Altınoluk Dergisinin Ekim 2026 Sayısı Çıktı

KİTAPLIK

Altınoluk’un 488. sayısı “Mümin Dağ Gibi Müstakim Olmalı” kapağıyla çıktı; sayıda istikamet, sebat ve Allah’a dayanmak ele alınıyor.

“Mümin Dağ Gibi Müstakim Olmalı” başlığıyla yayımlanan Altınoluk dergisinin 488. sayısında, istikametin yalnızca doğru yolu bulmak değil, o yolda sebat etmek, ölçüyü korumak ve her hâlükârda Allah’a dayanmak olduğu vurgulanıyor.

Takdin yazısında, hayatın değişen şartları karşısında savrulmadan, nimete ve mahrumiyete karşı dengeyi koruyarak müstakim kalmanın ancak ilâhî tevfik ve güzel insanların refakatiyle mümkün olduğuna dikkat çekiliyor.

MÜSTAKİM OLANIN YARDIMCISI ALLAH’TIR

İstikamet, Arapçada kalkmak, ayakta durmak, düzeltmek ve dengeli olmak gibi anlamlar taşıyan k-v-m kökünden gelir. Kıyam, kıvam ve müstakim de aynı kökün kelimeleridir. İstikamet yalnızca doğru yolu bulmak değil, doğrulmak, doğrulduğu yerde durmak, eğrilikleri düzeltmek ve doğruluk üzere sebat etmektir. Bu kavramı hepimiz için önemli kılan modern tabirle sürdürülebilirliğini sağlamaktır.

İstikameti esas zorlaştıran kalbi müstakim tutmaktır. İnsan dosdoğru görünebilir; peki, kalbi hangi yöne dönüktür? Neye dayanır, kimden medet umar, kimin rızasını gözetir? Bedenin kıyamı kadar kalbin kıyamı da önemlidir. Asıl istikamet, kimin huzurunda bulunduğunu ve kime muhtaç olduğunu bilmek ve bir ömür havf ile reca dengesi içerisinde yaşamaktır.

Her namazda okuduğumuz Fâtiha’da istikamet talep ediyoruz. Dahası doğru yola eriştikten sonra niyazımızı devam ettiriyoruz: “Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma.” (Âl-i İmran, 8) Çünkü istikametin bir ölçüsü var: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” buyuruyor Rabbimiz. Ardından haddi aşmamayı emrediyor. (Hûd, 112) Müstakim olmak, ölçüler dahilinde yaşamaktır.

Doğru yolu bulmak kadar o yolda kalmak da ilâhî yardım iledir. “Allah tevfikini refik etsin” duasının bir maksadı da hangi şart ve durumda olursa olsun Rabbimizin rızası çerçevesinde yaşamaya ve davranmaya muvaffak olmaktır. Her şeyin hızla değiştiği, insanın sürekli bir şeylere yetişmeye çalıştığı, zihnin ve kalbin türlü rüzgârlara maruz kaldığı bir zamanda müstakim kalmak refiki tevfik olanın kârıdır.

Refikin tevfik olduğu nasıl bilinecek? İstikamet yolu muğlak ve belirsiz bir yol değildir. O yol sahipsiz değildir. O yol; nebilerin, sıddıkların, şâhidlerin ve sâlihlerin, yani kendisine nimet verilenlerin yoludur. İstikamet yolunda refikimiz kendisine nimet verilenler ise Rabbimizin tevfikinin refik olduğunu umabiliriz. Onlar istikamet üzere olmamız için bize sürekli hakkı ve sabrı tavsiye edenlerdir.

Merhum Sâmi Efendi Hazretleri, istikamet sahibi insanı dağa benzetmiş: Sıcaktan erimez, soğuktan donmaz, rüzgârdan savrulmaz, sel alıp götürmez. Buradan istikametin dört büyük imtihanı olduğu anlaşılıyor: Nimete karşı sabır, mahrumiyete rağmen şevk, değişim karşısında ölçü ve hayatın akışı içinde köklerini muhafaza etmek…

Dağ gibi olmak kendi kuvvetimize güvenerek müstağni olmak değildir. Kendi aczimizi bilerek Rabbimize dayanmaktır. Müstakim olmak için sebeplere sarılacak, güzel insanlarla beraber olacak, güzel amellere devam edeceğiz. Ama kalbimiz hep şu ayeti hatırlayacak ve onunla mutmain olacak: “Allah kuluna kâfi değil mi?” (Zümer, 36)

Rabbimiz kuluna kâfidir. Dağ gibi müstakim olmanın sırrı bu ayeti hayatımızın mihveri yapmaktır. Müstakim olanın yardımcısı Allah’tır. İstikamet konusunu işlediğimiz bu sayımız böyle bir şuurun hayatımızın gayesi haline gelmesine vesile olsun diyedir. Rabbimiz tesirini halk eylesin ve hepimizi dağ gibi müstakim kullarının zümresine ilhak eylesin.

Yeni dönemde abone olacak okuyucularımıza hediye edeceğimiz “Peygamber Kıssaları” kitabımız temsilcilerimize ulaşmaya başladı. Sohbet halkalarında yıllardır hediye kitaplarımızı okuyan dostlarımızın bu kitabımızı da bir sohbet kitabı olarak sevdiklerini işitiyor ve hamd ediyoruz. Bir sonraki sayımızda buluşmak ümidiyle sizi dergimizle baş başa bırakıyoruz. Allah’a emanet olunuz.

Dergiyi temin etmek için tıklayınız.

Kaynak: Altınoluk Dergisi, Sayı: 488