Ahirette Ölümü Temenni Edenler
Dr. Adem Ergül, İnşikak 10-15. ayetler çerçevesinde amel defteri solundan verilen kişinin ahirette yaşayacağı pişmanlığı, ölüm arzusunu ve hesap günü gerçeğini anlatıyor.
Amel defteri solundan verilen kişinin ahirette yaşadığı büyük pişmanlık, ölüm arzusu ve geri dönüşsüz hesap gerçeği çarpıcı bir şekilde anlatılıyor.
İNŞİKAK SURESİ 10-15. AYETLER
“Kimin de amel defteri arka tarafından verilirse,
O, derhal ölümü, yok olmayı isteyecek,
Yanıp kavrulmak üzere alevli ateşe girecektir.
Halbuki o, dünyada âilesi arasında pek keyifli ve sevinç içinde idi.
Çünkü o, hiçbir şekilde Rabbine dönmeyeceğini sanıyordu.
Oysa gerçek sandığı gibi değildi. Çünkü Rabbi onu çok iyi görmekteydi.” (İnşikak suresi, 10-15)
HESAP GÜNÜ ÖLÜMÜ İSTEYENLER
“Ama kimin de defter-i amel, arka tarafından verilirse o kişi derhal ölümü, yok olmayı isteyecek” (İnşikak 10-11); “Keşke toprak olsaydım, yok olup gitseydim” diyecek. Neden? Çünkü cehennemi görecek, cehennemin kükreyişinden ürkecek. Ölüm yok, sürekli azap var. Nasıl ölüm istenmez ki?
Dünyada bile insan, bazen çok acı çektiği bir hastalığa yakalanınca ölümü arzular; “Ya Rabbi canımı al da kurtulayım” der. Dünyada çekilen ızdırap, cehennem azabı karşısında nedir ki?
Batı’da, Amerika’da ve benzeri yerlerde “ötenazi” diye, büyük ağrı çeken insanların kendilerini öldürmelerine izin verilmesi diye bir konu var. Evet, İslam buna müsaade etmiyor; ama şunu ifade edelim: İnsana ölümü isteten nice musibetler olabilir. Allah cümlemizi muhafaza buyursun.
Kıyamet gününde ölüm de yok. Dünyada bir şekilde ölüyorsunuz. Ama öldükten sonra nasıl bir tablo sizi karşılıyor bilmiyoruz. Herkesin ölümü kendi renginde. Herkes neyle karşılaşacağını ölünce görecek. Orada rahat yüzü görecek mi, görmeyecek mi, dünyadaki haline göre elbette…
Ama neticede dünyada o ağlayan, sızlayan, kıvranan insan ölünce duruluyor. Zahiren uykuya geçiyor adeta. Ruh dünyasında neler çektiğini bilmiyoruz, nelerle karşılaştığının farkında değiliz. Fakat zahiren ölüm onun için kurtuluş gibi.
Fakat yeniden diriltildikten sonra ölüm istense de ölüm olmayacak. İşte amel defteri sol tarafından verilen kişi çağıracak: “Ölüm, ölüm!” diye çağıracak; “Neredesin ölüm?” diye çağıracak. “Keşke ben de hayvanlar gibi toprak olsaydım, keşke hiç yaratılmasaydım” diyecek. Ama yapacak bir şey yok ve yanıp kavrulmak üzere alevli ateşe girecektir o kişi. (İnşikak, 12)
“Keşke bana kitabım hiç verilmeseydi, keşke hesabımın ne olduğunu öğrenmeseydim. Ah keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı. Malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm, saltanatım yok olup gitti” diyecek.
Cenâb-ı Hak bunu haber veriyor bize. Hâkka Suresi 25–29’da o günün çığlıklarını, o günün pişmanlıklarını, ahlarını vahlarını Cenâb-ı Hak Kur’an’da bize haber veriyor. Haber veriyor ki dikkatli olalım, kendimize çeki düzen verelim, imanımızı daha da güçlendirelim, salih amellerimizi artıralım diye.
Hâlbuki o kişi, amel defteri sol tarafından verilen kişi dünyada ailesi arasında pek keyifli ve sevinçliydi. Dünyadayken neşeliydi; haram helal demeden mal toplamış, onunla da zevk ü safa sürüyordu. İnsanların makamlarını ayak oyunlarıyla ele geçirmişti belki, şımarmıştı, kibirlenmişti, firavunlaşmıştı, Karunlaşmıştı. Ama ailesi için de mutluydu. “Ağa”ydı belki; kendi kendine “Ne becerikli adamım” diyordu belki.
İşte,
اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ يَحُورَۚ
dünyada ailesi arasında pek keyifli ve sevinçliydi. O hiçbir şekilde Rabbine dönmeyeceğini sanıyordu. Asla öyle bir şey olmayacak gibi bir hayat sürdü. (İnşikak, 13-14)
بَلٰىۚۛ اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِه۪ بَص۪يرًاۜ
Hayır, durum hiç sandığı gibi değildi. Şüphesiz Rabbi onu görüp duruyordu; onun bilgisi, görmesi, işitmesi önündeydi. (İnşikak, 15)