Allah’ın Rızasını Kazanmanın Önemi Nedir?
Dünya ve âhireti kazanmanın, hayat sermayesini doğru kullanmanın ve Allah’ın rızasını kazanmanın önemi nedir?
Kazanma arzusu bütün gayret ve hareketlerin itici gücüdür. Bu arzu olmasa dinamik bir hayattan söz edilemez.
DÜNYA VE ÂHİRET KAZANCI NASIL DENGELENMELİ?
Kazanç maddi ve manevi olarak ikiye ayrılır. Buna dünyevi ve uhrevi kazanç da diyebiliriz. Bazı insanlar sırf dünyevi kazanç peşinde, bazıları sadece âhireti, bazıları da hem dünya hem de âhireti kazanma gayretindedir. Sadece dünya kazancı peşinde olanların âhirette alacakları hiçbir şey yoktur.
“İnkâr edenler ateşe arz olunacakları gün (onlara şöyle denir): Dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz.” (Ahkâf, 20)
“İnsanlardan öyleleri var ki; Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver derler. Böyle kimselerin âhiretten hiçbir nasibi yoktur.” (Bakara, 200)
“Onlardan öyleleri de var ki: Ey Rabbimiz bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır.” (Bakara, 201-202)
Dünya ve Âhiret Kazancında En Büyük Kayıp
Âhireti kaybetmek büyük kayıptır. Dünya ve âhireti birlikte kaybetmek ise en büyük kayıptır. Bir de sadece dünyayı kaybedenler vardır. Bunlar dünyadan el etek çekenlerdir.
Netice itibariyle en büyük kazanç dünya ve âhireti birlikte kazanmak, en büyük kayıp ise hem dünyayı hem de âhireti kaybetmektir.
Aslında hayat bir sermayedir. Bu sermayeyi akıllı kullananlar kâr ederler, hesapsız kullananlar ise zarardadır.
DÜNYA KAZANCI MI, ÂHİRET KAZANCI MI DAHA DEĞERLİDİR?
Gerçekte dünyevi kazanç âhiret kazancının yanında yok hükmündedir. Dünya kazancı âhireti kazanmaya vesile oluyorsa değerlidir. Esasen âhiret dünyada kazanılır. Dünya âhiretin tarlasıdır. Mühim olan faniyi bakiye çevirmektir.
Bütün hedefleri, gayeleri dünya kazancı olanlar, bu âlemden giderken her şeyi geride bırakırlar. Geride bıraktıkları hiçbir şey de onlar için bir damla gözyaşı bile dökmez. İnançsızlığın ve amelsizliğin cezası olarak en korkunç azapla karşı karşıya kalırlar. “Gerçekten inkâr edip kafir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsalar dahi kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır, hiç yardımcıları da yoktur.” (Al-i İmran, 91)
Dünya Kazancı ve Âhiret Kazancı Arasındaki Fark
Dünya hayatına râm olup, Allah'ı ve âhireti unutanların ne büyük bir kayıp içinde oldukları görülmektedir. Akıllı olup iman etseler, mallarının bir kısmını zekât olarak, sadaka olarak verselerdi azaptan kurtulmak için dünya dolusu altını feda etme durumunda kalmazlardı. Peşin ve az olan bir dünyevi kazancı hesapsız âhiret kazancına tercih etmek ne büyük gaflettir.
“Onlar hidayete karşılık dalaleti satın aldılar, ancak ticaretleri kazanç sağlamadı. Doğru yolu da bulamadılar.” (Bakara, 16)
Ticaretten maksat ucuza alıp pahalıya satmaktır. Fazlalığa kâr denir. Kâr edemeyip üstelik zarar edenler ne talihsiz insanlardır. Kalıcı olan kerpiç, geçici olan altından daha değerlidir derler. Akıllılık geçici olanın değil kalıcı olanın peşinde olmayı gerektirir. Akıllı kişi sonu yokluk olan varlığa aldanmaz.
“Servet ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür. Ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin katında hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlanmaya daha layıktır.” (Kehf, 46)
EN BÜYÜK KAZANÇ ALLAH’IN RIZASINI KAZANMAK MIDIR?
Kazanç sadece altın, gümüş, mevki, makam, geçici itibar ve şöhret değildir. Bunlar köpük gibi tez zamanda kaybolan şeylerdir. En büyük kazanç her şeyin sahibi ve maliki olan Allah’ın rızasıdır. Ataullah İskenderi ne güzel söylemiş: “Seni bulan ne kaybetmiş, seni kaybeden ne bulmuştur?”
Filozofun şu sözü de hatırlanmaya değer: “Senden başka hiçbir şeyi olmayan ben, senden başka her şeye sahip olanlara acırım.”
Şair ne güzel ifade etmiş: “Senin sevgini kazandıktan sonra malın değeri yoktur. Zira toprak üzerindeki her şey topraktır.” Altın da, gümüş de, kumaş da asıl itibariyle topraktan elde edilir.
Allah'ın rızasını kazanan her şeyi kazanmış, kaybeden ise her şeyi kaybetmiştir. Aslında dünyalık olarak sahip olduğumuz şeyler de bizim değildir.
Biz, bize Mevla tarafından imtihan için verilen şeylerin emanetçisiyiz. İnsanın görevi, bu geçici mülkiyet ve tasarruf hakkını mal ve sermayenin gerçek sahibi Allah'ın rızası istikametinde kullanmasıdır.
İnsanın Gerçek Değeri ve Allah’a Kulluk
İnsanın kendisi Allah'ın en değerli eseridir. Allah'a kul olmak onun değerini artırırken başkalarına kulluk insanın basit bir meta haline gelmesine neden olur. İnsan meta değildir, alınıp satılmaz, kendisi satılmadığı gibi organları da satılmaz, ancak bağışlanabilir. İnsanın yegâne alıcısı Allah'tır. Bedeli de Cennet’tir. “Şüphesiz ki Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe, 111)
Cafer-i Sâdık şöyle demiştir: “Bedenlerinizin cennetten başka fiyatı yoktur, onları ondan başkasına satmayınız.”
Mevlâna ne güzel söylemiş: “Allah bizi satın almakla satılık olmaktan kurtardı. Zira bir mal iki defa satılmaz.”
DÜNYEVİ MENFAAT UĞRUNA MANEVİ DEĞERLERİMİZİ KAYBEDİYOR MUYUZ?
İnsanın satın alıcısı Allah, bedeli de cennet olduğu halde kendisini pek değersiz bir dünyevi menfaat için başkasına satan nice gafiller var. İnanç, ırz, namus, dava, şeref, vatan gibi parayla ölçülmeyecek nice değerler bugün işporta malı gibi pazara düşmüş, insani değerler büsbütün değersizleşmiştir. Maddileşen dünyada satılmayan hiçbir değer kalmamıştır.
Maddi Kazanç Uğruna Manevi Değerlerden Vazgeçmek
Manevi değerlerin ön planda olduğu dönemlerde inançlarını, ırz ve namuslarını, vatanlarını korumak için insanlar canlarını bile feda ederken bugün manevi duyguları ölmüş veya zayıflamış pek çok insan pek küçük dünyevi bir menfaat için her şeylerini satabilir hale gelmiştir.
Kazancı sadece maddi menfaate indirgeyenler, kendilerini bedenden ibaret görenler bir bakıma manen intihar etmiş sayılırlar. İnsanı insan olmaktan çıkaran bu anlayış ve yaşayışa son verebilmek için insanlara parayla ölçülemeyecek şeylerin varlığını öğretmek gerekir. Candan, maldan, şöhretten, mevkiden, makamdan daha değerli şeylerin var olduğunu hatırlatmak gerekir.
En Kârlı Ticaretin Ölçüsü
Eğitimin ana hedefi; insan kalitesini artırmak, dünyevi menfaatler için ulvi değerleri satmayacak, buna mukabil gerektiğinde canını, malını, her şeyini dini, vatanı, milleti, ırzı, namusu, haysiyet ve şerefi uğrunda gözünü kırpmadan feda edebilecek insanlar yetiştirmek olmalıdır.
Ticaret kâr gayesiyle yapılır dedik, en kârlı ticareti Mevla şöyle belirtiyor: “Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti göstereyim mi? Allah'a ve Resulüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (Saff, 10-11)
Yüce Mevla bize neyin kazanç, neyin kayıp olduğunu net bir şekilde açıklamıştır. O'ndan dua ve niyazımız; bizleri belirttiği istikamette hareket eden, böylece dünyayı ve âhireti kazananlardan eylemesidir.
Kaynak: Ali Rıza Temel, Altınoluk Dergisi, Sayı: 487