YANLIŞA DÜŞMEKTEN KORUYAN HUY

0

Hüsn-i zan; güzel düşünmek, iyi şeyler temennî etmek, menfî düşüncelerden ve sû-i zandan, yâni kötü düşüncelerden uzak kalabilmektir. Müslümanlar birbirlerine karşı hüsn-i zan beslemeye muvaffak oldukları takdirde, birçok yanlışa düşmekten korunmuş olurlar.

Âyet-i kerîmede sû-i zanna giden yollar kapatılarak şöyle buyrulur:

“Ey îmân edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz, diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O hâlde Allâh’a karşı takvâ sâhibi olun. Şüphesiz Allâh, tevbeyi çok kabûl edendir, çok merhametlidir.” (el-Hucurât, 12)

Peygamber Efendimiz de şöyle buyurmuştur:

“Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalanıdır. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allâh’ın kulları! Allâh’ın size emrettiği gibi kardeş olun…” (Müslim, Birr, 28-34)

HÜSN-İ ZAN BESLEMENİN FAZİLETİ

Yine Efendimiz bir başka hadîs-i şerîfte de şöyle buyurmuştur:

“Ashâbımdan hiç kimse, hiçbir kimsenin kusuru hakkında bana bir şey ulaştırmasın! Ben sizin karşınıza selîm bir kalp ile çıkmak istiyorum.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 28/4860)

İnsanlara karşı hüsn-i zan beslemek, kişiye herhangi bir külfet ve yük getirmez, bilâkis onu nice vebâl ve yorgunluktan kurtarır. Nitekim Hazret-i Ali (r.a.):

“Allâh’ın kullarına karşı hüsn-i zan sâhibi ol. Böyle olursan birçok yorgunluktan kurtulursun.” sözüyle bu hakîkati ne güzel ifâde eder.

Müslümanların, ölmüşleri hakkında da hüsn-i zan sâhibi olmaları, onların affedilebileceğini düşünmeleri gerekir. Bunun aksini düşünmenin, kimseye faydası yoktur.

HÜSN-İ ZAN SAHİBİ OLMAK LAZIM

İnsanlar ve hâdiseler hakkında -gerektiğinde kontrolü de ihmâl etmemek kaydıyla- dâimâ hüsn-i zan sâhibi olmak lâzımdır. Bir mesele hakkındaki gerçek tam olarak bilinmiyorsa, Müslümanların birbirlerine karşı hüsn-i zan üzere bulunmaları, birbirleri hakkında güzel düşünmeleri esastır. Çünkü sû-i zannımız sebebiyle sorumlu tutuluruz. Buna karşılık hatâ etmiş olsak bile hüsn-i zanda bulunduğumuz için hesâba çekilmeyiz. Bütün kaybımız, iyi niyetimiz sebebiyle yanılmış olmaktan ibâret kalır. Fakat bir kimse hakkında sû-i zanda bulunursak, nihâyetinde bunun hesâbını vermek mecbûriyetinde kalırız.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları

HÜSN-İ ZAN NEDİR? NEDEN HÜSN-İ ZAN BESLEMELİYİZ?

HÜSN-İ ZAN NEDİR? NEDEN HÜSN-İ ZAN BESLEMELİYİZ?

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
İSLAM’IN YASAKLADIĞI ALIŞVERİŞ

Şehirlinin köylüye simsarlık etmesini, pazara mal getiren köylüleri pazar dışında karşılayıp mallarını ucuza almasını, kardeşinin satışı üzerine satış yapmasını İslam...

Kapat