Allah İnancı Neden Önemlidir?

İMAN

Allah inancının neden gerekli olduğunu, insan hayatındaki önemini ve Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmenin anlamını ele alıyor.

Sonsuz bir ilim, irâde, kudret sahibi olan ve her şeyi yaratan Yüce Yaratıcı’nın varlığına inanmak, ergenlik çağına gelmiş olan her akıllı müslümana farzdır. Aslında her insana farzdır. Ama farz kavramına ancak müslüman inandığı için; “Her müslümana farzdır” diyoruz.

ALLAH İNANCI NASIL ÖĞRENİLİR VE ÖĞRETİLİR?

Âile reisleri, âile bireylerine, Allah’ın varlığını, birliğini, yüceliğini öğretmekle mükelleftir. Küçük yaşlarında çocuklarımıza “Allah inancı”nı öğretmek, en mühim vazifelerimiz arasındadır. Küçük yaşlarında iken Allah inancı öğretilmemiş olan kişiler ise, ergenlik çağlarına geldikleri andan itibaren, bizzat kendileri, dînen, bununla mükelleftirler. “Bana hiç kimse bunları öğretmedi” diyerek mesûliyetten kurtulunamayacağı için bu durumda olanlar kendi imkânlarıyla Yüce Yaratıcı’yı öğrenmeye yönelmek zorundadırlar.

Bugün yeryüzünde çok çeşitli inanca sahip insanlar vardır. Bunlardan her biri doğru inancın kendilerininki olduğunu ileri sürerler. Bizim düşüncemize göre doğru inanç, İslâm’ın bildirdiğidir. İslâm, Allah Teâlâ’nın en son bildirdiği Hak Din’dir. Hz. Muhammed (s.a.v.) son Peygamber, Kur’ân-ı Kerîm de son İlâhî Kitap’tır. Bu bakımdan, inançların doğruluğunun ölçüsü, Kur’ân’dır. Kur’ân’a uymayan inanç ve düşünceler, doğru değildir.

Kur’ân, müslümanların inanç ve düşüncelerinin dayandığı İlâhî Kitap olduğu için bir müslümanın her konuda yegâne başvuru kitabıdır. En doğru bilgilerin kaynağı Kur’ân’dır. Yüce Yaratıcı’nın varlığı, birliği ve büyüklüğüne dair en doğru bilgileri de bize şüphesiz Kur’ân verir. Bunun için Kur’ân’ı düşünerek okumak, doğru anlamak gerekir.

Allah’ın Varlığı ve Birliği Akılla Nasıl Anlaşılır?

Aslında Allah inancı, insana sonradan aşılanan, yapay bir şey olmadığı gibi, zorla kabul ettirilecek bir husus da değildir. İnsanlar Yüce Yaratıcı’nın varlığını, birliğini ve yüceliğini kendi hür irâdeleriyle kabul etmelidirler ki bu inanç, Allah katında bir değer ifâde etsin ve makbul olsun. Küçük yaşlarda çocuklara öğretilmesinin ehemmiyeti, insanların çevreden etkilenmelerinin çoğunlukla kabul edilen bir gerçek olmasındandır. Bunun için Yüce Allah, zaman zaman insanlara peygamberler göndermiştir.

Peygamberler insanlara, hem inanmaları gerekli olan hususların neler olduğunu, hem de Allah’a nasıl ve ne şekilde ibâdet edeceklerini, dînî vazifelerinin nelerden ibâret olduğunu, insanlık ilişkilerini, ahlâkî prensipleri, edep ve görgü kurallarını vb. öğretmişlerdir.

Ama bir peygamber bildirmemiş olsa da insanlar, akıllarıyla, Allah’ın varlığını ve birliğini bilebilirler, daha doğrusu bilmelidirler. Yüce Allah, Kur’ân’da, insanlara, varlığının belgelerini gerek kendi iç dünyalarında gerekse dış dünyada gösterdiğini haber veriyor:

“O’nun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar âyetlerimizi (varlığımızın belgelerini) onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz.” (Fussilet, 41/53) Aklı normal olan ve önceden Allah’ın varlığı hakkında menfî yönde bilgilendirilmemiş ve şartlandırılmamış olan bir insan, gerek kendi yaratılışını, gerekse göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunan canlı cansız varlıkların yaratılışını düşünmek sûretiyle, Allah’ın varlığını kavradığı gibi; varlıkların işleyişini, nizâmını düşünmek sûretiyle de Allah’ın birliğini ve yüceliğini anlayıp kavrayabilir. Gördüğü her şey, ibretle baktığı takdirde, onu, Yüce Yaratıcı’nın varlığına götürür.

ALLAH İNANCI İNSANA HUZUR VE DENGE VERİR

İnsanın var oluş gayesi; Allah’ı tanımak, bilmek, bulmak ve O’na kulluk etmektir. Nitekim bu hususta şöyle buyrulur:

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56) Demek ki insan, Allah’a tam ve doğru bir şekilde inandığı ve kulluk vazifesini doğru bir şekilde yaptığı zaman, gerçek insandır, olgun insandır. Allah’a inanan ve kulluk vazifesini yapan insan, her şeyden önce gerçek iç huzuruna kavuşur.

Yüce Yaratıcı’nın her zaman onun yanında ve yardımında olacağı inancı, onun ruhî dengesini sağlar. İnançlı kişi; ruh sağlığı yerinde, dengeli, normal bir insan olur. Biz toplumda zaman zaman huysuz, hırçın, tatmin olmamış insanlar görürüz. Anlarız ki bunlar Rabbi ile arası düzgün olmayan insanlardır. Bu bakımdan Allah inancı, sadece âhiret hayatı açısından değil, bu dünya hayatının düzenli ve huzurlu olması açısından da gereklidir.

İnanma niyetinde ve düşüncesinde olan insanlar için her şey Yüce Yaratıcı’yı (O’nun varlık ve birliğini) haykırmaktadır. Ama inanma niyet ve düşüncesinde olmayanlara ne deseniz boşunadır. Bizim vazifemiz; hakkı, gerçeği anlatmaktır. İnsaf ve vicdan sahibi olanlar, elbette hakkı ararlar, hakka uyarlar.

Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları