdu. Bknz. (Buhârî, Meğâzî, 29; Müslim, Eşribe, 141; Vâkıdî, II, 452)
Demek ki burada beden yemekle, ruh ise yedirmekle doyar. Beden yemekle, ruh ise yedirmekle doyar.
İslâm, bütün insanlığı “Benî Âdem” olarak tek bir âilenin fertleri gibi telakki eder. Bütün müminler kardeştir, buyurur. Demek ki böyle bir hassasiyete bizlerin de nail olmamız icap eder.