Ankebût Suresinin 52. Ayeti Ne Anlatıyor?
Ankebût suresi 52. âyette ne anlatılmak isteniyor? Allah’tan başka ilah aranmayacağını, kıyamet gününde her yaptığımızın ortaya çıkacağını ve inanç ile teslimiyetin insanı kurtuluşa götüren yolu anlatan Ankebût Suresi 52. ayetin Arapçası, meali ve tefsirini bulabilirsiniz.
Ankebût sûresi 52. âyette şöyle buyrulur:
Ankebût Suresi 52. Ayet Arapça:
قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ شَه۪يدًاۚ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Ankebût Suresi 52. Ayet Meali:
De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.” (Ankebût, 29/52)
ALLAH ŞAHİTTİR: HER ŞEY KIYAMET GÜNÜ ORTAYA ÇIKACAK
Bilgi:
Allah, insanların doğruyu bulabilmeleri için gerekli olan şeyleri öğretmiştir. İnsanların bir kısmı böylece doğruyu görüp Allah’a iman ederken bir kısmı inat, cehalet ve dünyevî kaygılarla Allah’ı inkâr etmişlerdir. Hiçbir hakikati olmayan putların, faydasız ve yalan yanlış şeylerin peşine düşmüşlerdir. Peygamberlerin bütün ikazlarına rağmen inkârlarını devam ettirmişler, onlardan mucizeler istemişlerdir. Ancak, şu unutulmamalıdır ki, Allah her şeyi bilip görmektedir. Kıyamet gününde Allah bütün gerçekleri ortaya çıkaracaktır. İşte o zaman inkârcılar kaybettiklerini anlayacaklardır.
Mesaj:
- Kıyamet gününde Allah, bütün yaptıklarımızı ortaya çıkaracaktır.
- Allah’tan başka rab arayanlar kaybedeceklerdir.
Kelime Dağarcığı:
Batıl: Gerçeğe uymayan inanç ve düşünce; yalan, boş, faydasız, geçersiz.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Ankebût Suresi 52. Ayet Tefsiri:
- İnkârcılar: “Muhammed’e Rabbinden bir kısım mûcizeler verilse ya!” diyorlar. De ki: “Mûcizeleri yaratmak ve indirmek ancak Allah’ın irade ve kudretine bağlıdır. Ben ise, gerçeği apaçık tebliğ eden bir uyarıcıyım.”
- Hem, kendilerine okunan bu kitabı sana indiriyor olmamız onlara mûcize olarak yeterli değil mi? Hiç şüphesiz bunda iman eden bir toplum için elbette bir rahmet ve öğüt vardır.
- De ki: “Benimle sizin aranızda şâhit olarak Allah yeter. O göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Bâtıla inanıp Allah’ı inkâr edenler yok mu, gerçekten zarara uğrayıp kendilerini helâke sürükleyenler işte onlardır.”
Müşrikler, Peygamberimiz (s.a.s.)’den, Hz. Mûsâ’ya verilen asâ, Hz. Sâlih’e verilen deve, Hz. İsa’ya verilen ölüleri diriltme gibi hissî mûcizeler getirmesini istiyorlardı. Halbuki devamlı surette kendilerine okunan ve okunacak olan Kur’ân-ı Kerîm en büyük mûcize olarak karşılarında durmaktadır. Hissî mûcizeler, belki gösterildikleri an bir tesir icra ettiler, sonra tarihin sayfaları arasında kaldılar. Fakat akla, ilim ve irfana hitap eden Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizeliği hiçbir zaman eskimeyecek, her an canlılığını koruyarak kıyâmete kadar devam edecektir. Dolayısıyla Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’in en büyük mûcizesi Kur’ân-ı Kerîm’dir. İnsanlara asıl lâzım olan da gelip geçici hissî mûcizeler değil, benzerini asla ortaya koyamayacakları ve hayatın her alanında feyzinden istifade edecekleri bu mûcizedir. Kur’an akla ve kalbe hitap eder. Beşeriyetin dünya huzuru ve âhiret saadeti için lâzım gelen doğru akîde ve nizamlı bir hayatın kâidelerini bildirir. Kur’an’ın bu hususiyeti burada iki kelimeyle beyân edilmiştir:
- Rahmet,
- Zikrâ: öğüt, ders ve ibret.
Kur’an’ın rahmet olması, kulların dünya ve âhirette ilâhî rahmete erişmelerini sağlayacak doğru yolu göstermesidir. Mü’minler onun tâlimatlarına tâbi olarak Allah’ın sınırsız rahmet ve sayısız lutuflarına nâil olurlar. Öğüt olması ise Kur’an uslubunun karakteristik bir özelliğidir. O başından sonuna kadar akıl sahiplerine öğütler verir, onlara apaçık deliller ve belgeler sunar; gerekli her hususta tesirli ve tatmin edici dersler verir. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in peygamber, ona inen Kur’an’ın da vahiy mahsûlü olduğunun en büyük şâhidi, göklerin ve yerin bütün esrârını bilen Allah’tır. Dinî gerçeklere uyanlar, dünya ve âhiretin nimetlerine gark olacakları gibi, dinin apaçık gerçeklerini bir tarafa bırakıp bâtıl yollara sapanlar da kesinlikle zarara uğrayacaklardır.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com