Barnaba İncili Gerçek midir?
Hz. Muhammed'i (s.a.v.) müjdelediği iddia edilen Barnaba İncili gerçek midir, yoksa sonradan yazılmış sahte bir metin midir?
Hazırlayan: Prof. Dr. Salih İnci
Hristiyanların elinde birden çok İncil bulunmasına rağmen Müslümanların dikkatini en çok Barnaba İncili çekmiştir. Bunun nedeni ise; burada Hz. Muhammed’in (s.a.v.) açıkça müjdelenmesi, teslisin reddi, Hz. İsa’nın peygamber olarak görülmesi gibi yer yer Kur’an-ı Kerim'le örtüşen bilgilerin yer almasıdır. Buna ilaveten Hristiyanlık tarihinde Barnaba adında önemli bir ismin bulunması, kendisine bazı mektup ve kitapların atfedilmiş olması da Müslümanların ona olan ilgisini artırmıştır.
BARNABA İNCİLİ VE GERÇEKLER
Müslümanlar, bu kitabın ilk Hristiyanlardan biri olan Barnaba’ya ait gerçek bir İncil’den izler taşıdığını söylerken, Hristiyanlar, Barnaba İncil’inin 16. yüzyıllarda yazılmış sahte (apokrif) bir metin olduğunu söylemişlerdir.
Barnaba’nın Kimliği ve Pavlos ile Yol Ayrımı
Hristiyanlara göre, asıl adı Yusuf (Joseph) olan Barnaba, Kıbrıs, Antakya ve Kudüs’te Hz. İsa’nın (a.s.) mesajını tebliğ eden Yahudi asıllı bir şahsiyettir. Hz. İsa’nın (a.s.) on iki havarisi içinde yer almaz, ancak kendisinin Hz. İsa’nın (a.s.) ayrıca seçtiği 70 kişiden birisi olduğu kabul edilir.
Kudüs’teki tarlasını satıp parasını havarilere bağışlamış, cömert ve bilge bir isimdir. Pavlos’u havarilerle tanıştırmış ve onunla beraber Hristiyanlığı yaymak için pek çok seyahatlere katılmıştır. Ancak daha sonra Pavlos’la araları bozulunca ondan ayrılmıştır. (Resullerin İşleri, 4/36; 9/26-30; 13/2;14/4,14; Galatyalılara Mektup, 2/ 1-13).
Rivayete göre Barnaba Kıbrıs’ta miladi 63 yılında öldürülmüş ve Kıbrıs’a defnedilmiştir. Barnaba, Antakya Kilisesi’ne karşı güç mücadelesinde Kıbrıs Kilisesi’nin kurucusu olarak kabul edilmiştir. (Batuk, 2018, 51-52)
Bugünkü Hristiyanlığın Barnaba ile sorunu tam da burada Pavlos’la yaşadığı ayrılıkta yatmaktadır. Çünkü günümüz Hristiyanlığının mimarı sayılan Pavlos, Hristiyan olmak için Hz. Musa’nın (a.s.) şeriatına gerek olmadığını, Hz. İsa’nın (a.s.) insanlığın günahı için çarmıha gerilip dirildiğini söyleyerek bir nevi teslisçi Hristiyanlığın temellerini atmıştır.
Buna karşın Barnaba’nın da içinde olduğu Yahudi kökenli ilk Hristiyan Kudüs cemaati, Hz. İsa’nın (a.s.) Hz. Musa (a.s.) şeriatı üzerine yaşadığını söyleyerek Pavlos’tan ayrılmışlardır. Bunlar sayıları azalacak olmasına rağmen bütün bir Hristiyanlık tarihinde teslis karşıtı bir akım olarak değişik adlarla farklı coğrafyalarda varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Hristiyanlığın Roma’nın resmi dini olmasının (381) ardından kilise bunların eserlerini ve görüşlerini sapkınlar listesine almıştır. Bu nedenle de daha sonraları Barnaba’dan haberi olan Müslümanlar onu, Hz. İsa’nın (a.s.) gerçek mesajını aktaran birisi olarak görmüşlerdir.
Barnaba’ya Atfedilen Diğer Eserler
Barnaba, iyi eğitimli birisi olduğundan kaynaklarda onun adıyla anılan veya ona atfedilen birtakım eserlerden bahsedilmektedir ki bunların hepsi de bugünkü kilise otoriteleri tarafından sahte (apokrif) metinler olarak görülmektedir. Bunlar:
- Barnaba’nın İşleri:
Eser Barnaba’ya ait olmayıp, Kıbrıslı Hristiyanlar tarafından yazılmıştır, onun hayatının son günlerini ve ölümünü anlatmaktadır.
Kaynaklar, bunun Origen gibi 3. ve 4. yy. kilise babaları tarafından bilinip kullanıldığını zikrederler. (Batuk, 53-54 ve 187-193)
Bunun dışında Kıbrıslı Hristiyanlar tarafından Barnaba’ya atfedilen “Havari Barnaba’nın Methiyesi” adlı bir başka eserden de bahsedilmektedir.
Yine kaynaklarda miladi 478’de Kıbrıs’ta Barnaba’nın cesedinin bulunduğu yerde onun göğsünün üzerinde kendi el yazısıyla yazılmış Matta İncili’nin bir kopyasının bulunduğu rivayet edilir.
- Barnaba’nın Mektubu:
Mektup miladi 100-138 arasında yazılmıştır. Erken dönem olduğu için kaynaklar, bunun Barnaba’ya ait olma ihtimali olduğunu söyler. Bunun en eski nüshası miladi 350’lerde yazılmış olan Sina elyazması olup bugün mevcuttur.
Kaynaklar, bu mektubun Clement (ö. 215), Origen (ö. 254) gibi ilk dönem önemli kilise yazarları tarafından bilindiğini ve kullanıldığını söylemektedir. (Batuk, 2018, 54-56 ve 195-218; Meydan, 2013, 27-31)
- Erken Dönem Barnaba İncili:
Bu İncil adı bir şekilde erken dönem listelerinde geçen, ama şu an mevcut olmayan bir kitaptır. Bu İncil’den erken döneme dair iki listede bahsedilir. Bunlardan ilki “Gelasian’ın Kararları” (The Decretum Gelasianum) adıyla bilinen Papa I. Gelasius’a (492-496) ait olduğu söylenen listedir. Bu genelgede yasaklanan İnciller içinde Barnaba’ya ait olan “Evangelium nomine Barnabae apocryphum” adı geçer. (Harman, 1994, 41-43)
Barnaba adının geçtiği ikinci liste ise 7. yüzyıla ait olup “Altmış Kitap Listesi” (Sixty Canonical Books) adlı bir başka listedir. Burada sayılan 25 adet sahte (apokrif) metin içinde Barnaba’nın kitabı da geçer. Ancak bugün yukarıdaki listelerde zikredilen bu nüshalar mevcut değildir. (Batuk, 2018, 61)
- Geç Dönem Barnaba İncili:
Bugün asıl tartışmalara neden olan bu İncil’dir. Müslümanlar geç dönemde, 1907’de haberdar oldukları bu İncil üzerinden hareketle Barnaba’nın kimliği üzerinden geriye dönük bir okuma yaparak bu incilin izini sürmüşler ve yukarıda bahsettiğimiz ilk dönemlerde Barnaba’ya atfedilen eserlerle karşılaşmışlardır.
TARTIŞMALARIN ODAĞINDAKİ "GEÇ DÖNEM" BARNABA İNCİLİ
Yeni keşfedilen Barnaba İncil’ini, erken dönemlerde ona izafe edilen ancak şu an mevcut olmayan metinlerle irtibatlandırarak haklı olarak bunun gerçek İncil’e en yakın kitap olduğunu ya da olabileceğini dile getirmişlerdir. Çünkü Hristiyanların tarihte resmi kilise inancına uymayan pek çok eseri yakıp ortadan kaldırmakta çok mahir oldukları bilinen tarihi bir hakikattir.
Dolayısıyla Hristiyan kaynaklardan hareketle tarihin bir döneminde, sahte (apokrif) de olsa var olduğu zikredilen ama daha sonra ortadan kaybolan Barnaba’nın eserlerini öğrenince, bunu yeni İncil’in varlığına dair bir kanıt olarak kullanmışlardır. Hristiyanlar ise bu metnin 16. yy.’da uydurulmuş sahte bir kitap olduğunu söylemişlerdir.
Barnaba İncili’nin Kayıp İzleri: İtalyanca ve İspanyolca Nüshalar
Bugün Barnaba’ya atfedilen İncilin iki nüshası vardır. Bunlardan ilki İtalyanca, diğeri ise İspanyolca nüshadır. Birbirlerine çok benzeyen bu iki nüshanın asıl bir metinden tercüme edildiği söylenmekte ama bu asıl nüsha bilinmemektedir. Bu nedenle araştırmacılar tarafından “yetim bir metin” olarak da nitelendirilmektedir.
Bunlara bir de son yıllarda Hakkari’de bulunduğu söylenen ve hakkında şimdilik sadece bazı spekülasyondan öte pek bilgi olmayan gizemli bir İncili de ilave etmek gerekir. Bugün söz konusu bu metin ulaşılabilir olmadığından hakkında bir şey söylemek yanıltıcı olacaktır. (Bu İncil’le ilgili olarak bkz. Batuk, 2018, 69-75)
Bunlardan en eski olanı İtalyanca nüshasıdır. İspanyolca nüshanın girişinde anlatılan hikâyeye göre Fra Marino adlı bir keşiş Papa V. Sixtus’un (1585-1590) kütüphanesinden bu kitabı gizlice alıp Vatikan’dan çıkarmış ve okuduktan sonra Müslüman olmuştur.
Gizemli Metnin İzinde: Müsteşar Kramer’den Dr. George Holme’ye
Bir asır sonra (1709) bir şekilde Prusya Kralı’nın müsteşarı J.F. Kramer’in eline geçen nüsha, 1738’de Viyana Kütüphanesi’ne intikal etmiştir. 506 sayfalık nüsha, bugün Avusturya Milli Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. (Harman, 1994, 46-58; Batuk, 2018, 65-66)
Kaynaklarda bir de Barnaba İncil’inin İspanyolca nüshasından bahsedilmektedir. Bundan ilk bahseden kaynak 1634’te Tunus’ta, İbrahim et-Taybi tarafından yazılan ve Madrid’de muhafaza edilen bir yazma eserdir. Eserde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) müjdelendiği Barnaba İncil’inden söz edilir. Bu İncil hakkında ilk yayın (De religione Mohamedica) 1717’de Adrian Reland tarafından yapılır.
Daha sonra İngiliz oryantalist George Sale 1734’te İngilizce Kur’an tercümesinin girişinde İtalyanca ve İspanyolca Barnaba İncil’inden söz eder. İspanyolca metnin önsözünde bu nüshanın Mustafa de Aranda (bazıları bu ismin Abdullah Tercüman’la aynı kişi olduğunu söyler) adlı bir Müslüman tarafından İtalyancadan çevrildiği yazar.
Anlatılanlara göre Hampshire Headley Rektörü Dr. George Holme, Cezayir’de papazlık yaptığı yıllarda (1707-1709) bu nüshaya ulaşmış, 1718’de elindeki bu metni Oxford – Queen’s College’e bırakmıştır. Bu arada metni Holme’den ödünç alan Sale George adlı araştırmacı da bir kopyasını oluşturup geri vermiştir. Asıl nüsha İngilizce çevirisiyle birlikte aynı okuldan Dr. Thomas Monkhouse’nin eline geçmiş, ancak onun 1792’de ölümüyle İspanyolca nüshanın akıbeti meçhul kalmıştır.
En son 1970’lerde Sydney Üniversitesi'nde 18. yüzyıldan kalma İspanyolca bir kopyası bulunmuştur. Batılı araştırmacılar İtalyanca ve İspanyolca nüshaların birer çeviri olduğunu, bunların aslında Müslümanlar tarafından yazılmış (onlara göre uydurulmuş) orijinal Arapça bir metne dayandığını söylemektedirler, ancak bu ilk orijinal Arapça metin hakkında herhangi bir bilgi verememektedirler. (Harman, 1994, 58-65; Batuk, 2018, 62-63,67-69)
İslam Dünyasının Barnaba ile Tanışması
Yukarıda gördüğümüz gibi Barnaba İncili ile ilgili batıda yazılıp çizilenler 15. ve 16. yüzyıllara kadar giderken Müslüman araştırmacıların konuya ilgisi üç asır sonra olacaktır. İlk olarak Rahmetullah el-Hindi (1886) ve Ahmet Mithat Efendi (1896) gibi isimler eserlerinde (Sale’nin 1734 tarihli İngilizce Kur’an tercümesi aracılığıyla haberdar olup) birkaç cümleyle atıfta bulunup geçmişlerdir.
1907’de Londsale ve Laura Ragg çifti İtalyanca nüshayı İngilizceye çevirip Oxford’da yayınlatmışlardır. Reşit Rıza da Hristiyan arkadaşı Halil Sa’ade’ye metni Arapçaya tercüme ettirip 1908’de Menar Yayınevinde yayınlatınca eser İslam dünyasında büyük ses getirmiş ve daha sonraları Türkçe dahil pek çok dile çevrilmiştir. Bugün adından çokça bahsedilen Barnaba İncili bu çeviri metindir.
BİLİMSEL VE DİNÎ BİR DEĞERLENDİRME: BARNABA İNCİLİ GERÇEK Mİ?
Müslümanlar bu metnin Havari Barnaba’ya ait gerçek bir İncil olabileceğini söylerler. İncil’de Hz. Peygamberin açıkça müjdelenmesi, onun son peygamber olması, Hz. İsa’nın (a.s.) bir peygamber olarak görülmesi, çarmıhı reddetmesi, Yahudilerin kitaplarını tahrif etmeleri ve peygamberlerini öldürmeleri gibi bilgiler Müslümanlar tarafından gerçek İncil’e dair deliller olarak gösterilmiştir. Ancak bunu söylerken bu İncil’deki bazı yanlışlıkları görmezlikten gelinmiştir. Zira bu İncil’de de diğer İncillerde olduğu gibi tarihsel hatalar, coğrafi yer ve mekâna dair yanlışlar ve çeşitli çelişkiler yer almaktadır.
Kur’an ile Çelişkiler
Ayrıca Mesih kavramı, Hz. Meryem’in Hz. İsa’nın (a.s.) doğumu sırasındaki durumu, sünnet, çok evlilik, kadının yaratılışı gibi konularda da Kur’an’la uyuşmayan bilgiler bulunmaktadır. Yine bu İncil’de İslam dünyasında daha geç dönemlerde ortaya çıkan Nûr-ı Muhammedî, Mesih anlayışı gibi konuların yer alması, metnin daha geç dönemlere ait olduğunun bir işareti olarak da yorumlanmaktadır. (Cilacı, 1992, 5/79-80; Meydan, 2013, 66-71; Batuk, 2018, 183-184)
Öte yandan batılıların bu metni Müslümanların yazdığı şeklindeki iddiaları da sorunludur. Çünkü böyle bir kitabı Müslümanlar çok daha önceleri yazabilecekken kitaptan ancak 1900’lü yıllarda haberleri olmuştur. Klasik reddiye geleneğindeki hiçbir isim (Şehristani, İbni Hazm vb) böyle bir kitaptan söz etmemiştir.
Ayrıca İtalyanca nüshayı dönemin dil, üslup ve yazı stili bakımından değerlendiren yazarlar, metnin İtalyanca veya Latince olma ihtimaline değinirler, zira metni Arapça’dan çevirecek kadar bilgili olanların çok bariz Arapça hataları yapamayacağını söylerler. (Harman, 1994, 184-185; Batuk, 2018, 158)
Bir başka ihtimalde bu metni, Ebiyonitler, Aryüsçüler örneğinde olduğu gibi resmi kiliseden farklı inanca sahip teslis karşıtı bir damarın yazmış olması da mümkün olabilir. Zira bugün bile batıda hala teslisi reddeden Üniteryanlar, Lorberianlar, Yehova Şahitleri, Mormonlar gibi gruplar bulunmaktadır. Ayrıca bir zamanlar Endülüs’te / İspanya’da birçok Müslüman ve Yahudi’nin de yaşadığı düşünülünce bu metin, böyle bir kültür havzasının ürünü de olabilir.
Bütün bunların yanında Barnaba İncili’nin Kur’an’da Hz. İsa’ya (a.s.) verilen İncil’in (Hadid 57/ 27; Maide 5/46, 110) olması da pek mümkün görünmemektedir. Zira yukarıda Kur’an’la çelişen noktalarına işaret etmiştik. Ayrıca Kur’an tek bir İncil’den bahseder.
İnzal Olan İncil mi?
Hristiyanların elinde ise bugün birçok İnciller bulunmaktadır ve bunlar daha çok doğrudan Hz. İsa’nın mesajını değil onun hayat hikayesini anlatırlar. Bu noktada mevcut Barnaba İncili de her ne kadar bazı noktalarda Kur’an’la uyumlu olsa da üslup, muhteva ve içerik olarak diğer İnciller gibi Hz. İsa’ya (a.s.) dair hatıratlardan bahseder, yani bu haliyle o, inzal olunan İncil değil, rivayet yoluyla yazılan İncillerden birisi konumundadır.
Zira bugün Kur’an’ın bahsettiği İncil’e dair elimizde bir bilgi yoktur. Bu İncil belki sözlü olarak vahyedilmiş olup kısa nübüvvet sürecinde Hz. İsa (a.s.), onu yazdırmaya vakit bulamamış olabilir, ya da yazılan İncil çok kaotik ve yasaklı dönemde korunamamış da olabilir. (Allahü a’lem)
Bugünkü Hristiyanlar Hz. İsa’nın (a.s.) bir İncil yazdırmadığına inanırlar. Onlara göre Hz. İsa (a.s.) bu dünyadan ayrıldıktan sonra tekrar geleceğini söylemiş ve havariler de başlangıçta hiçbir şey yazmamışlar ve onun gelişini beklemişlerdir.
Ancak Hz. İsa’nın (a.s.) gelmemesi üzerine havariler ve onların öğrencileri Hz. İsa’ya (a.s.) dair duydukları rivayetleri kaleme almışlar ve böylece birden çok İncil ortaya çıkmıştır. Hristiyanlığın miladi 310’dan sonra devlet tarafından tanınmasının ardından Kilise otoriteleri İncilleri tespit etme gereği duymuşlar ve o zamanki resmi inanca uyan, yani Tanrı oğlu sayılan Hz İsa’nın (a.s.) uluhiyetini kabul eden İncilleri sahih, doğru, diğerlerini ise sahte (apokrif) sayarak reddetmişlerdir. Barnaba da bu sahte sayılan İncillerden birisi olabileceği ihtimali nedeniyle Müslümanlar tarafından bu kadar öne çıkarılmıştır.
İslam’ın Tarihî Vesikası Olarak Kur’an-ı Kerim
Son olarak burada şunu hatırlatmakta yarar vardır. Bugün Müslümanların Kur’an ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’e dair inançlarını bir başka kaynağa tescil ettirmelerine ihtiyaçları yoktur.
Zira bugün İslam öncesi bütün dinlerin kitaplarının oluşum süreci İslam’la mukayese edildiğinde Kur’an’ın hemen yazıya geçirilmiş olması ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in hayatının çok detaylı olarak bilinmesi, diğerleri ile mukayese edilmeyecek derecede tarihi bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır.
Kaynakça:
Batuk, Cengiz. Bir Polemik Aracı Olarak Barnaba İncili: Tartışmalar-İddialar. Ankara: Eskiyeni Yayınları, 2018.
Cilacı, Osman. “Barnaba İncili”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 5/76-81. İstanbul: TDV Yayınları, 1992.
Harman, Ömer Faruk. Metin Muhteva ve Kaynak Açısından Barnaba İncili (Basılmamış Çalışma). İstanbul, 1994.
Meydan, Emine. Barnaba İncili: Değeri, Muhtevası ve Tahlili. Bursa: Uludağ Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2013.