Allah Her An Bizimleyken Biz Kiminleyiz?

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi, “Allah her an bizimle; peki biz kiminleyiz?” sorusundan hareketle, kulluğun özünün Allah’la beraberlik şuuruna ermek olduğunu hatırlatıyor.

RABBİN SENİNLEYKEN SEN KİMİNLEYDİN?

Bir vaiz kürsüde ahiret ahvâlini anlatmaktaydı. Cemaatin arasında Şeyh Şiblî Hazretleri de vardı. Vaiz Efendi, Cenâb-ı Hakk’ın âhirette soracağı suallerden bahsederek:

“İlmini nerede kullandın?” diye sorulacak,

“Malını mülkünü nerede kazanıp nereye harcadın?” diye sorulacak,

“Ömrünü nasıl geçirdin?” diye sorulacak,

“İbadetlerin ne durumda?” diye sorulacak,

“Haram-helâle dikkat ettin mi?” diye sorulacak…

Bunların ardından “şunlar, şunlar da sorulacak” diyerek, hepsi de son derece mühim olan pek çok hususu saydı. Fakat bu kadar tafsilatlı izaha rağmen meselenin özüne dikkat çekilmemesi üzerine Şiblî Hazretleri, yumuşak bir üslupla vaize seslendi:

“Vaiz Efendi! Suallerin en mühimlerinden birini unuttunuz. Allah Teâlâ esas şunu soracak: ‘Ey kulum! Ben her an seninleydim, sana şah damarından daha yakındım; fakat sen kiminleydin?’”

Hisse:

Cenâb-ı Hak zaman ve mekândan münezzehtir. O, sonsuz kudretiyle her an her kulunun yanındadır. Nitekim âyet-i kerîmede buyurulduğu üzere:

“Nerede olsanız O, sizinle beraberdir.”

“Biz ona (insana), şah damarından daha yakınız.”

“Kullarım sana Beni sorduğunda söyle onlara ki Ben çok yakınım.” (İnnî karîb)

“Şunu bilin ki Allah, insan ile kalbi arasına girer.”

Evet, kulluğun özü, Allah’la beraberliğin şuur ve idrakine ermektir. Kulluğun özeti budur. Allah’la beraber olduğunu bir idrak hâline getirirsen işin kolaylaşır ve gafletten kurtulursun.

“Ente Rabbî ve ene abduke” (Sen benim Rabbimsin, ben de Senin kulunum) ifadesini iyi kavramak lâzım. Zaman zaman bazı kardeşlere Seyyidü’l-İstiğfâr’ı anlatırken de diyorum ki: Tasavvufun ve seyr u sülûkun özü bu dört kelimedir. Ardından gelen “ve ene alâ ahdike” ifadesi de şunu ifade eder: “Yâ Rabbi! Sen benim Rabbimsin, ben de Senin kulunum ve ezelde verdiğim sözde durmaktayım.”

Peki verdiğimiz söz neydi? “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” hitâbına “Evet, Rabbimizsin!” diye cevap vermemizdi.

Kalbi “Allah” diyen bir kul, harama el uzatamaz; besmele çekerek bir çelme takamaz; Rabbini zikrederek bir gönle diken batıramaz. En ağır hatalar, günahlar ve mânevî kayıplar, daima Cenâb-ı Hak’tan gâfil kalındığı zaman devreye girer.

Sen O’nunla beraberliğini idrak edersen, elin harama uzanmaz, kimseye çelme takamaz, bir gönle diken batıramazsın. Fakat O’nunla beraber olduğunu unuttuğun anda bu musibetlerin hepsi gelmeye başlar.

İnsan Rabbini unuttuğu vakit nefsinin esareti altına girer ve şeytanın iğvâsına maruz kalır. Dolayısıyla insan, Rabbi ile beraberliği nispetinde hak yolda ve istikamet üzeredir. Ne kadar Rabb’inle berabersen o kadar hak yoldasın; ne kadar O’nun beraberliğini unutursan o kadar savrulursun.