Altı Yüz Bin Kişinin Haccı Nasıl Kabul Oldu?
Altı yüz bin kişinin haccı nasıl kabul oldu? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.
Bir misal; bunu da Ferîdüddin Attar Hazretleri Tezkiretü'l-Evliya kitabında bildiriyor.
Tâbiînden Abdullah bin Mübârek -rahmetullâhi aleyh-; haccı îfâ ettikten sonra, Mekke’de Harem’de uyku ile yakaza arasında bir hâlde iken semâdan iki meleğin geldiğini görür. Biri diğerine;
“–Bu sene 600 bin kişi haccetti. Hepsinin haccı, Şam’da Ali bin Muvaffak ismindeki bir ayakkabı tamircisinin yaptığı sâlih amel hürmetine makbul oldu. Bu kişi hacca gitmeye niyet etti, lâkin gidemedi. Onun yaptığı bir amel hürmetine bu kadar huccâcın haccı kabul edildi.” der.
Merak eder hemen Şam'a giden bir kervana biner.
Ali bin Muvaffak'ın evini bulur.
"Kardeşim, sen hacca gittin mi?" der.
"Gidemedim." der.
"Niçin gidemedin?"
Tam der:
"Ben," dedi, "bir ayakkabı eskicisiyim."
"300 dirhem biriktirdim."
"Bunu hac hazırlığı için yaptım."
"O da hanımım hamileydi."
"Komşudan et kokusu geldi."
"Ya efendi, biliyorsun hamileyim; bir lokma, bir parça et getir," dedi.
Komşuma gittim:
“Böyle böyle, hanım hamile, bir lokma et verebilir misin?” dedim.
Komşu, “Hay hay, vereyim, istediğin kadar vereyim ama,” dedi, “bu bize helaldir, size haramdır.”
“Niye?” dedim.
“Çünkü,” dedi, “ben bir haftadır çocuklarım aç, bir iş bulamadım.”
“Onun için bir ölü, affedersin, eşek eti buldum.”
“Eşek buldum, ondan bir et kestim.”
“Onu kaynatıyorum.”
Ben, “Ya Rabbi,” dedim, “bu kul Senin kulun.”
“Ben hacca niyet ettim.”
“Fakat şimdi bu kul muzdarip bir kul.”
“Bana bir hac sevabı ihsan eyle, bu 300 dirhemi burada infak edeyim,” dedim.
“Ben de bunu yaptım.” dedi.
Abdullah bin Mübarek Hazretleri, “Demek ki iş ortaya çıktı,” dedi.
Dedi ki:
“Allah haccını kabul etsin.”
Yani bu, manen kabul etsin.
Bu ecrin nasibi...
Tabii hac farzdır; o imkân yok, o oynanmaz da.
Demek ki bazı amellerimiz var ki onlar hac kadar mübarek.
Abdurrahman Cami Hazretleri var, meşhur Allah dostlarından.
O diyor ki:
“Gönül al.”
Çünkü diyor:
“Gönül alırsan senin için bir Hacc-ı Ekber olur.” diyor.
“Bir gönül Kâbe'den daha iyidir.” diyor.
“Kâbe,” diyor, “Hazret-i İbrahim'in yaptığı binadır.”
“Gönül ise Celîl ve Ekber olan Allah'ın nazargâhıdır.”
Tabi bunu bir misal olarak veriyor.