Alimlerin Hayatından Tevazu Örnekleri

İHSAN

Gerçek ilim, bilmediklerini itiraf edebilecek kadar alçakgönüllü olabilmektir. İşte büyük âlimlerin hayatlarından tevâzû ve hikmet dolu örnekler…

Necîb ümmetin büyük âlimleri de pek çok tevâzû misalleri sergilemişlerdir. İmâm Ebû Yûsuf’a bir gün Halîfe Hârun Reşîd bir mes’ele sorar.

ACİZLİĞİNİ İTİRAF EDEN ALİMLER

İmâm Ebû Yûsuf:

“–Bilmiyorum.” diye cevap verir. Halîfenin yardımcısı İmâm Ebû Yûsuf’a:

“–Maaş ve tahsîsâtınız varken bilmiyorum diyorsunuz!..” der. İmâm Ebû Yûsuf da cevâben:

“–Benim maaşım ilmime göredir. Bilmediklerim için de verilecek olsa hazine yetmezdi...” der.

Allâme İmâm Gazâlî de:

“Bildiklerime nisbetle bilmediklerimi ayaklarımın altına alabilseydim, başım göklere değerdi.” buyurmakla aczini îtirâf edip tevâzû sergilemiştir.

Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri, daha icâzet almadan ve talebe sıfatını hâizken bile ilimde temâyüz etmiş ve herkesin alâkasını celbetmişti. Bu sırada kendisini ziyâret eden Süleymâniye Mutasarrıfı Abdurrahmân Paşa’nın, onun ilim ve irfânına hayran kalarak:

“–Süleymâniye medreselerinden hangisini arzu ederseniz oranın müderrisi olunuz.” tarzındaki teklîfini, henüz icâzet almamış bulunduğu için, ilim an’anesine hürmeten; “Bu hizmetin ehli değilim!..” diyerek kabûl etmedi.[1]

Dipnot:

[1]. Heyet, İslâm Âlimleri Ansiklopedisi, İstanbul, ts., Türkiye Gazetesi Yayınları, XVIII, 78.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları