Ayetler Işığında Peygamber’e İtaat ve İman

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi, ayetler ışığında Peygamber’e itaatin ve imanın mü’minin hayatındaki önemini anlatıyor.

AYETLER NE SÖYLÜYOR: PEYGAMBER’E İTAAT VE İMAN NEDEN ÖNEMLİ?

Âyet-i kerimede Nisa suresinin 136. ayetinde şöyle buyuruluyor:

“Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû âminû bi(A)llâhi verasûlihi velkitâbi-lleżî nezzele ‘alâ rasûlihi velkitâbi-lleżî enzele min kabl(u)(c) vemen yekfur bi(A)llâhi vemelâ-iketihi vekutubihi verusulihi velyevmi-l-âḣiri fekad dalle dalâlen ba’îdâ(n).”

Bu hitap, müminlere yöneliktir. Allah Teâlâ, iman etmiş müminlere sesleniyor:

“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (en-Nisa, 136)

Ayette “Ey müminler! İman edin” buyurulması, imanınızın farkına varın, imanınızı tecdid edin, imanınız üzere sebat edin ve imanınızın gereğini yerine getirin anlamına gelir. Müfessirler, iman kavramını genellikle şöyle açıklar: İman, yakından tanımak, şahsiyetine güven duymak, yaptıklarını ve söylediklerini benimsemek ve kendi dünyamıza mal etmektir.

Yani iman, Allah’ı ve Resûlü’nü yakından tanımak; onların şahsiyetine güvenmek, sözlerini ve fiillerini benimsemek ve hayatımıza yansıtmaktır. Ancak bu yeterli değildir; aynı zamanda itaat de gerekir. İman ile ittiba arasında fark vardır:

İtaat, Allah’ın ve Resûl’ün emirlerini yerine getirmek anlamına gelir.

İttiba, bunu Peygamber Efendimiz’in gösterdiği şekilde yapmaktır.

Bugün birçok insan “Peygambere inanıyorum” dese de, itaat ve ittiba noktasında yolunu ayırabilir. İman etmek, sadece inanmak değil; Resûl’ün yolunu takip etmek ve onun uygulamalarına uymak demektir. Sahâbe-i kiram, Peygamber Efendimiz bir şey söylediğinde onu yapar, “Kur’an’da var mı?” diye sormazdı. Onlar için önemli olan, Efendimiz’in gösterdiği şekilde yerine getirmekti.

O hâlde, mantık oyunlarına gelmemek gerekir. Bu konu özellikle gençler için önemlidir; zihinleri kolaylıkla meşgul edilebilir, şaz rivayetlerle yanlış yönlendirilebilir. İtaat, boyun eğmektir; zıttı ise isyandır, yani verilen emre karşı gelmektir.

Ali İmran suresinde de benzer şekilde şöyle buyurulur:

“Kulî habîbi, sen söyle: ‘Allah’a itaat edin, Resûl’e de itaat edin.’”

Allah’a itaat etmek zaten emredilmiştir. Resûl’e itaat etmek de onun gösterdiği şekilde Allah’ın emirlerini uygulamak demektir. İtaatsizlik, bir noktada insanı küfür kapısına götürebilir.

Enfal suresi, 1. ayette de Peygamber’in ganimetleri dağıtırken uygulanacak ölçüyü bildirir:

“Ey Âmine! Eğer müminseniz, Allah’a itaat edin, Resûl’e de itaat edin.”

Yani ganimetlerin dağıtımında Peygamber Efendimiz’in belirlediği usul, müminler için bir itaat ve ittiba ölçüsüdür. Onun gösterdiği şekilde hareket etmek, iman ve takvanın gereğidir.